Haziran 2021 - Onur Çelikörs

Kediler ve köpekler için aşı takvimi

Kediler ve köpekler için aşılama, evcil dostlarımızın enfeksiyöz hastalıklardan korunması için en güvenli ve ucuz yöntemlerden biridir.

Yavru kedi ne zaman eve getirilebilir?

Bu dünyada yavru kedilerden daha sevimli bir şey olabilir mi? İlginç tuhaflıkları ve minik miyavlamaları onları eve götürmek isteyen kedi severler için karşı konulmaz kılıyor.

Köpek besleme ilkeleri ve mama seçimi

Köpekleri daha doğru beslemek için her gün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Yaklaşık 40 yıl önce sadece et ile köpeklerin sağlıklı şekilde beslenebilecekleri düşünülüyordu.

Kedi ırkları: British shorthair

British Shorthair, kısa, yoğun ve su geçirmez tüylere, kalın bacaklara ve küt uçlu bir kuyruğa sahip, güçlü görünümlü büyük bir kedidir.

Kuş eğitimi için 5 temel öneri

Daha önce bir köpek sahibi olduysanız, muhtemelen ona otur, kalk ve gel gibi tüm temel bilgileri öğreterek eğitim verdiniz. Evcil kuşunuz için de aynısını yapmanız gerektiğini biliyor muydunuz?

Sığırlarda lenf yumrularının palpasyonu

Lenf yumruları (lymphonodi, nodi lyphatici) vücudun belirli bölgelerinde yer alan, ortalama 1-2 cm. uzunluğunda, yuvarlak ya da fasulye şeklindeki oluşumlardır.

Sığırlarda suni tohumlama

Hayvansal üretimin artırılmasının bugün için geçerli iki yolu vardır. Bunlar; birim başına düşen verimi artırmak ve yüksek verimli ırkların devamlılığını sağlamaktır.

Şinşilla yetiştiriciliği


Kürk hayvanları arasında en kaliteli ve pahalı kürke sahip olan şinşillanın anavatanı Güney Amerika'dır. Şinşilla uysal, temiz ve sevimli bir hayvandır, görünüş olarak sincaba benzemekle birlikte, vücudu daha yuvarlak, kuyruğu ise daha kısa ve az tüylüdür. Ergin bir dişi şinşillanın canlı ağırlığı yaklaşık 400-600 gram olup, erkek şinşillalardan 50-100 gram daha ağırdırlar, vücutları 25-30 cm, kuyrukları ise 10-20 cm uzunluktadır. Geceleri daha aktif olan şinşillalar gündüzleri genellikle uyurlar. Şinşillanın başı vücuduna oranla çok daha büyüktür, alt ve üst çenesinde keskin dişleri vardır. Gözleri iri, yuvarlak ve siyah renklidir, kulak uzunluğu yaklaşık 2,5 cm'dir. Ön bacakları beş parmaklı ve çok kısa, arka bacakları ise uzun ve kuvvetlidir. Şinşilla bir fırçaya benzeyen kuyruğunu dengede kalmak için kullanır, dişi şinşilla erkeğe göre daha saldırgandır. Şinşillaların yaşama süreleri 12-20 yıl arasında değişmektedir. 
 
Şinşillalarda Üreme

Şinşillalar yıl boyu kızgınlık gösterebilirler ancak kızgınlığın en yoğun olarak görüldüğü dönem Kasım-Mayıs aylarıdır. Bu dönemde gebe olmayan dişi şinşillalar 28-35 gün arayla kızgınlık gösterirler. Şinşillalar üreme hücrelerini doğumlarından yaklaşık 5-6 ay sonra üretmeye başlarlar ancak bu dönemlerde dişi şinşillanın ve üreme organlarının gelişimi tam olarak tamamlanmamıştır. Bu nedenle gerek kendi gerekse yavrularının gelişmelerinde herhangi bir gerilemeye neden olmamak için 8-9 aylık yaşa ulaşıncaya kadar çiftleştirilmemelidir. Şinşillalar, doğada bir erkek ve bir dişi şeklinde aile oluştururken, çiftlik şartlarında yüksek yavru verimi sağlamak için bir erkek yaklaşık 4-6 dişi ile bir aile oluşturmalıdır.

Şinşillarda gebelik süresi yaklaşık 111 gündür, doğum genellikle sabahın erken saatlerinde olur ve bir doğumda 2-6 adet yavru elde edilir. Gebe şinşillalar; doğum öncesi yuva yapmazlar, yavrular gözleri açık, dişleri mevcut ve vücutları tüylü şekilde doğarlar. Rahatça hareket etme yeteneğine sahip yavrular bir hafta içerisinde katı yiyecekleri yemeye başlarlar. Fakat yavru şinşillalar 6-8 haftalık oluncaya kadar sütten kesilmemelidir. Bu yaşa kadar canlı ağırlıkları yaklaşık 225-250 grama ulaşır, sütten kesilen yavrular annelerinden ayrılarak ayrı kafeslere alınırlar. Bir dişi şinşilla 12 ila 15 yıl kadar damızlıkta kullanılabilir.

Kürk Özellikleri ve Post Elde Edilmesi

Şinşilla kürkü, kül-sarımtırak veya gümüşi renktedir, kürk tüyleri çok sıkı olup, her cm'de 20.000 kadar tüy bulunur. Tüy uzunlukları 1,5-2,5 cm arasındadır ve post üzerinde dik açı yapacak şekilde dururlar. Postta uzun koruyucu, orta koruyucu ve alt-ince olmak üzere üç tipte tüy bulunmaktadır. Alt-ince tüyler uzunlukları boyunca üç farklı renktedirler, alt-ince tüylerin dip kısımları mavi, orta kısımları beyaz, uç kısımları ise uçuk renklidir. Bu durum kürke üflenerek incelendiğinde kolayca fark edilir. En kaliteli kürklerde yün uçları çelik mavisi gri, dipleri ise inci mavisi gri renktedir.


Şinşillalardan elde edilecek post; yaş, besleme ve geliştirme düzeyine göre değişmekle birlikte doğumdan sonraki 10-14'üncü aylardır. Deri ve kürkün en uygun olduğu mevsim ise, Aralık-Mart arasıdır. Deri ve kürkün, uygunluğunu saptamak için; kürke, boynun gerisinden yarı omurgaya doğru üflenir, eğer deri açık ten renginde ise deri ve kürk olgunlaşmasının yeterli, mavi renkte ise yetersiz düzeyde olduğuna karar verilir. Post elde etmek için çeşitli yöntemler kullanılabilir, ancak deri ve kürke en az zarar verdiği için hayvanı kloroform gibi bayıltıcılarla bayıltma veya boynunu kırarak öldürme en yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir.

Öldürme işleminden sonra, hayvanın ilk olarak ön ve arka ayakları ile kuyruk kısmı kesilir, deri, karından baş ucuna kadar ve arka ayakları da iç kısmının ortasından kesilerek post vücuttan çıkartılır. Yüzme işlemi uygulanırken posta herhangi bir zarar vermeden, düzgün bir şekilde çıkartılmasına dikkat edilmelidir. Yüzme işleminin tamamlanmasından sonra post kurutmaya alınmalıdır, bunun için kurutma tahtaları tercih edilmeli ve post tüylü kısmı tahtaya değecek şekilde gerdirilerek asılmalıdır. Kurutma işlemi, hava sirkülasyonunun iyi olduğu odalarda, 4-5 gün süreyle yapılmalıdır. Kurutma süresince oda içi sıcaklığı 10-16°C, nem ise %55 civarında olmalıdır. Kurutma işleminin tamamlanmasından sonra kurutma tahtalarından çıkartılan postlar; düşük rutubete sahip, sıcaklığı 4-5°C olan odalarda saklanmalıdır. Postların bu odalara yerleştirilmelerinde deri deriye gelecek şekilde dizilmelerine özen gösterilmelidir.

