Mayıs 2021 - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Kediler ve köpekler için aşı takvimi

Kediler ve köpekler için aşılama, evcil dostlarımızın enfeksiyöz hastalıklardan korunması için en güvenli ve ucuz yöntemlerden biridir.

Yavru kedi ne zaman eve getirilebilir?

Bu dünyada yavru kedilerden daha sevimli bir şey olabilir mi? İlginç tuhaflıkları ve minik miyavlamaları onları eve götürmek isteyen kedi severler için karşı konulmaz kılıyor.

Köpek besleme ilkeleri ve mama seçimi

Köpekleri daha doğru beslemek için her gün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Yaklaşık 40 yıl önce sadece et ile köpeklerin sağlıklı şekilde beslenebilecekleri düşünülüyordu.

Kedi ırkları: British shorthair

British Shorthair, kısa, yoğun ve su geçirmez tüylere, kalın bacaklara ve küt uçlu bir kuyruğa sahip, güçlü görünümlü büyük bir kedidir.

Kuş eğitimi için 5 temel öneri

Daha önce bir köpek sahibi olduysanız, muhtemelen ona otur, kalk ve gel gibi tüm temel bilgileri öğreterek eğitim verdiniz. Evcil kuşunuz için de aynısını yapmanız gerektiğini biliyor muydunuz?

Sığırlarda lenf yumrularının palpasyonu

Lenf yumruları (lymphonodi, nodi lyphatici) vücudun belirli bölgelerinde yer alan, ortalama 1-2 cm. uzunluğunda, yuvarlak ya da fasulye şeklindeki oluşumlardır.

Sığırlarda suni tohumlama

Hayvansal üretimin artırılmasının bugün için geçerli iki yolu vardır. Bunlar; birim başına düşen verimi artırmak ve yüksek verimli ırkların devamlılığını sağlamaktır.

Kanatlı hayvanlarda vitamin ve mineral madde eksiklikleri


Her canlı gibi civcivlerin, piliçlerin ve tavukların da vitaminlere ihtiyacı vardır. Verim beslenemeye bağlıdır. Kanatlıların beslenmesinde bazı maddeler eksik olursa büyümede düzensizlik, tüylerin gelişememesi, verimin azalması hastalıklara karşı dirençsizlik meydana gelir. Vitaminler vücudun normal ve dengeli gelişmesini sağlar. Yemlere çok az miktarlarda eklenirler. Vitamin eksikliği halinde bazı hastalıklar ve bozukluklar ortaya çıkar.

Vitamin A: Temel vitaminlerden biridir. Normal gelişme için gereklidir. Gözler için gerekli bir vitamindir. Vitamin A yetersiz olursa, kanatlılar zayıflar. Tüyleri kabarır, yumurta verimi düşer. Kuluçka oranı düşer. Burun deliklerinden ve gözlerinden sulu akıntı gelir. Göz kapakları birbirine yapışır. İleri durumda, gözlerde peynirimsi birikimler oluşur. Yetersiz vitamin A ile beslenen tavuklardan gelen civcivler de gereği kadar vitamin A alamazlarsa sağlıksız olurlar, büyümeleri yavaşlar. Tüyleri kabarık, kendileri uyuşuktur. Yürürken dengesizdir. Bacaklarda ve gagada görülen sarı renk kaybolur. İbik ve sakallar solgun renklidir. Ayrıca Vitamin A yetersizliği olan kanatlıların yumurtalarında kan lekeleri görülür.

Vitamin D: Vücuda giren kalsiyum ve fosfor D vitamini yardımıyla kullanılır. Kemikler, gaga ve tırnaklar için ve yumurta kabuğunun şekillenmesi için bu vitamin gereklidir. Vitamin D yetersiz olursa, raşitizm hastalığı görülür. Yumurtacı tavukların yumurta kabuğu ince ve yumuşak olur. Gaga, tırnaklar yumuşar, göğüs kemiği eğrileşir. Hayvanlar ayaklarını iyi kullanamaz, yürümede zorluk çekerler. Kaburga kemikleri çabuk kırılır. Üzerlerinde tespih taneleri gibi kabartılar görülür.

Vitamin E: Kanatlıların yumurtalarında yavrunun gelişmesi için bu vitamine ihtiyaç vardır. Yetersiz olursa kuluçka oranı düşer. Horozların dölleme yeteneği azalır. Vitamin E bakımından yetersiz beslenen civcivlerde beyin yumuşaması görülür. Hayvan başını tutamaz, öne, arkaya, sağa-sola bükülür. Ayaklar gerilip bükülür. Deri altında ve karın boşluğunda su toplanır. Hayvan iki bacağını açık tutar. Kaslarda soysuzlaşma meydana gelir. Göğüs kasları bozulur, boz çizgiler oluşur.

Vitamin K: Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Bir yaradan akan kan, bu vitamin sayesinde pıhtılaşıp durur. Bu nedenle civciv ve piliçlerde gaga kesiminden önce, Vitamin K vermek gerekir.

Vitamin B1: B1 vitamini, yem ile alınan karbonhidratları yararlı hale getirir. B1 vitamini eksikliğinde felçler görülür. Hayvanın bacakları zayıftır, yürüyemez. Ayaklarını bükerek oturur. Yıldız sayar gibi, başını arkaya çekerek bakar. Tüyleri kabarır, zayıflar. Sonunda ölür.

Vitamin B2: B2 vitamini de civcivlerin büyümesinde önemlidir. Vitamin B2 eksik olursa, hayvan zayıflar. Parmak uçları kıvrılır, kanatları düşer. Hayvanlar sürekli yatmak ister.