Şinşilla Barınakları

Şinşillalar için; kuru ve soğuk iklimler tercih edilmelidir, ani ışık ve ses değişikliklerine karşı çok hassastırlar. Bu nedenle şinşilla barınakları yerleşim yerlerinden uzak yerlere kurulmalı ve barınak içerisinde sessiz ve sakin bir ortam sağlanmalıdır. Kürk kalitesi üzerine ışık, sıcaklık ve nem önemli düzeyde etki etmekte olup, şinşilla barınakları planlanırken bu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Şinşillalar fazla güneş ışığına ihtiyaç duymazla, buna karşın, barınaklarda yeter miktarda pencere ve iyi bir havalandırma tertibatı bulunmalıdır. Barınak içi sıcaklığı damızlık şinşillar için 10-16°C, post üretim sürüleri için ise, 7-10°C olmalıdır. Sıcaklığın 5°C'nin altına düşmesi ve 27°C'nin üstüne çıkması hayvanları olumsuz yönde etkiler ve eğer gerekli önlemler alınmaz ise yavru ölümlerine neden olabilmektedir. Şinşilla barınaklarında nem düzeyinin %55 düzeyinde tutulması kürk kalitesini olumlu yönde etkilemektedir.

Modern çiftlik şartlarında şinşillalar tel kafeslerde barındırılmaktadırlar. Bunun için damızlık şinşilla kafesleri 38 x 60 x 30 cm, post üretim sürülerinin kafesleri ise, 30 x 60 x 30 cm ölçülerinde olmalıdır. Damızlık sürüleri için; aile üniteleri şeklinde kafesler yapılmalı ve her aile 4 dişi 1 erkekten oluşmalıdır. Dişilerin bulunduğu kafes erkeğin rahatça girebileceği şekilde planlanmalı ve dişilerin kafeslerinden ayrılmaları boyunlarına plastik veya metalden yapılmış boyunluklar takılarak önlenmelidir.

Tel kafes yapımında 25 mm x 12.5 mm, 25 mm x 25 mm veya 19 m²'lik galvanize tel örgülü ağlardan yararlanılabilir. Doğum kutusunun büyüklüğünün 25-30 cm², zeminin ise ızgarasız olması önerilir. Doğum kutusuna yataklık olarak talaş veya saman konulabilir. Şinşilla kafeslerinde kum banyoluğu kesinlikle bulunmalıdır, banyoluk 15 x 30 x 8 cm ölçülerinde olabilir. Kum banyoluğu yarısına kadar kuru ve temiz kum doldurulur, şinşilla, günde bir kez yaklaşık 10 dakika kadar kum banyosu yaparak kürkünü temizler. Kafes içine pelet ve kuru ot için yemlik, su ihtiyacını temin içinde suluk konulmalı ve özellikle soğuk iklimlerde sistemin donmasını önleyici tedbirler alınmalıdır. Kafeslere konulan suluk, yemlik ve banyolukların kenarları keskin olmamalıdır.


Şinşilla kafesleri barınak içerisine ya tek tek ya da çok katlı olarak yerleştirilirler. Uygulamada, ekonomik olması nedeniyle 5-6 katlı bateri tip kafesler daha çok tercih edilmektedir. Doğum kutuları, kafes içerisinde sürekli durabileceği gibi, yalnızca doğumun yaklaşmasından belli bir süre öncede yerleştirilebilir. Üst üste yerleştirilen her kafesin veya kafeslerin arasına üsten düşen dışkının toplanması amacıyla kenarları 5 cm kadar yükseklikte sürgülü metal bir tabla konulmalıdır. En alttaki kafes yerden 30 cm yükseklikte yerleştirilmeli ve kafesler arasında 5 cm'lik ara bırakılmalıdır. 

Şinşillaların Beslenmesi

Şinşillar, özel olarak hazırlanan pelet yemlerle beslenirler. Şinşillalara verilecek günlük pelet yem miktarı yaklaşık 20-39 gr (1-2 yemek kaşığı) kadardır. Pelet yemin yanı sıra şinşillalara keten tohumu, ayçiçeği tohumu, taze yeşil yemler, kuru otlar, havuç, pancar ve bazı meyveler de verilebilir. Ancak lahana, kıvırcık ve marul gibi gaz yapıcı bazı sebzeler hayvanlarda gaz oluşturmaları nedeniyle ani ölümlere neden olabilirler. Yemlerin içeriğinde değişiklik yapılacak ise, yeni verilecek yem aniden verilmemeli alıştırılarak verilmelidir. Şinşillalar yemlerini genellikle akşam üzeri veya gece yerler. Bu nedenle yemler, her gün aynı saatte verilmeli ve hayvanların günlük ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmalıdır.

Yemlemede başka bir metot ise gündüzleri sadece kuru ot ile besleyerek, geceleri de 20 gram kadar pelet yem vermektir. Araştırmalar, şinşilla rasyonlarında pelet yemlere göre kuru ot, tahıl ve taze yeşil yemlerin kullanılmasının daha ekonomik olabileceğini göstermiştir. Kış aylarında şinşillalara kuru ot, tahıl, havuç, ağaçların ince kabuk, dal ve sürgünleri ile birlikte tuz ve mineraller verilmelidir. Mayısta yem karmasına yeşil yem de ilave edilir. Verilen yem karışımının %20 selüloz içermesi kabızlığı önlemektedir. Yine tüy dökülmesini önlemek amacıyla, şinşilla başına günlük, minimum 0,1-0,4 miligram B1 vitamini verilmelidir. Yaz ve kış aylarında ve yavru emzirme döneminde şinşillalara günlük olarak verilecek yem çeşitleri ve miktarları aşağıda verilmiştir.


Şinşilla yetiştiriciliğinde doğan yavruların beslenmeleri son derece önemlidir, anne sütü yetersiz veya anne doğum esnasında ölmüş ise; yavruya 1/1 oranında sulandırılmış süt tozu bir damlalık yardımıyla 2 saat aralıkla verilmelidir. Hayvanların önünde sürekli olarak içebildiği kadar temiz su bulundurulmalıdır. 

Şinşilla Hastalıkları

Şinşillalar hastalıklara karşı dirençli hayvanlardır. Bununla beraber, yem, temizlik ve barınak koşullarının yeterli olmaması, önemli sağlık sorunlarına da yol açabilmektedir. Şinşillarda postu oluşturan tüyler son derece sık olduklarından vücutlarında genellikle parazit barındırmazlar. Hastalık belirtileri genel olarak yem tüketiminde azalma, gözlerde sulanma, dışkı atımında azalma şeklinde görülür. Şinşillalarda genel olarak solunum yolu, mide ve bağırsak, orta kulak iltihabı, meme ve üreme organlarına ilişkin hastalıklar görülmektedir.

Listeriosis tipik bir şinşilla hastalığı olmasa da grup halinde barınma koşullarında sindirim sistemi hastalığı olarak yayılabilir. Pasteurella yiyeceklerden bulaşabilir ve daha sonra şinşillalar arasında bulaşabilir. Semptomlar apati, sindirim bozukluğu ve ateştir. Pseudomonas aeruginosa enfeksiyonları doğada yaygın olarak bulunur ve diğer birçok hayvan gibi şinşillaları da etkileyebilir. Şinşilla popülasyonlarında geniş ölümlere ve hamile olanlarda spontan düşüklere neden olabilirler. Veteriner hekim reçetesiyle şinşillaların tedavisinde kloramfenikol, neomisin veya spektinomisin kullanılabilir. İçme sularına çözünmüş sülfonamidler katılabilir.