Pantotenik asit: Kuluçkalama için gereklidir. Eksikliği ağız kenarında kabuklanmalar yapar. Göz kapaklarının kenarları kabarcıklı ve kabuklu olur. Ayak altları çatlar, deri soyulur.

Vitamin B6: B6 vitamini yetersizse iştahı azalır ve hayvan zayıflar. Ayaklarında kasılma ve çarpılma görülür.

Vitamin B12: B12 vitamini yetersizliğinde büyüme yavaşlar. Yem tüketimi düşer. Kuluçka oranı düşer. 

Buraya kadar sayılanların dışında kalan vitaminlerin de her birinin eksikliği çeşitli bozukluklara yol açar. Önemli saydığımız diğer vitaminler şunlardır; kolik asit, nikotinik asit, biotin, kolin, vitamin C ve inositol.

Tavuklarda Mineral Madde Eksiklikleri

Vitaminler hakkındaki bilgilerden sonra, sıra yemlerde bulunması gereken mineral maddelere geldi. Canlıların dokularında bulunma düzeylerine göre mineral maddeleri; makro elementler ve iz elementler olarak iki gruba ayırabiliriz. Örneğin; kalsiyum, fosfor, magnezyum, soydum, potasyum ve klor makro elementlerdir. Canlı vücudunda çok daha az miktarda bulunan demir, bakır, çinko, manganez, selenyum vb. elementler ise iz elementlerdir.

Kalsiyum ve Fosfor: İskeletin yapısında önemli bir yer tutan makro elementlerdendir. Yumurtlayan hayvanlarda yumurta kabuğu için mutlaka gereklidir. Bağırsaktan emilebilmesi için D vitaminine ihtiyaç vardır. Eğer D vitamini yeterli değil ise, kalsiyum ve fosfor da yeterli olamaz. Bu durumda yumurta verimi düşer, yumurta kabuğu incelir. Hayvanlar birbirini gagalar (kanibalizm) ve tüy yer.

Magnezyum: Bütün dokularda ve kemikte bulunur. Vücut gelişiminde önemli yeri vardır. Eksikliğinde gelişme yavaşlar ve zamanla durur. Civcivler ölür.

Sodyum, Potasyum, Klor: Hayvansal besinlerde sodyum fazladır, bitkisel besinlerde ise potasyum fazladır. Sodyum eksikliğinde gelişme yavaşlar, göz bozukluğu olur. Hayvanlar yem yiyemez. Yumurtalar küçülür. Fazlası da iyi değildir, zehirlenmeye sebep olur. Potasyum eksikliğinde kaslar zayıflar.

Demir: Karaciğerde ve dalakta depo edilir. Demir eksikliği ile fazla karşılaşılmaz.

Bakır: Bakır, demirin bağırsaktan emilmesine yardımcı olur. Bakır eksikliği anemiye neden olur.

Çinko: Büyümeyi sağlar. Tüy ve kemik içerisinde yer alır. Azlığı halinde tüyler gelişemez. Eklemler şişer. Ayak derisi pul pul dökülür.

Manganez: Üreme için, büyüme için ve kemiklerin yapılması için gerekir. Yumurta kabuğunun yapısında yer alır. Manganez eksikliği varsa, bu tavukların civcivleri hareketsiz olurlar. Başları öne kıvrıktır.

Selenyum: Bazı topraklarda fazlaca selenyum bulunur, burada yetişen bitkilerde de fazla olur. Bunlarla yapılan yemler tavukları zehirleyebilir.

Kanatlı hayvanlarda zehirlenmeler


Hayvan, yemi hayvansal ürüne çeviren canlı bir makinedir. Yem girer, et, yumurta ve civciv çıkar. Yem ne kadar iyi ve kaliteli olursa, üründe iyi olur. Bozuk yemler hem ürünü bozar, hem de canlıyı hasta eder. Kanatlılarda yem toksikasyonlarının en önemli sebebi mikotoksinlerdir. Bunlar, besinlerin ve yemlerin küflenmesi ile meydana gelen zehirli maddelerdir. Küf mantarları yemleri bozar, küflenme olunca mantarların sporları yaygınlaşır. Bunlar da yemleri zehirli hale getirir, böyle yemler tozlu ve lifli görünür.

Yemlerde mantarların üreyip mikotoksinlerin oluşabilmesi için ortamın uygun olması gereklidir. Hasat zamanı ıslanan ve ıslak kalan yemlerde mantar ürer. Rutubetli yerlerde saklanan yemler de böyledir. Isı da önemli faktördür. Mantarlar genellikle 20-30°C arasında üreme gösterir. Üreme için oksijen gerekir, asitli ortam gerekir, dane yemlerin kırılmış olması üremeyi kolaylaştırır. Mikotoksinler uygun ortam bulduklarında bazı yemlerde hem kolay ürerler, hem de çok ürerler. Bu yemler; Mısır, arpa, buğday, pirinç, pamuk tohumu, soya fasulyesi, yer fıstığı, fındık, ayçiçeği tohumu gibi maddelerdir. Bunlardan yapılan karma yemlerde mantarlar gelişir. Mantarlar da mikotoksin yapar.