Damızlık Temini ve Pazarlama

Modern şinşilla üretimi çiftlik şartlarında, Güney ve Kuzey Amerika, Avrupa ve Afrika ülkelerinde gerçekleştirilmektedir. Şinşilla postu üretimi ülkemiz için de çok yeni bir yetiştiricilik dalıdır. Şinşilla yetiştiriciliği yapmak isteyen yetiştiricilerin karlı bir üretim yapmalarının ilk koşulu; damızlık temini, yetiştiricilik, postların elde edilmesi ve özellikle de pazarlama gibi konularda yeterli bilgi edinerek, sağlam bağlantılar kurduktan sonra daha bilinçli bir şekilde şinşilla yetiştiriciliğine başlamaları olmalıdır.

Tavşan yetiştiriciliği


Tavşanlar; yüksek döl verimli ve yemi çok iyi değerlendirerek ürüne çevirme özelliğine sahiptirler. Bu hayvanlar yünü, eti ve kürkü için yetiştirilirler. Tavşan yetiştiriciliği bilhassa Fransa olmak üzere pek çok ülkede yapılmakta olup, henüz ülkemizde yaygın değildir. Bu yazıda konuya ilgisi olan yetiştiriciler için, kolay beslenen çabuk üreyen bu hayvanla ilgili genel ve pratik bilgiler verilecektir.

Tavşan Irkları ve Özellikleri

Tavşan ırklarını genellikle üç grup altında inceleyebiliriz. Cüsse büyüklüğü ve tüy uzunluğuna göre; büyük cüsseli, orta cüsseli ve küçük cüsseli. Verim yönlerine göre; et tavşanları, kürk tavşanları ve yün tavşanları. Ağırlıklarına göre; hafif ırklar, orta ağır ırklar ve ağır ırklar. Tanınmış olan bazı tavşan ırkları ve özellikleri aşağıda özetlenmiştir.

Yeni Zelanda Beyaz: Yaygın et tavşanı ırkıdır. Canlı ağırlık dişilerde 4.5-5.5 kg, erkeklerde 4-5 kg arasındadır. Bir batında (doğumda) 10 yavru doğurur. Anaçlık yeteneği fazladır.

Kaliforniya: Et verim yönlü tavşanı ırkıdır. Yeni Zelanda beyaz tavşanına benzer. Bu ırkta burun, kulaklar ve kuyruk siyahtır. Çabuk gelişir.

Çinçilla: İdeal et ve kürk tavşanıdır. Canlı ağırlık 5 kg civarındadır. Kırçıllı gri görünümlüdür. Bu tavşanların 4-5 aylık kürkleri değerlidir.

Mavi Viyana: Sağlam yapılıdır. Renkleri donuk mavidir. Kürk ve et hayvanıdır. Canlı ağırlık 3.5-4 kg arasındadır.

Ankara Tavşanı: Yün hayvanı olup etlerinden de yararlanılır. Anavatanı Ankara yöresi olduğu için bu ad verilmiştir. Hassas hayvanlardır. Yetiştiriciliği özen ister. Yünün kalitesi, beslenme ve iklime göre değişir. Canlı ağırlık 3.5 kg civarındadır.

Tavşanlarda Üreme

Tavşanlar hızlı üreyen ve bir doğumda birden fazla yavru yapan hayvanlardır. Gebelik süreleri 28-31 gündür. Dişilerin ve erkeklerin ilk damızlıkta kullanılma çağı ırka ve hayvanların gelişme durumuna bağlı olarak değişir. Cinsel olgunluğa erişimi ırklara göre 4-10 ay arasında farklılık gösterir. Dişilerin ilk aşımda kullanılması için ergin canlı ağırlığının %75'ini kazanması gereklidir. Ortalama damızlıkta kullanılma süreleri 2 yıldır. Sürüde 8-10 dişi için bir erkek bulundurulur. Gebeliği önleyen etmenler yalancı gebelik, mevsim, yaş, zayıf kondisyon ve hastalıktır.

Dişi kızgınlık gösterdiğinde huysuzluk, iştah azalması, yuva hazırlaması, suluklara çenesini sürtme gibi belirtiler gösterir. Aşım erkeğin kafesinde yaptırılır. Dişi kafesinde başka tavşan istemez. Aşımın olduğu, erkeğin yana devrilmesinden anlaşılır. Gebelik gerçekleşince gebe hayvanlar sakinleşir, doğumdan 2-3 gün önce göğüs ve karın tüylerini yolarak yuva hazırlamaya başlar. Doğum genellikle gece olur. Doğan yavru sayısı 1-18 arasında değişmekle beraber ortalama 8-10 arasındadır. Yavrular gözleri kapalı ve tüysüz doğar, birkaç gün içinde tüylenme başlar, 10. günde gözleri açılır. Tavşanlar genelde yavrularını günde bir iki kez çoğunlukla sabah emzirirler. Süt verme süresi genelde 6 haftadır. 6 hafta sonra yavrular sütten kesilir. Yıllık yavrulama sayısını arttırmak için 4 haftadan sonra sütten kesim yapılabilir. Sütten kesimden sonra 6-8 adedi bir arada yavru büyütme kafeslerine konulur.

Tavşanlar Nasıl Beslenir?

Yeni doğmuş tavşanın beslenmesi tamamen annesi tarafından sağlanır. Annenin yavrularına ilk 24 saat zarfında verdiği süt özel olup, koruyucu etkilidir. 3 haftalık genç tavşanlar sıvı almaya yavaşlar, 2-3 gün sonrada katı gıda ile beslenebilirler. Tavşanların gece yem tüketim alışkanlıkları olduğu için önlerinde sürekli yem ve su bulundurulmalıdır. Ergin tavşan günde 100-140 gr kesif yem tüketir. 4 haftalık tavşan, ergin tavşanın tükettiğinin yaklaşık üçte birini tüketir. Çevre sıcaklığı arttıkça yem tüketimi azalır, su tüketimi artar. Tavşanların beslenmeleri, dişi veya erkek oluşu, gebe olması, emzirme dönemi, kuruda olması ve besiye alınmasına göre değişir.

Tavşanların beslenmesinde değişik besin maddeleri kullanılabilir. Örnek olarak yonca + dane mısır verilecek ise %65 yonca, %35 mısır uygulanır. Mısır yaş ise oran %45'lere çıkarılır. Yulaf + yonca ise %60 yonca, %40 yulaf kullanılır. Karbonhidratlı yemler; yulaf, mısır, buğday, arpa ve değirmen artıklarıdır. Proteinli yemler; soya, yer fıstığı, keten, susam, pamuk tohumu küspesidir. Kuru ot olarak yonca, fiğ, burçak, soya fasulyesi, yer fıstığı kullanılır. Kuru otlar, hem kilo aldırır hem de yem tüketimini azaltır. Yeşil yemler ve kökler; havuç, patates, şalgam, hayvan pancarı ve şeker pancarı gibi yemlerdir.


Tavşanlar üç farklı şekilde beslenirler:
- İşletmenin kendi ürettiği yemlerle besleme yapılabilir.
- İşletmenin hem kendi ürettiği yem, hem de karma yemler kullanılarak beslenebilir.
- Karma peletle tavşanlar beslenebilir.

İşletmenin hem kendi ürettiği yem, hem de karma yemler kullanılarak yapılacak besleme şekli en uygunudur. Böylece işletmenin meyve ve sebze atıkları değerlendirilmiş olur. Pelet yem verirken yanında muhakkak kuru ot yedirmek gerekir. Yemleme yaparken bazı yemlerin zararlı etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Tavşanlara fazlaca lahana, karnabahar, kolza verilirse guatr hastalığına yol açar. Ispanak ve pazı fazla verilirse kasılmalara neden olur. Soya fasulyesi ile diğer fasulyelerin fazlası da hayvanların büyümelerini engeller.

Çevre Faktörleri

Diğer evcil hayvanlarda olduğu gibi tavşan yetiştiriciliğinde de dört önemli çevre faktörü vardır.