Mikotoksinlerin Zararları

Mikotoksinler öncelikler canlının sinir sistemini bozar. Sindirim yollarında yaralar meydana getirir. Yumurtalıklarda küçülmelere yol açar. Yumurtaların kalitesi bozulur. Ayrıca hayvanlar başka hastalıklara dayanıksız hale gelir. Mikotoksinlerden genç hayvanlar daha çok zarar görürler. Evcil kanatlı türleri içinde mikotoksinlere en hassas canlılar ördek yavrularıdır, hemen ölürler.

Zehirlenme Belirtileri

Zehirlenme meydana geldiğinde tavukların ibikleri solgun olur. Hindilerin iştahı azalır, yem yemezler. Uyuşukluk, kanatlarda düşme, tüylerde kabarma olur. Beyaz derili genç ördeklerin ayak ve bacaklarının derisinin altında kanamalar, morarmalar görülür. Teşhis için şüpheli yemler laboratuvara gönderilerek muayene ettirilmelidir. Tedavi için özel ilaçlar yoktur ve antibiyotiklerin etkisi yoktur. Hayvanlara temiz su ve yem verilir. Felce karşı ilaçlar verilebilir.

Zehirlenmelerden Korunma

Zehirlenmelerden korunmak için öncelikle küflü yemlerden kaçınılmalıdır. Böyle yemler asla hayvanlara yedirilmemeli, depolara alınmamalıdır. Depolar havadar ve rutubetsiz olmalıdır. Yemlikler, suluklar temiz tutulmalı, dezenfekte edilmelidir. Alınacak yemin en çok bir ay içinde tüketilmesi gerektiği bilinmelidir. Yem stoklaması yaparken usulüne uygun yığma yapılmalıdır.

Kanatlı hayvanların paraziter hastalıkları


Koksidiyoz (Kanlı İshal)

Kanatlıların bağırsaklarında yerleşen bir parazit etkeni olan Eimeria'nın sebep olduğu hastalıktır. Koksidiyoz, bir kümese girdiğinde korkunç bir salgın yapar ve çok sayıda ölüme yol açar. Genç hayvanlar daha hassastır. 4-6 haftalık olanlar bu hastalıktan çok etkilenirler. Hasta hayvanların dışkısı ile çıkan parazit yumurtası (oosit) başka hayvanların ağzından girer, bağırsağına ulaşır. Bu yumurtaları kümesten  kümese, insanlar da ayakkabı, elbise ve malzeme ile taşırlar. Hatta böcekler ve kuşlar da bu oositleri taşıyabilirler. Hastalıklı bir hayvanın dışkısı ile çıkan her oosit hastalık yapmaz. Bunun için sporlanma dediğimiz bir döneme girmesi gerekir. Sporlanma olabilmesi ısı ve rutubete bağlıdır. Uygun ısı ve uygun nem yoksa, sporlanma olmaz. O zaman da oosit hastalık yapacak güce erişemez. Islak altlık zararlıdır. Bir kümeste altlık kuru ise, koksidiyoz yapan oosit sporlanamadığı için yok olur. Kümeste sıkışıklık yoksa, hastalık ihtimali azalır. Kalabalık kümeslerde bulaşma kolay olur.

Belirtiler: Hasta hayvanların dışkısı suludur. İçinde kan lekeleri vardır. Bazen portakal renkli sümüksü bir dışkı görülür. Kanatlar düşer, hayvan kambur durur, tüyleri kabarır. Hayvanlar oturur şekildedir. Birbirlerine sokulup kümeleşirler. Teşhis laboratuvarlarda olur. Uzmanlar dışkıda oosit ararlar, bağırsakları mikroskopta incelerler.

Tedavi: Koksidiyoz çeşitli ilaçlar kullanılarak tedavi edilebilir. Veteriner hekimler uygun ilaçları tavsiye eder. Yem ve su ile verilen ilaçlar etkili olur. Koksidiyozu önleyici ilaçlar, hastalık çıkmadan da kullanılabilir veya bunlar yalnızca hastalık çıktıktan sonra kullanılır. Ayrıca hayvanlar koksidiyoza karşı aşılanarak bağışıklık sağlanabilir. Tavukların sıkışık olmaması, kümes havasının temiz, altlığın kuru olması en önemli tedbirlerdir.

Tavuk Askariyazisi (Solucan Hastalığı)

Askarit etkenleri; sarımsı-beyaz renkli, 5-12 santim uzunluğunda solucanlardır. Tavukların, hindi ve kazların ince bağırsaklarında yaşar. Dişi solucanın yumurtası dışkı ile çıkar, başka tavukların ağzından girdiğinde ince bağırsağa gidip yerleşir, çoğalınca ince bağırsağı tıkar. Bazen ishale yol açar. Çok fazla parazit bulunursa hayvanı öldürür. Askaritli hayvanlar zayıflar, yumurta verimi azalır. Teşhis, dışkının ve ölen hayvanın bağırsaklarının laboratuvarda incelenmesiyle olur. Önlemek için temizlik kurallarına uyulmalı, genç hayvanlarla yaşlılar bir arada tutulmamalıdır.

Histomoniasis (Karabaş Hastalığı)

Karabaş hastalığı tavuk ve hindilerde çok görülür. Hindiler için en tehlikeli hastalıklardandır. Fazlaca ölüme neden olur. Hastalık etkeni parazitler karaciğere ya da bağırsaklara yerleşirler. Bulaşma üç şekilde olur. Birincisi, parazitin yumurtası dışkı ile çıkar, oradan diğer hindilerin vücuduna geçer. İkincisi, parazitin kendisi dışkı ile çıkar, taze dışkı içindeki bu paraziti alan hayvanlara geçer. Yetişkin hindilerin midesinde ve taşlığında eritildiği için, bu şekildeki bulaşmada yetişkin hindiler hastalanmaz. Genç hindiler hastalanır. Hem de şiddetli bir salgın şeklinde hastalık çıkabilir. Üçüncüsü ise bildiğimiz solucanlar yardımıyladır. Parazitler solucanın içine yerleşir. Hindi bu solucanı yiyince onun vücuduna girmiş olur. Özellikle 3-12 haftalık hayvanlarda yüksek oranda (%50-100) ölümlere yol açar. Hastalık belirtisi görüldükten 2-3 gün sonra ölümler başlar. Yaşlı hindiler daha şanslılardır, hastalığı atlatabilirler.

Belirtiler: Hayvanlar düşkün, dermansız ve uyuşuktur. Tüyleri kabarmış, kanatları sarkmış, kuyrukları düşmüştür. Başları öne eğik vaziyette ayakta dururlar. İshal vardır, dışkının rengi sarı, kükürt rengidir. Anüs ıslak ve kirlidir. İbik morarmış, hayvanın başı siyah bir renk almıştır. Ölen hayvanların kör bağırsağında kanamalar, yaralar göze çarpar. Karaciğerin üzerinde sarı-yeşil renkli bozulmalar vardır. Hasta ve ölü hindiler laboratuvara ulaştırılmalıdır. Orada kesin teşhis konulacaktır. Teşhisten sonra Veteriner hekimin önerisine göre tedavi uygulanmalıdır.

Korunma: Koruma önlemlerinden en önemlisi tavuklarla hindilerin ayrı tutulmasıdır. Çünkü tavuklar hastalığı taşırlar. Hindi palazları da yaşlı hindilerden ayrı tutulmalıdır. Tavuk bakıcıları hindilerin yanına girmemelidir. Bakıcılar da hastalığı taşıyabilirler. Hindi kümeslerinde altlıklar sık sık temizlenmeli, çıkan altlık yakılmalıdır. Histomonas parazitini taşıyan diğer parazitlerle ve solucanlarla da mücadele edilmelidir.

Kanatlıların Dış Parazitleri

Tavukların dış parazitlerinden en önemlileri bitler, pireler ve uyuz böcekleridir. Hayvanlara rahatsızlık verirler, zayıf düşürürler.  

Bitler: Kanatlılarda görülen bitleri; baş biti, vücut biti ve kanat biti diye yaşadığı bölgeye ayırabilmek mümkündür. Baş biti çoğaldığı zaman hayvanı öyle çok rahatsız eder ki hayvan yem yiyemez, uyuyamaz. Düşkünleşir ve verimi azalır. Kanat biti çok küçüktür, ince tüyleri yerler. Sarı renkli, esmer yeşilimsidir. Fazla rahatsızlık vermezler. En yaygın ve en önemli olanı kırmızı tavuk bitidir. Kümeslerde, özellikle güvercinlerde çok sık görülür. Armut biçiminde, kırmızımsı, siyah-kırmızı renktedir. Genç hayvanları çok severler. Kaşındırırlar ve bol kan emerler. Eğer çok sayıda olurlarsa genç kanatlıları 8-10 günde öldürürler.

Pireler: Pireler de bitler gibi kanatlılara rahatsızlık verirler. Sayıları çoğaldıysa, mücadele etmek gerekir.

Keneler: Bir çoğu geceleri tavuklardan kan emerler. Bir defa kan emdiklerinde 4-5 yıl kan emmeden yaşayabilirler. Fazla sayıda olunca, tavukları kansız bırakırlar ve şiddetli kaşıntı yapar. Bulaşıcı tavuk hastalıklarını taşıdıkları için zararlıdırlar.

Uyuz böcekleri: Tavuklarda uyuz hastalığına yol açan iki çeşit uyuz böceği vardır; kireç ayak uyuz böceği ve vücut uyuz böceği. Kireç ayak uyuz böceği, isminden de anlaşılacağı gibi kanatlıların ayaklarında kireçlenme yapar. Parazit önce kireçli kabuklar yapar, ardından cildi deler, iltihap meydana getirir. Topallık vardır ve ayaklar anormal bir görünüm alır. Vücut uyuz böceği ise kanatlıların tüylerinin diplerinde yaşar. Tüyleri döker, deride iltihaplanma yapar. Şiddetli kaşıntı ile hayvanı rahatsız eder.

Dış parazitlerle mücadele amacıyla barınaklar akarisit ilaçlarla dezenfekte edilir. Badana çok yararlıdır. Yemlikler iyice temizlenmelidir. Ayrıca tavuklar da parazitlere karşı toz, serpme, banyo şeklinde akarisit ilaçlarla ilaçlanır.

Kanatlı hayvanların viral hastalıkları


Newcastle Hastalığı

Newcastle çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır, yalancı tavuk vebası olarak da bilinir. Hastalık etkeni Myxovirus'ların Paramyxovirus cinsinde yer almaktadır. Yurdumuzun her yerinde ve dünyada da çok yaygın olarak görülür. Bulaşma yolu solunum ve sindirim sistemleridir. Hastalık etkeni ile bulaşmış yem, su, malzemeler ve ekipmanlar ile hayvandan hayvana geçer. Hastalık kirli ve bakımsız kümeslerde kolayca çıkar. Hayvanlarda stres varsa, kümes sıkışık ise hastalığın çıkışı daha çok görülür. Yüzde 90'a varan ölümlere yol açar.