Sıcaklık: Tavşanlar sabit sıcaklığa sahip (sıcak kanlı) hayvanlardır. Tavşanlar bu dengeyi sağlayabilmek için yem tüketimini arttırırlar veya azaltırlar. Çevre sıcaklığının 4 ila 18°C civarında olması tavsiye edilir.

Nem: Tavşanlar %55'ten daha düşük ortam nemine karşı duyarlıdırlar. Sıcaklığın yüksek olduğu devrelerde nemde yüksek olursa hayvanlarda halsizliğe varan rahatsızlıklar görülür. Bunun aksine nem çok az olup hava kuru ise deri ve kürk matlaşır, solunum yolu hastalıkları ortaya çıkabilir.

Havalandırma: Tavşancılıkta havalandırma yapılması; tavşanlar tarafından çıkarılan gazların (CO2), altlık ve gübre ile oluşan gazların (NH3, H2S, CH4 vb.) atılması, oksijen sağlanması, fazla nemin azaltılması ve hayvanların çıkardığı fazla ısının atılması  içindir.

Aydınlatma: Gelişmekte olan tavşanlar ve dişi tavşanlar için önemlidir. Aydınlatma dişi damızlıklarda sinir sistemini ve dolaylı olarak hormonal faaliyeti etkilemektedir. Dişilerin 16 saatlik, erkeklerin 8 saatlik aydınlatma istekleri vardır. Aynı ortamda olan bu tavşanlara 12 saatlik aydınlatma optimum üretimi sağlamaktadır.

Tavşan Barınakları ve Ekipmanları

Barınaklarda gerçekleştirilmesi gereken esaslar, tavşanlar için en uygun şartları sağlaması ve günlük işlerin kolayca yapılmasına elverişli olması gerekir. Tavşan barınakları genelde eğimli arazilerin güney ve güneydoğu tarafı yamaçlarına kurulur. Tavşan barınakları taş, tuğla ve betondan yapılırsa sağlam, temiz ve kuru olur. Tavşan başına 0.8-1 metrekare taban alanı düşünülür. Pencereler taban alanının %5'i kadar olmalıdır. Barınaklarda sıcaklık 10°C'nin altına,  25°C'nin üstüne çıkmamalıdır. Temiz havanın yeterli miktarda ve hızda barınağa girmesi sağlanmalıdır. Tavşan yetiştiriciliğinde kullanılan önemli ekipmanlar; kafes, suluk, yemlik, otluk ve doğum kutusudur.

Kafes: Tavşanların barındırıldıkları kafesler bir, iki ve üç katlı olurlar. Anaç tavşanlar kafeslerde ayrı ayrı barındırılırlar. Kafesler metal ve ahşap olabilir. Bir kafes  80 cm uzunluğunda, 60 cm eninde, 35-50 cm yüksekliğinde olur. Tabanı tel örgü veya ızgara olmalıdır.

Suluk: Tavşanlar yeşil yem yanında kuru yemde tükettikleri için su tüketmek zorundadırlar. Suluklar genelde şişeli ve otomatik şekildedir. Küçük işletmelerde şişeli suluklar kullanılır. Büyük işletmelerde otomatik suluk gereklidir. Verilen su temiz ve taze olmalı, çok sıcak veya  soğuk olmamalıdır.

Yemlik ve otluk: Yemlik ve otluklar kolay temizlenebilen ve dezenfekte edilebilen, kafesten kolayca sökülüp takılabilen tipte olmalıdır. Yemlikler kafes dışına, otluklar kafes içine yerleştirilir. Yemlik ve otluklar kafes dışında doldurulabilmelidir.

Doğum kutusu: Tavşan yetiştiriciliğinde en önemli ekipmanlardan birisidir. Tahta, sunta ve plastikten yapılır. Uzunluğu 40-45 cm, derinliği ve yüksekliği 30 cm'dir. Tahta ve sunta tavşan kemirmesin diye içi madeni bir levha ile kaplanır.

Kesim ve Yüzme İşlemi

Kasaplık tavşanlar 2,5-3 kg olunca kesilirler. Tavşan baş aşağı iken kesilir. Kesimden 15 dakika sonra yüzmeye geçilmelidir. Önce bacak derisi diz altından kuyruğa kadar yüzülür, sonra post aşağı doğru el ile sıyrılarak tulum çıkarılır. Yüzmede mümkün olduğu kadar bıçak kullanmamaya çalışılmadır. Kesikler derinin değerini düşürür. Postta et ve yağ parçası kalmamalıdır.


Tavşan yüzüldükten sonra iç organları temizlenir. Karaciğer yürek ve böbreği tekrar gövde içine bırakılır. Tüm gövde soğuk su ile yıkanır, sonra 2-4°C'deki soğutucuya konularak saklanır. Bütün veya parça olarak pazara sevk edilir.

Yüzülen post hemen boyun kısmı yukarı gelecek şekilde kurutma kalıplarına geçirilmelidir. Üzerinde et, yağ varsa kazınmalıdır. Kurutma yeri 18-22°C sıcaklığında, kuru ve havadar olmalıdır. Böylece 15 gün içinde postlar kurur. Kuruyan post kalıptan çıkarılır, kürklü tarafı güve ve böceklere karşı ilaçlanır. Postları saklandığı yerde böcek, sinek, fare bulunmamalıdır.

Ahır, ağıl, kümes ve çiftlik evi planları


Hayvancılığa barınakların yapımı ile başlanır. Barınak sağlıklı olursa başarı şansı artar. Tersine ilkel ve yanlış yapılırsa sorun üreticinin baş belası olur. Hatalı barınakların sonradan düzeltilmesi çok zor ya da imkansızdır. Başlangıçta planlanan kapasitenin ileride değişebileceği mutlaka ele alınmalıdır. Bu nedenle projelendirmeye başlanırken önce ölçekli bir yerleşim planı yapılmalı, bu plan üzerinde neyin nerede olacağına bu tesislerin ilerde nasıl büyüyebileceğine ve işletme için alt yapı ve ulaşımın nasıl karşılanacağına karar verilmelidir. Yerleşim planı ve yerleşim planı üzerinde düşünülen yapılardan hangilerinin öncelikle yapılacağına ve nasıl bir sistem inşa edileceğine karar verilirken uzman kişilere danışılmalı, plan ve projelerinin özel özenle hazırlatılması sağlanmalıdır. Aşağıdaki linklerden PDF formatında indirebileceğiniz ahır, ağıl, kümes ve çiftlik evi planlarını, kendi işletmeniz için hazırlayacağınız plana yardımcı olması için kullanabilirsiniz.

Ahır Planları


Süt sığırı ahır planı - 1
Süt sığırı ahır planı - 2
Genel amaçlı ahır planı - 1
Genel amaçlı ahır planı - 2
Genel amaçlı ahır planı - 3
Genel amaçlı ahır planı - 4
Genel amaçlı ahır planı - 5
Genel amaçlı ahır planı - 6
Gotik tarz ahır planı
Ahır kapısı detayları
Ahır pencere detayları - 1
Ahır pencere detayları - 2

Ağıl Planları


Kümes Planları


Çiftlik Evi Planları


Yardımcı Yapı Planları


Ahır içi çevre koşullarının kontrolü


Yapılardaki çevre koşullarını, canlının içinde yaşadığı, büyüyüp geliştiği ve verimlerine etkili tüm öğeler oluşturmaktadır. Bakım ve beslenme, ortam havasının sıcaklık ve nemi, kimyasal bileşimi, hava hareketi, yapı elemanlarının yalıtım değeri, yapay ve doğal aydınlatma ve havalandırma bu öğelerdendir. Tarımsal yapılarda çevre koşullarının kontrol ve düzenlenmesi ise ancak bina içerisinde uygun sıcaklık ve nemin korunması, yeterli ışık, havalandırma yolu ile temiz havanın sağlanması ile gerçekleşebilir.

Ülkemizde tarımsal yapılarda çevre koşullarına yeterli derecede önem verilmemektedir. Örneğin iklim koşullarının sert geçtiği yörelerde hayvan barınaklarında bina hacminin küçültülmesi, pencere yüzeylerinin azaltılması, kış ayları süresince havalandırmanın durdurulması veya hayvan sayısının arttırılması yollarına başvurulmaktadır. Bu gibi işlemler aslında üretim üzerinde olumsuz etkiler yaptığı gibi yapıların hizmet ömrünü de kısaltmaktadır.

Hayvan barınakları hayvanları elverişsiz çevre koşullarından koruyacak en uygun üretim ortamını sağlamak ile kolay bir yemlemeye imkân sağlayarak iş gücünden tasarruf etmek amacıyla inşa edilirler. Yapıların, bu iki özelliği birlikte karşılayacak ve hayvanlar için en uygun çevre koşullarını sağlayacak şekilde projelendirilip yapılması, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Bu nedenle, hayvan barınaklarının yapımında veya mevcut olanların iyileştirilmesinde aşağıdaki noktalar daima göz önünde bulundurulmalıdır.

• Yapılar yazın serin, kışın sıcak olmalıdır.
• Ani sıcaklık değişimleri önlenmelidir.
• Yapı elemanlarında nem yoğunlaşması olmamalıdır.
• Fazla miktarda amonyak ve nemin oluşması önlenmelidir.
• Zararlı hava akımları önlenmelidir.
• Yapı içinde uygun sıcaklık, yeterli ışık ve havalandırma ile temiz hava sağlanmalıdır.

Hayvan barınaklarında iç ortam havasının iklimsel özellikleri denilince, genellikle sıcaklık, bağıl nem, hava hareketi ve aydınlatma anlaşılır. Barınak iklimi olarak da adlandırılan bu faktörlerin en uygun sınırlar arasında tutulması, hayvan sağlığı ve verimi yanında insanlar için uygun bir çalışma ortamının oluşturulması ve yapının servis ömrünün uzatılması yönünden de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle hayvan barınaklarının tasarımında öncelikle karar verilmesi gereken konu, barınak içi iklimsel koşulların hangi düzeyde denetleneceğinin belirlenmesidir. Karar aşamasında yapılacak faaliyetin çeşidi ve amacı, yetiştirilecek hayvan türü, ırkı ve yaşı yörenin iklim koşulları ile işletmenin parasal olanakları göz önüne alınmalıdır.

Sıcaklık

Çiftlik hayvanlarının fizyolojik faaliyetlerini etkileyen en önemli çevre faktörü sıcaklıktır. Sığırlar için çevre sıcaklığının 10 °C ile 15 °C arasında olması önerilir. Bu sıcaklık aralığına “konfor bölgesi” adı verilir. Hayvanlar konfor bölgesinde en az yem tüketimiyle en fazla üretimde bulunurlar. Hayvanlar bu aralıkta çevre havası ile olan ısı değişimini fiziksel yollarla düzenleyebilirler. Sıcaklığın özellikle alt ve üst kritik değerlerinin dışına çıkması, hayvanların ısı üretimlerini olumsuz yönde etkileyerek verim kaybına, hatta ölüme neden olabilmektedir.

Çevre sıcaklığı çok düştüğünde vücut sıcaklığını korumak için damarlar daralmaya ve vücut örtüsü dikleşmeye başlar. Derideki damarlarının daralması, kanın deri yüzeyine akışını ve o alandaki ısı iletkenliğini ve ısı akışını azaltır. Vücut örtüsünün dikleşmesiyle, örtü arasında hava kalacağından yalıtım değeri artar.

Sığır, koyun ve kümes hayvanları, ter bezlerinin yetersizliği nedeniyle genellikle terlemeyen hayvanlar grubunda sayılırlar. Terlemeyen hayvanların yüksek sıcaklıktaki ortamlara uyum sağlamaları güçtür. Bu nedenle bu hayvanlar soğuk ortamlara sıcak ortamlardan daha kolay adapte olurlar. Güneş ışınları, hayvan performansı ve yemleme etkinliği yönünden büyük bir öneme sahiptir. Hayvanların güneşte uzun süre kalması ısı baskısını artırır. Yüksek çevre sıcaklığının hayvanlar üzerine olan olumsuz etkileri, aşırı güneşlenme, yüksek bağıl nem ve düşük hava hareketi ile birlikte artar.

Bağıl nem

Hayvan barınaklarında uygun çevre koşullarının göstergesi olarak sadece sıcaklığın alınması yeterli değildir. Hayvan sağlığı yönünden hayvanların bulunduğu ortamın bağıl neminin de dikkate alınması gerekir. Hayvan barınaklarında bağıl nemin hayvanlar üzerindeki etkisini sıcaklıkla birlikte değerlendirmek gerekir. Bu nedenle, uygun sıcaklık aralığında bağıl nemin % 70–80 den fazla olmaması istenir. Ancak çok düşük çevre sıcaklığında bu değer % 85 alınabilir ki bu da izin verilen en yüksek nem sınırıdır.

Aydınlatma

Hayvan barınakları planlanırken yeterli bir aydınlatmanın sağlanmasına çalışılmalıdır. Çünkü aydınlatma hayvan barınaklarında sağlık koşullarının oluşturulması yönünden önemlidir. Çiftlik hayvanlarının yaşamlarını sürdürmelerinde, verimliliklerinde ve döllenme etkinliklerinin harekete geçirilmesinde ışığın önemi büyüktür. Barınaklarda istenilen sağlık koşullarını sağlamak ve verimliliği artırmak için aydınlatma yeterli olmalıdır.

Hayvan sağlığı için doğal ışık, su ve hava kadar gerekli bir ihtiyaçtır. Ayrıca ahır içi işlerin yapılabilmesi için ahırda aydınlığın sağlanması şarttır. Süt sığırı barınaklarında aydınlatmanın süt verimi üzerinde de etkili olduğu araştırmalarla saptanmıştır. Özellikle kapalı süt sığırı ahırlarında yeterli düzeyde doğal ve yapay aydınlatma sağlandığında süt veriminde artış sağlanabilmektedir.

Hayvan barınaklarında öncelikle doğal aydınlatmadan yararlanılmalıdır. Bu amaçla pencereler kullanılmaktadır. Hayvan barınaklarında pencere alanı belirlenirken bölgenin iklim koşulları faaliyetin çeşidi ve amacı dikkate alınmalıdır.

Soğuk bölgelerde kapalı ahırlarda pencere alanı, taban alanının % 3,5; ılık bölgelerde % 5; sıcak bölgelerde % 10’u oranında olmalıdır. Pencereler ahır içinde yeterli aydınlatma sağlamalı ve güneş ışığının ahır içine girmesine imkân vermelidir.

İki sıralı ahırlarda pencereler karşılıklı uzun duvarlara eşit aralıklarla yerleştirilmelidir. Pencerelerin ahır tabanından yüksekliğinin yemlik yoluna yakın kısımlarda 1,20 m hayvanların yaklaşabildiği kısımlarda ise 1,50 m olması uygundur. Doğal ışıktan yararlanılamayan kısımlarda ve akşam karanlığında ahırın yapay aydınlatılmasında 40-50 metrekarelik taban alanı için 100 watt’lık ışık yeterlidir. Duraklı ahırlarda ışık kaynağı idrar kanalı üzerinde, sağ ve sol tarafta olmalıdır.

Kuzey enlemlerinde havanın daha soğuk olması nedeniyle hayvanlar güneş ışınlarına fazla miktarda gereksinim duymaktadır. Bu amaçla hayvan barınakları yıl boyunca güneş ışınlarını daha fazla alacak şekilde yapılmalıdır.

Havalandırma

Hayvan barınaklarında havalandırma, hayvanlar için yeterli sağlık koşullarının oluşturulması, üretimin artırılması, uygun çalışma koşullarının sağlanması, ekipman ve binaların kullanım sürelerinin uzatılması yönünden büyük önem taşımaktadır.