Belirtiler: Sürüde birden bire ölümler başlayıverir. Hayvanlar bitkindir, hızlı ve hırıltılı solurlar, öksürük görülür. Kanat bacak, boyun felçleri meydana gelir. Genç hayvanlar daha şiddetli hastalanırlar; yem yiyemezler, yumurta verimi düşer, kalitesiz, kabuksuz yumurtalar atar. Teşhis için laboratuvara hasta ve ölü hayvan yollanır, orada teşhis konur.

Korunma: Viral hastalıklardan korunmanın en basit önlemi aşılamadır. Aşılama ile bütün bir sürüde hastalığa karşı bağışıklık sağlanır. Bu amaçla kullanılan iki aşı vardır; HB1 ve Lasota. HB1 aşısı 30 günlüğe kadar hayvanlara iki defa yapılır. Lasota aşısı 24 günlükten büyük hayvanlara ikinci veya daha sonraki aşılarda içme suyu, sprey veya adaleden olarak uygulama yapılır. Aşı temiz şartlarda, tarifine göre uygulanmalıdır. Aşılamadan 15 gün sonra kan muayenesi yaptırılarak bağışıklık durumu kontrol edilmelidir.

Marek Hastalığı

Marek, Mardivirus genusu içinde yer alan Herpesvirusların neden olduğu, Dünya’nın hemen her yerinde salgınlara neden olabilen viral bir hastalıktır. Marek hastalığı hayvanların iç organlarında tümör benzeri oluşumlar meydana getirir. Oldukça bulaşıcı ve öldürücüdür. Kümesin tozlu havasına karışan virüs ile yayılır. Ayrıca virüs bulaşmış ekipman, yem, su ve altlık da hastalığı nakleder.

Belirtiler: Hastalık akut ve kronik olmak üzere iki şekilde görülür. Kronik şeklinde, 10-15 haftalık tavuklarda görülür. Hastalık hafiftir, ölüm azdır. Hayvan durgun, iştahsız, ibik ve sakalları solgundur, zayıflar. Bacaklarda ve kanatlarda zamanla felç meydana gelir. Bu yüzden bacağın biri ileriye, biri geriye doğru uzanır. Kanat düşer, yerine dönemez. Parmaklar bükülür. Boyun çarpılır. Göz donuklaşır, körlük olabilir. Akut şeklinde hastalık hızlı gelişir, ölüm fazladır. Hastalığın belirtileri aynıdır. Felçler vardır. Teşhis için laboratuvara ölü ve hasta hayvan götürülür, benzeyen başka hastalıklardan ayırt edilir.

Korunma: Hastalığın ilaçla tedavisi mümkün değildir. Hastalar ayrılmalı ve itlaf edilmelidir. Kümes güzelce dezenfekte edilmelidir. Korunmak için civcivlere bir günlük iken marek aşısı yapılmalıdır. Aşı hastalığı yüzde yüz önleyemez, ancak hastalık çıkarsa ölüm oranı çok az olur, hastalık hafif geçer. Civciv aşısından sonra 3-4 haftalık olunca bir aşı daha yapmakta yarar vardır.

Gumboro Hastalığı

Gumboro hastalığı, infeksiyöz bursal hastalık olarak da bilinir, etkeni bir Birnavirus türüdür. Gumboro, kümese geldiğinde hızla yayılarak hayvanların yüzde 80-90’ına bulaşabilen bir hastalıktır. Yüzde 10-15 kadar olan ölüm oranı genç hayvanlarda, stres de varsa yüzde 30’lara kadar çıkabilir. Genellikle 4-12 haftalık hayvanlarda görülür. Dışarıdan getirilen hasta hayvanlar, hastalığı kümese sokar. Hastalık taşıyan araç-gereç ve yem hastalığı kümese taşır.

Belirtiler: Tavuklarda titreme halsizlik, zayıflama ve ishal olur. Hasta piliçler gelişemezler. Bir kümeste hastalık varsa, buraya konulan neredeyse bütün tavuklarda hastalık çıkar. Bulaşma ağız yolundan olur. Etçi tavuklar hastalıktan çok etkilenirler. Hasta hayvanlar daha fazla yem tüketirler, maliyet yükselir. Önce durgunluk vardır. Tavukların arka tarafındaki tüyler dışkı ve toprakla kirlenmiştir. Beyaz ve sulu bir ishal görülür. Bitkinlik, titreme, tüylerin kabarması ve oturma isteği ortaya çıkar. Laboratuvara materyal götürerek kesin teşhisi yaptırmaktır.

Korunma: Hiçbir ilaç hastalığı tedavi edemez. Korunma amacıyla hastalar ayrılır, bulaşmadan şüpheli olanlar yok edilir. Yemlere vitamin ve mineral takviyesi yaptırılır. Hastalık etkeni dış şartlara çok dayanıklı olduğu için mücadelede en kritik nokta çok etkin ve dikkatli bir devre arası temizlik ve dezenfeksiyonun yapılması gerekir.

Gumboro hastalığı ile mücadele diğer önlemlerin yanında etkin bir aşılama ile olmaktadır. Ancak bu hastalığa karşı tek bir aşılama programı önermek mümkün değildir. Aşılama programları düzenlenirken çevredeki hastalık riski, civcivlerdeki anadan geçme koruyucu maddelerin durumu, hayvanların yetiştirme yönü, aşılanacak hayvanların sağlıklı olmaları, kümesin temizlik durumu dikkate alınmalıdır.