Kış mevsimindeki havalandırmanın temel amacı, barınak içindeki bağıl nemin sabit tutulmasını sağlamaktır. Sıcak hava, soğuk havaya nazaran daha fazla rutubet tutabilme kabiliyetindedir. Kış aylarında hayvanların yaydıkları ısı sebebiyle havalandırma girişlerinden barınak içerisine giren havanın sıcaklığı bir miktar yükselir ve dolayısıyla rutubet tutma kabiliyeti de artar. İçeri giren hava, barınak havasında ve altlıkta bulunan mevcut rutubetin havalandırma çıkış bacası vasıtasıyla tahliyesini sağlar. Dışardan gelen bu hava akımı içerde uzun müddet kalırsa, izolasyon yapılmamış soğuk duvarlar ve camlar ile teması halinde sıcaklığını kaybeder ve içeriye ilk girişte ısınması sebebiyle bünyesinde tuttuğu rutubeti bu defa soğuması sebebiyle cam, duvarlar ve tavan üzerine bırakır. Tavanda ve duvarda çiğlenen su taneciklerinin hayvanların üzerine damlaması, hayvan sağlığı ve verimi yönünden son derece olumsuz sonuçlar doğurur.

Hayvanların vücut ısılarının bir miktarını ortama aktarmaları sebebiyle çevrelerindeki hava ısınır. Isınan havanın hacmi genişler, yani birim hacim ağırlığı azalır ve ısınan hava yükselmeye çalışır. Bu sebeple barınak dışındaki soğuk ve birim hacim ağırlığı fazla olan hava, havalandırma giriş deliklerinden barınak içine girerek içerideki sıcak havayı yukarıya doğru kaldırır. Hayvanların ortama ısı vermeleri devamlı olduğundan yukarıya doğru hava akımı da devamlıdır. Bu sıcak hava çatıdaki havalandırma bacasından barınağı terk eder. Yükselen ve barınağı terk etmek için havalandırma bacasına yönelen havanın soğumamasını sağlamak için çıkış bacasının çok iyi yalıtılmış olması gerekir. Aksi takdirde, yalıtılmamış, soğuk baca iç yüzeyine çarpan nemli sıcak hava burada yoğunlaşarak nemini bırakacaktır.

Mevcut barınakların iyileştirilmesinde havalandırma çıkış bacası hayvan sayısına göre hesaplanmalıdır. Küçük kapasiteli ahırlarda bir adet yapılması düşünülen baca tercihen barınağın tam ortasına yani çatının en yüksek kısmına gelecek şekilde planlanmalı, dik ve düz olarak tertiplenmelidir.

Havalandırma sisteminde hava akışı

Havalandırma sisteminin esasları şunlardır;
- Havalandırma sisteminde uygun şekilde yerleştirilmiş yeterli sayıda ve boyutta hava giriş delikleri mevcut olmalıdır,
- İçeriye giren havaya; döşeme veya tavanı yalayıp geçmeyecek, dışarıya doğru akışı güçleştirmeyecek ve hayvanların üzerinde hava cereyanı oluşturmayacak şekilde yön verilmelidir.
- Dışarıya atılacak havanın binayı uygun bir hızda terk etmesini sağlayacak kapasitede bir hava çıkış deliği mevcut olmalıdır. Bu çıkış deliği uygun bir fan, muntazam planlanmış bir delik veya çatı aşıkları arasında bu amaç için bırakılmış açıklıklar olabilir,
- Rüzgârın olup olmaması havalandırma sisteminin iyi bir şekilde çalışmasına engel olmamalıdır,
- Havalandırma sistemi ani hava değişikliklerinde dahi çalışabilmelidir.

Hayvan barınaklarında genellikle iki tip havalandırma sistemi kullanılır. Bunlardan biri tabii havalandırma (tabii çekimli), diğeri ise suni (elektrikle çalışan, mekanik, fanlı veya cebri çekimli) havalandırmadır. Rüzgâr ve sıcaklık farkı gibi doğal kuvvetlerin etkisiyle gerçekleşen havalandırmaya, doğal havalandırma adı verilir. Havalandırma oranı iç ve dış ortam sıcaklık farkına, rüzgâr hızı ve yönüne, yakın çevrede bulunan tepe, ağaç ve bina gibi engeller ile binadaki hava giriş çıkış açıklıklarının tasarım ve yerleşimine bağlıdır. Doğal havalandırmada, yapı içerisindeki kirli havanın dış ortama atılması ve temiz havanın yapı içerisine alınmasında iki kuvvet etkilidir. Bunlar, rüzgâr ve iç-dış ortam sıcaklık farkıdır.

Rüzgâr etkisinin çok az olduğu kışın soğuk dönemlerinde, iç ve dış sıcaklık farkı etkisiyle havalandırma işlevinin yerine getirilmesi için doğal havalandırmalı barınaklarda çatı eğiminin 14 dereceden az olmaması önerilir. Bu değerden daha küçük çatı eğimine sahip barınaklarda, barınak içerisinde ısınan havanın, çatının en yüksek kısmına (çatı mahyasına) yerleştirilen hava çıkış açıklıklarına yönlenmesi ve dışarı çıkması zorlaşır. Bunun sonucu olarak da havalandırma etkinliği düşer. Çatının alt yüzeyinin düzgün olmaması havalandırma etkinliğini azaltan diğer bir etmendir.

Ilıman iklim (ılık hava) koşullarında rüzgârın doğal havalandırmadaki etkisini arttırmak için, barınak yan duvarlarına yapılacak hava giriş açıklıklarının yeterince büyük olması gerekir. Soğuk havalarda rüzgârın hayvanlar üzerinde yaratacağı olumsuz etkiyi (stresi) önlemek için, yan duvarlar üzerindeki hava giriş açıklıkları büyük oranda kapatılmalıdır. Soğuk iklim koşullarında saçak altına yakın bölgede bırakılacak 0,1-0,2 metre genişliğindeki hava giriş açıklıkları, gerekli taze havanın barınak içerisine girmesi için çoğu kez yeterli olur.

Hava giriş delikleri, içerisine giren taze havayı, duvarlar boyunca tavana doğru yöneltecek şekilde planlanmalıdır. Bu suretle, giriş deliğinden barınak içerisine giren taze havanın duvar boyunca yukarı doğru yönelip tekrar zemine doğru dönmesiyle barınak içerisindeki hayvanları rahatsız edecek şekilde bir hava cereyanı meydana getirmesi önlenmiş olur.

Ahırlarda yapı düzenlemesi ve ekipmanlar


Hayvan barınaklarından beklenilen amacın yerine gelmesinde en çok üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, ahır tabanının iyi bir şekilde düzenlenmesidir. Ahır planlanmasında bir sığır için gerekli alan; sığırın cinsine, yaşına ve ağırlığına bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle hayvanların yaşı, cinsiyeti ve sayısı dikkate alınmalıdır.

Ahırdaki hayvan sayısı 10-12 veya daha az ise ahırlar tek sıralı olarak düzenlenir. Başlangıçta inek sayısı az, fakat gelecekte bu sayının arttırılması düşünülüyorsa, ahırların iki sıralı olarak düzenlenmesi uygundur. İki sıralı ahırlarda inekler ya birbirine bakacak ya da dışarıya bakacak şekilde düzenlenirler. İnekler birbirine bakarlarsa yemlik yolu ortada, dışarıya bakarlarsa servis yolu ortada olur. Yemlik yolu ortada olunca, yemleme kolay ve çabuk yapılmasına karşılık, temizlik ve sağım zaman alıcıdır. Servis yolu ortada olunca, yemleme uzun zamanda, temizlik ve sağım kısa zamanda yapılır. Bu konuda yapılan araştırmalarda, ahırlarda günlük iş zamanının % 60-65'inin sığırların arkasında, % 15-20'sinin sığırların ön tarafında ve % 20-25'inin ahırın diğer kısımlarında geçtiği saptanmıştır. Bu nedenle durakların hayvanlar dış duvarlara bakacak şekilde planlanması iş gücü bakımından daha uygun olacaktır.

Kaymayı engelleyici durak tabanı

Ahır tabanının beton olması, temizliğin kolay yapılmasını sağlar. Hayvanların kaymalarını önlemek için taban yüzeyi pürüzlendirilmelidir. Izgara tabanlı ahırlarda gübre temizliği kolay olmakla birlikte, uygun ızgara kullanımı önemlidir.

Izgara tabanlı ahır

Duraklar

Duraklı ahırlarda, ahır tabanı düzenlenmesinde en önemli unsur duraklardır. Duraklar uzun, orta ve kısa olmak üzere üç tiptir. Kısa duraklarda hayvanın gübresi doğrudan idrar kanalına düşer, hayvanların meme kısmı temiz kalır ve altlık gereksinimi azalır. Buna karşın diz zedelenmeleri daha sık görülebilir. Uzun duraklarda fazla miktarda altlığa gereksinim duyulmaktadır ve inşa maliyeti yüksektir. Kısa ve uzun durakların sakıncalarını ortadan kaldırmak için orta uzunluktaki duraklar yapılması daha uygundur. Ahır tabanının düzenlenmesinde esas unsur olan duraklar, dikilme platformu, yemlik ve yemlik yolu, idrar kanalı, servis yolu ve özel bölmelerin iyi planlanması büyük öneme sahiptir. Barındırılan hayvanların ırkı, sayısı, yörenin ikim şartları, ahır tipi gibi durumlara göre ahır tabanını oluşturan unsurlar boyutlandırılmalı ve yerleştirilmelidir.

Durak detayı

Duraklarda her bir inek için belirli bir genişliğin ayrılması gerekir. Durak genişliği, hayvanın ırkına, canlı ağırlığına ve bağlama düzenine göre belirlenmelidir. Dar duraklar ineklerin yatıp kalkmalarını güçleştirir, yaralanmalara neden olur. Çok geniş duraklar ise hayvanların durağa paralel yatmayarak birbirlerini rahatsız etmelerine ve gübreyi yattıkları yere bırakıp vücutlarının kirlenmesine neden olurlar. Ülkemiz koşullarında 110-125 cm’lik durak genişliği uygun olur.

Duraklarda yatan hayvanlar

Dikilme platformu, hayvanların ahırda bulunduğu zamanlarda, yatarak veya ayakta dinlendiği kısımdır. Dikilme platformu uzunluğu hayvanın cins ve ırkına göre kısa, orta ve uzun olabilir. Kısa tip duraklarda dikilme platformu uzunluğu 135-150 cm arasında, uzun tip duraklarda dikilme platformu uzunluğu 180-215 cm arasında ve orta tip duraklarda ise dikilme platformu uzunluğu 150-170 cm arasında değişir. Dikilme platformu tabanı idrar kanalına doğru % 2-4 eğimli olmalıdır. Aynı sırada yan yana olan durakları birbirinden ayıran bölmeler, yuvarlak demir borudan yapılabilir. Bölmeler, yemlik ile durma yerini ayıran eşikten başlayarak servis yoluna doğru 90–105 cm kadar uzatılmalıdır.

Duraklarda, hayvanın durduğu yer ile yemlik arasında eşik üzerinde, ineğin bağlı kalmasını sağlayan bağlama düzenleri vardır. Bu bağlama düzenleri ineğe yem yerken, yatarken ve ayakta olduğu zamanlarda yeterli hareket olanağı sağlamalıdır.

Farklı durak çeşitleri

Yemlik Yolu ve Yemlikler

Yemlik yolu, yemin yemliklere dağıtımında ve gereken hallerde yemliğin temizlenmesinde kullanılan kısımdır. Yemlik genişliği yemin insan gücü ile dağıtılması durumunda 80-100 cm, traktörle çekilen bir römorktan yapılması durumunda 300-420 cm arasında olmalıdır. Yemlik tabanı hayvanın durma yeri ile aynı düzeyde ya da bundan 5-7,5 cm yüksekte olabilir. Yemlikle durma yeri arasındaki eşik, durma yerinden 17,5-20 cm yüksek olmalıdır. Bağlı ahırlarda eşikler fazla yüksek yapılırsa, hayvanlar dinlenirken başlarını yemlik üzerine uzatmayacaklarından geri çekilmek zorunda kalırlar. Bu durum, dikilme platformu uzunluğunun fazlalaşması ahır genişliğinin ve ahır maliyetinin artmasına neden olur. Dikilme platformu ile yemlik aynı düzeyde olursa, durak maliyetinin düşmesine karşılık, yem kaybı artar.

Yemlikler

Yemlik kilitleri

İdrar Kanalı

İdrar kanalı, idrar ve gübrenin temizleninceye kadar toplandığı yerdir. İdrar kanalının genişliği 30-40 cm olabilir. İdrar kanalının daha dar olması, temizliğin yapılmasını güçleştirir. Eğer temizlik aletle yapılacaksa, idrar kanalının derinliği servis yolu tarafında 20 cm, dikilme platformu tarafında ise 25 cm olması uygundur. İdrar kanalı, ahır uzunluğu boyunca bir uca veya ortaya doğru % 1-2 eğimli olmalıdır. İdrar kanalı üzerine yerleştirilen mafsallı bir ızgara, hayvanların kirlenmesini önler.

İdrar kanalı

Servis Yolu

Servis yolu, ahır temizliği ile sağım işlerinde kullanılan ve hayvanların ahıra giriş ve çıkış yaptığı kısımdır. Servis yolunun genişliği, ahır içi temizliğinde kullanılan alet ve ekipmanlara bağlıdır. Tek sıralı ahırlarda bu değer 120-150 cm iken, çift sıralı ahırlarda 150-250 cm arasında değişir. Soğuk bölgelerde tek sıralıların 100 cm, çift sıralıların 120 cm olması yeterli olabilmektedir. 

Ahır Genişlikleri

Tek ve çift sıralı ahırlarda, bir durağın boyutlarının toplamı ahır genişliğini verir. Bunlar yemlik yolu genişliği, yemlik genişliği, dikilme platformu uzunluğu, idrar kanalı genişliği ve servis yolu genişliğinin toplamıdır.

Tek sıralı ahır iç detayı

Tek sıralı ahırda durak detayı

Tek sıralı ahırın genişliği = yemlik yolu genişliği + yemlik genişliği + dikilme platformu uzunluğu + idrar kanalı genişliği + servis yolu genişliği'dir. Bu uzunlukların bölgelere göre değerleri aşağıdaki gibidir.

Yemlik Yolu (cm) Yemlik Genişliği (cm) Dikilme Platformu (cm) İdrar Kanalı (cm) Servis Yolu (cm) Ahır Genişliği (cm)
Soğuk Bölgelerde 80 70 170 30 100 450
Ilık Bölgelerde 90 70 170 35 110 475
Sıcak Bölgelerde 100 70 170 40 120 500

Suluklar

İneklerin su gereksinimi otomatik suluklar ya da şamandıralı suluklarla sağlanır. Çevre sıcaklığına bağlı olarak değişmekle birlikte ineklerin su gereksinimi, 1 günde yaşama payı için 40-50 litre ve yaşama payına ilave olarak bir litre süt üretimi için 4 litredir. Günlük 25 litre süt verimi olan bir inek ortalama 150 litre su tüketir. Bu miktar yaz aylarında artış gösterir.