Enfeksiyöz Bronşitis Hastalığı

Enfeksiyöz bronşitis, çok bulaşıcı bir akciğer hastalığıdır. Hastalık etkeni kanatlılarda görülen bir tür Coronavirus'tur. Yumurtayı bozar, verimi düşürür, ölüme yol açar. Bulaşma solunum yolundan olur. Kümesin tozlu havasına karışan etkenler hastalığı bulaştırır. Ayrıca üzerinde virüs taşıyan her canlı ve cansız bulaşmaya neden olur.

Belirtiler: Burun akıntısı, öksürük, aksırma ve tıksırma görülür. Hayvan hırıltılı nefes alır. Gece ve sabahları bu sesler çok belirgindir. Bazen virüs böbrekleri de etkiler. O zaman idrar kana karışır, hayvanın ibiği morarır, tüyleri karmakarışık olur. Hayvan bol su içer, dışkısı sulanır, altlık ıslanır. Hastalığın 6'ıncı gününde ölümler başlar. Bir hafta süren ölümlü dönemde hayvanların %5'i ölebilir. Civcivler hastalığa daha dayanıksızdır. Hastalık yumurta kanallarını da etkiler, yumurtaların içinde ve kabuğunda değişiklikler olur. Yumuşak kabuklu, şekilsiz yumurtalar görülür. Hastalığı atlatan hayvanların yumurtaları da hep bozuk şekilde çıkar. Teşhis laboratuvara götürülen ölü veya hastalıklı hayvanlara bakılarak konulur.

Korunma: Enfeksiyöz bronşitis hastalığının önlenmesi için ülkemizde H52 ve H120 adında iki aşı kullanılmaktadır. H120 ile birinci günden başlayarak burun-göz damlası şeklinde aşılama yapılır. Püskürtme de yapılabilir. Hastalık yaygın görülmüyorsa, üçüncü haftada aşılama yapılır; 8 inci, 9 uncu haftalarda tekrarlanır. Yumurtaya geçmeden önce son bir aşılama yapılır. Ama aşılama yapılmadan, ilkin bir kan muayenesi yaptırılmalıdır. Son aşılama H52 ile yapılacaksa, 15-17. haftalarda içme suyu ile yapılmalıdır. Ayrıca kümes hijyenine dikkat etmeli, hasta hayvanlar ayrılmalı, yemlerdeki protein azaltılıp, vitamin ve mineraller çoğaltılmalı, stres önlenmelidir.

Egg Drop Sendromu

Egg drop sendromunun etkeni, Adenoviridea ailesine ait bir DNA virüsüdür. Etkene maruz kalan tavukların yumurta kanallarını tahrip eden bir hastalıktır. Bu yüzden yumurtaların kalitesi bozulur. Bazen %1-3 kadar ölüme de yol açabilir. Hasta hayvanın dışkısından diğerlerine bulaşır. Kirli yumurtalardan civcivlere geçer. 

Belirtiler: Hastalıklı hayvanda %10-15 oranında verim düşüklüğü meydana gelir. Yumurtalar küçülür, üstleri pürüzlenir, ince kabuklu olabilir veya kabuksuz çıkabilir. Ayrıca yumurta akı sulanmıştır. Hastalık yumurtanın bozulmasından anlaşıldığı için yumurtlamayan tavuğun hasta olduğu anlaşılamaz. Bazı hayvanlarda hafif solunum güçlüğü görülebilir, ishal de olabilir. Ancak bu belitiler 8-10 günde geçer. Seyrek olarak ölüm olayları görülür. Teşhis için laboratuvara yeteri kadar hayvan götürmelidir. Yemlere protein, vitamin, mineral takviyesi yapmalıdır.

Korunma: Yumurta dönemine girmeden önce EDS aşısı yapılır. Aşıdan 15-20 gün sonra kan muayenesi yapılır, hastalığa karşı bağışıklığın olup olmadığı öğrenilmiş olur. Ayrıca hastalara antibiyotikler, sülfonamidler verilirse, başka hastalıkların da gelmesi önlenmiş olur.

Çiçek Hastalığı

Kanatlılarda çiçek hastalığı etkeni, Poxviridae familyasından Avipoxvirus'tür. Hastalık etkeni virüsler sıyrık veya yaradan deriye girer, bir kabarcık yapar, içi su toplar, iltihaplanır. Zamanla kurur, kabuklaşır. Kabuklar deriden ayrılıp düşer. Ama bu parçaların içi virüslerle doludur. Onlar tekrar başka hayvanlara geçip, onlarda da çiçek hastalığına neden olur. Hastalık etkeni sıcağa, soğuğa, güneşe ve dezenfektan ilaçlara çok dayanıklıdır. Virüs ağız boşluğunda, dilde, yutakta da bozukluklar yapar, ölümlere yol açar. Kümesler kalabalık, rutubetli, kirli ve soğuk ise ölenlerin sayısı fazla olur.

Belirtiler: Çiçek iki şekilde ortaya çıkar; deri çiçeği şeklinde ve difteri şeklinde. Deri çiçeği şeklinde ortaya çıkığında sakal, ibik, yüz, ağız ve göz kenarları ile tüysüz deride küçük kabarcıklar yapar. Gaga kenarlarında da görülür. Hayvan ağzını açamaz, beslenemez, verimi düşer. Ölüm olayı daha azdır. Difteri şeklinde ortaya çıktığında ağız boşluğu, dil, yutak, yemek ve soluk borusunda üstü gri-sarı renkli zarlar oluşur. Bunlar bütün bölgeyi kaplayabilir. Tutulup kaldırılırsa altı kanar. Kötü kümeslerde %50’ye varan ölümler görülür. Teşhis laboratuvar incelemeleri ile kesinleşir. Bunun için laboratuvara yeterli sayıda hayvan götürmelidir.

Tedavi ve Korunma: Çiçek hastalığının özel bir ilacı yoktur. Hastalar hemen ayrılır, kabarcıkların ve zarların üzerine gliserin iyot sürülür. Ağız boşluğundaki zarlar pens ile dikkatlice kaldırılır, yine gliserin iyot sürülür. Korunma amacıyla sağlam kümeslerde 1,5–2 aylık iken tavuk çiçeği aşıları uygulanır. Çiçek aşıları hayvanların bacak derisine fırça ile sürülerek yapılabileceği gibi kanat zarına iğne batırılarak da yapılabilir. Aşılamadan sonra üç hafta içinde bağışıklık başlar ve 1 yıl sürer.

Kümes Hayvanlarında Aşı Uygulamaları

Aşı  bir ilaç değil, hayvanları çeşitli hastalıklardan korumak üzere hazırlanmış biyolojik bir maddedir. Kümes hayvanlarında ortaya çıkan bir çok hastalığın ilaçla tedavisi yoktur. Bu hastalıklara karşı hayvanlar ancak aşılama yolu ile korunabilir. Aşı uygulamalarından istenilen faydayı temin edebilmek ve aşıların bir takım olumsuz etkilerine hayvanların maruz kalmaması için bazı hususlara dikkat etmek gereklidir.

• Aşının kullanma talimatlarına uyulmalı, aşıyı uygulayacak olanlar uygulamadan önce kullanma talimatlarını dikkatle okumalıdırlar.
• Günü geçmiş, kaçak, etiketsiz, soğukta muhafaza edilmemiş aşılar kullanılmamalıdır.
• Aşılar güneş ışınlarından, ani ısı değişikliklerinden korunmalı, buzdolabında +4°C’de muhafaza edilmelidirler.
• Aşıları uygulayacak olan şahıslar temiz tulum, başlık, eldiven giymeli ve sprey aşılamalarında ağız burun maskesi kullanmalıdırlar.
• Sprey aşılamalarında kullanılacak aletlerin amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığı dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir.
• İçme suyu yolu ile uygulanacak aşılarda kullanılacak su klorsuz olmalı ayrıca dezenfektan, deterjan, sabun içermemelidir.
• Aşılar sadece sağlıklı hayvanlara uygulanır. Kümeslerde bir hastalık durumu söz konusu ise veya kümes şartlarında bir problem varsa asla aşı uygulaması yapılmamalıdır.
• Aşılama sırasında hayvanları hırpalayacak hareketlerden kaçınılmalı, acele edilmemelidir.
• Aşıların  hayvanların hepsi tarafından ve yeterli miktarda alınması sağlanmalıdır.
• Yarım kalmış, sulandırıldıktan sonra 3-4 saat geçmiş aşılar kullanılmamalı, canlı aşılar sulandırıldıktan sonra en fazla 2 saat içerisinde kullanılmalıdır.
• Boş aşı şişeleri etrafa atılmamalı bir yerde toplanmalıdır.
• Aşılar, burun-göz, gaga daldırma, sprey, içme suyu, kanat zarına batırma, enjeksiyon tarzında uygulanabilirler. Gerek uygulama yolları gerekse aşılama programları için veteriner hekimlere danışılmalıdır.
• Aşılama türüne göre değişmek kaydıyla, aşılamadan yaklaşık 15-20 gün sonra yeterince hayvandan kan alınarak bağışıklık durumunun kontrolü için laboratuvara gönderilmelidir. Eğer yeterli bir bağışıklık durumu tespit edilmemiş ise uygun bir süre sonra aşı uygulanması tekrarlanmalıdır.

Kanatlı hayvanların bakteriyel hastalıkları


Kanatlı Tifosu

Kanatlı tifosu, etkeni Salmonella gallinarum olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Bütün kanatlılarda görülebilir. Bulaşıcı ve öldürücüdür. Hayvanlara yumurtayla ve yatay bulaşma olmak üzere iki yoldan bulaşır. Yumurta ile bulaşmada tifolu tavukların yumurtası tifo mikrobu taşır. Bu yumurtalardan çıkan civcivler hastalığı diğer civcivlere de bulaştırır. Yatay bulaşma yolu, hasta tavuklardan diğerlerine doğrudan bulaşması veya hastalık bulaşmış yemlik, suluk, yem ve kümes ekipmanlarıyla diğer tavuklara hastalığın bulaşmasıdır.

Belirtiler: Hastalığın görülmesinden sonraki 10 gün içerisinde ölümler başlar. Ölüm oranı %20-80 arasında değişir. Hayvanlar durgunlaşır. Tüyleri kabarır, ibik ve sakalları solgundur. Yeşilimsi bir ishal görülür. Laboratuvara yeteri kadar hasta ve ölü hayvan götürülerek incelendiğinde kesin teşhis koyulur.

Tedavi: Hastalık çıkınca hemen tedaviye başlanılmalıdır. Çeşitli antibiyotikler kullanılır, ancak her zaman kesin sonuç alınamaz. Tedavi gören hayvanların yumurtaları damızlık olarak kullanılmaz.

Korunma: Tifodan korunmak kolaydır. Kümesler iyi dezenfekte edilirse, kümeslere giriş-çıkış kontrollü olursa, yumurtalar hastalık olmayan işletmelerden alınırsa, kümeste tavuk tifosu testleri yaptırılırsa tifo kümese uğrayamaz.