Suluklar

İnekler istedikleri zaman suya ulaşabilecekleri şekilde suluklar yerleştirilmelidir. Sabah akşam su verilmesi hayvanlarda verim düşüşüne ve sindirim ile ilgili hastalıkların görülmesine yol açar. Suluklar hayvanların bireysel veya çok sayıda hayvanın ortak olarak kullanabileceği şekilde imal edilmektedir. Bireysel suluklar bağlı duraklı ahırlarda, revir, doğumhane ve buzağı hanelerde kullanılırken serbest duraklı ahırlarda ise tercih edilmezler. Elli hayvana 1 adet donmaz suluk hesap edilmelidir.

Kaşıntı Fırçaları

Sığırların tımarını sağlayan kaşıntı fırçaları aynı zamanda kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Ahırlardaki kaşınma fırçası 25 hayvana 1 adet düşecek şekilde hesaplanmalıdır.

Kaşıntı fırçaları

Gübre Sıyırıcı ve Gübrelik

Ahırdaki gübrenin temizliğinde kullanılan otomatik sıyırıcı sistem işçiliği azaltarak ahır temizliğini kolaylaştırmaktadır.

Gübre sıyırıcı sistemler

Ahırın günlük temizliği sırasında dışarıya çıkarılan gübrenin yığılıp, korunduğu bir gübre çukuru gerekir. Gübre çukurlarının hacmi gübreyi yığma yüksekliğine, altlık miktarına ve gübrenin gübrelikte kalma süresine göre değişir. Gübreliğin 3 ya da 6 ayda bir boşaltılacağı varsayılır. Bir ahır için gübre çukuru hesaplanmasında 1 hayvanın, 1 aylık gübresinin saklanması için 0.75-1.00 m³’ lük bir hacme ihtiyaç duyulmaktadır.

Gübre çukuru detayları

Gübrelik alanları

Ahır temizliğinde kullanılan su, ayrı bir septik tankta biriktirilebilir. Ayrı bir septik tank yerine gübrelikle bir şerbet çukuru yapılacak ise, 500 kg canlı ağırlık için 0,5 m³'lük bir hacim hesaplanmalıdır.

Gezinti Avluları

Gezinti avluları rüzgardan en az etkilenecek şekilde konumlandırılmalıdır. Gezinti avlusunun tabanı yağmurlu havalarda çamur oluşumunu engelleyecek şekilde parke taşıyla döşenmeli veya sıkıştırılmış toprak üzerine 10-15 cm kalınlıkta kum serilmelidir. Gezinti avlusunda inek başına en az 5,5-5,6 m² alan veya en az dinlenme yeri için ayrılan alana eşit bir alanın ayrılması yeterlidir. Ancak olanaklar elveriyorsa her bir inek için 9–10 m² alan ayrılması istenir.

Gezinti avlusu detayı

İyi bir drenaj sağlayabilmek için gezinti avlusu ahırdan itibaren dışa doğru % 2-4 eğimli olmalıdır. Yabani hayvan tehlikesi olan yerlerde gezinti avlusu duvar veya çitlerle çevrilmelidir. Çitlerin veya duvarın yüksekliği en az 135 cm olmalıdır.

Sağımhane Planlaması

Sağımhaneler süt çiftliklerinde büyük ya da küçükbaş hayvanların sütlerinin el değmeden hızlı, sağlıklı ve kaliteli olarak sağılıp, hızlı bir şekilde soğutulup depolanmalarını sağlamak amacıyla kurulurlar. İnek sayısının 10 ve daha çok olduğu işletmelerde makineyle sağım bir zorunluluktur.

Sağımhaneden bir görünüm

Sağım makinesi ve sistemleri daha kaliteli süt elde edilmesine, işgücünün daha ekonomik kullanılmasına, otomasyona ve birim zamanda daha fazla inek sağılmasına imkan verir. Bunların yanında süt üretiminin artmasına katkıda bulunur. Balık kılçığı, paralel, rotary ve robotlu sağım gibi farklı sağım sistemleri vardır.

Balık kılçığı sağım sistemi

Sağmal hayvan sayısı 50 olan bir süt sığırı işletmesi için 2x3 balık kılçığı veya paralel sağım sistemi yeterli olurken, hayvan sayısı 100 olan bir süt sığırı işletmesi için 2x6 balık kılçığı veya paralel sağım sistemi gerekmektedir.

Kaba Yem Deposu

Kaba yemler, sığır ve koyun gibi geviş getiren hayvanların beslenmesinde vazgeçilmez öneme sahiptirler. Kaba yemler gerek ekonomik yem kaynakları olmaları nedeniyle gerekse sindirim fizyolojisi bakımından önemli işlevlere sahip olmaları nedeniyle yaşamsal öneme sahiptir.

Kaba yem deposu

Hayvan beslemede çok önemli olan kaba yemlerin yağmur, kar, rüzgar gibi olumsuz çevre şartlarından en az düzeyde etkilenecekleri ve kolayca alınabilecekleri kaba yem depolarının yapılması gerekmektedir. Kaba yem deposu, yüksek, üstü beşik çatıyla örtülü ve etrafı açık veya branda ile kapatılmış basit bir yapı tarzında düzenlenebilir. Kaba yem deposu yüksekliği en az 5 m olmalıdır. Kaba yem muhafaza yerlerinin büyüklüğü hayvanların tükettikleri yem miktarına, yemin yığılma yüksekliğine ve yemlerin birim ağırlığına bağlı olarak belirlenmelidir. Hacmin belirlenmesinde, yonca kuru otunun balyalı halde birim hacim ağırlığı 180-200 kg/m³, buğday ve arpa sap ve samanı için 160-180 kg/m³ alınabilir.

Silolar

Modern hayvancılıkta ucuz ve sağlıklı bir yem maddesi olan kanatlı hariç tüm hayvan türlerinde kullanılan silajlar kısa tanımıyla, yeşil yemlerinin turşu olarak depolanmasına denir. Silajın yapılıp saklandığı yerlere silo denir. Yapıldıkları malzemeye göre toprak, ahşap, beton, çelik silolar olduğu gibi düz, çukur ve yüksek silolar olarak adlandırılır. Hayvancılık işletmelerinde kullanılan silolar yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gereklidir.

- Silo yeri, hayvan barınaklarına yakın bir yerde olmalıdır.
- Silo suyunun tahliyesi için %1-2 eğimli olmalı ve verimsiz alanlar kullanılmalıdır.
- Süt yabancı kokulara duyarlı olduğundan silo yeri doğrudan barınağa bağlantılı olmamalıdır.
- Silonun büyüklüğü mevcut hayvan sayısının silaj ihtiyacını karşılayacak büyüklükte olmalıdır.
- Dışarıdan hava girişi olmamalıdır.
- Sıkıştırma ve kapatma işlemleri için yeterli derinlikte olmalıdır.
- Sağlam olmalıdır (özellikle çayır silajı için)
- Fazla suyun tahliyesi için kanal veya tabanı çakıl ve benzeri materyalle döşenmiş olmalıdır.
- Yapı materyali silaj suyunu emmemelidir ve bu sudan etkilenmemelidir.
- Maliyeti düşük olmalıdır.
- Silo genişliği 4-6 m, uzunluğu 15-20 m, yüksekliği 1-2 m olmalıdır.

Silaj çukuru

Silo büyüklüğünün tespiti

Örneğin, 30 adet süt sığırımız var, bunları 240 gün silajla beslemeyi düşünüyorsak ve günlük 15 kg silaj vereceksek; 30x15x240=108.000 kg silaj yapmamız gerekir. 108.000/600=180m³’lük siloya ihtiyacımız olacaktır. Bunun için uzunluk x genişlik x yükseklik = 18 x 5 x 2 m ebatlarında bir silo yapmamız gerekmektedir. Silajını yapabileceğimiz bazı yem maddelerinin birim alandaki ağırlıkları aşağıdaki gibidir.

- Çayır Otu: 680-800 kg/m³
- Şeker Pancarı: 700-900 kg/m³
- Patates: 800-1000 kg/m³
- Mısır Hasılı: 650-750 kg/m³
- Yonca: 450-600 kg/m³