Kronik Solunum Sistemi Hastalığı (CRD)

Kronik solunum sistemi hastalığının etkeni Mycoplasma gallisepticum'dur. Ülkemizde çok yaygın bir hastalık olup piliç, tavuk ve hindilerde görülmektedir. Bulaşma solunum yolundan olmaktadır ve genç hayvanlar daha çok yakalanmaktadırlar. Hastalığı atlatan bir hayvan, uzun süre daha yumurtasıyla hastalığı yaymaya devam eder. Ayrıca bulaşık yem ve sular, toz-toprak hastalığı nakleder.

Belirtiler: Hasta hayvanın soluğu daralır. Hastalar hırıltılı nefes alır. Zor soluduğu için başını öne uzatır, ağzını açar, ötermiş gibi nefes alır. Burun akıntısı vardır. Hindilerde burun ve göz akıntısı görülür. Hayvanın gözleri kapanır. Etçi sürülerde hastalık 4-8 haftalık piliçlerde görülür. Yem tüketimi azalır, kilo kaybı olur. Hasta ve ölü hayvanlar laboratuvara götürülür, teşhis orada konur.  

Tedavi: Yem ve sular ile antibiyotikler verilir. Yemlere protein, mineral madde ve vitamin ilaveleri yapılır. Bu hastalık tavuk ve hindi yetiştirilen her yerde görülebileceği için korunma tedbirlerini almak şarttır. Hastalığın yumurtayla da geçtiğini unutmamak gereklidir, bu sebeple damızlık ve kuluçka işlerinde yumurtaların kontrolü büyük önem taşır.

Korunma: Kümesin ısısı, ışığı, nemi, havalandırılması uygun olmalıdır. Kümes asla fazla kalabalık olmamalıdır. Elbette temizlik ve dezenfeksiyon korunmanın ilk şartıdır.

Enfeksiyöz Sinovitis

Enfeksiyöz sinovitis hastalığının etkeni Mycoplasma synoviae'dir. Hastalık özellikle genç hindilerde ve piliçlerde eklemlerin şişmesi ile belirir, oldukça bulaşıcıdır. Etkeni taşıyan yumurtalardan geçebileceği gibi hayvandan hayvana da bulaşabilir. 

Belirtiler: Hayvanın ibiği solar, küçülür, tüyleri kabarır, bacak eklemleri şiştiği için hayvan zor hareket eder. Hayvan gitgide zayıflar kurur. Teşhis için laboratuvara hayvan götürülür.

Tedavi: İlaçla tedavi yapılabilir. Antibiyotikler, vitaminler kullanılır. Hasta hayvanlar ayrılmalı ve temizliğe önem verilmelidir.

Kolibasillozis

Kolibasillozis, genellikle mikoplasma veya viral bir enfeksiyona E. coli'nin sekonder etken olarak katılması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Dışkı ile kirli yumurtanın kabuğundan içeri sızan etken, içerideki civcivi hasta eder veya öldürür. Günlük civcivlerin göbek deliğinden içeri girer, ayrıca her türlü yaradan da bulaşır.

Belirtiler: Bazen birden bire ölümler başlayıverir. Başlangıçta hiçbir belirti görülmez. Belirti olduğunda bunlar diğer hastalıklarınkine benzer. Durgunluk, iştahsızlık, tüylerin kabarması gibi belirtiler gözlenir. Etken kirli yumurtanın kabuğundan içeri girdiyse içerideki civciv yumurtadan çıksa bile çok yaşayamaz. Hemen ayrılmaları gerekir. Göbek deliğinden mikrobu alan civcivlerde sarı kesesi yangısı oluşur. Hayvan takatsiz, karnı şişkindir. Hastalık eklemlere de yerleşebilir. Eklem bölgeleri şişer, sıcak ve ağrılı olur, hayvan yürüyemez. Teşhisi kolay değildir Başka hastalıklarla karışır. Hastalığın kendine ait belirtiler ortaya çıkmaz. Doğru teşhis laboratuvarlarda olur. Hasta olan birkaç hayvan laboratuvara götürülür, orada teşhis konulur.

Tedavi: Durumu iyi görünen hastalara antibiyotik veya sülfonamid grubu ilaçlar verilebilir. Bunlar yem ve suları ile veya şırınga ile verilebilir.

Korunma: Yumurta temizliğine özen gösterilmeli, kirli yumurtalardan sakınılmalıdır. Yumurta çok az kirliyse, fırça ile kuru olarak temizlenmelidir. En iyi yöntem ise kuluçkaya alınacak yumurtaları fumigasyondan geçirmektir. Kuluçka makineleri de çok iyi dezenfekte edilmelidir. Diğer kanatlı hastalıklarında olduğu gibi kolibasillozis de temizliğe dikkat ederek önlenebilir.

Kanatlı hayvan hastalıklarına giriş


Hastalıklar tavuk yetiştiricisinin korkulu rüyasıdır. Civcivlerin, piliçlerin, tavukların bakım ve beslenmelerinin çok önemli olması yanında yetiştiriciler çok çeşitli hastalıklarla mücadele etmek durumundadırlar. Fakat hastalıklar o kadar çeşitlidir ki her hastalık ayrı bir bilgi ister. Hastalıkların kimi öldürücü kimi öldürücü olmasa da tüm hastalıkların ortak yanı mutlaka verimi düşürmeleridir. Verim düşüklüğü ise yetiştiricilerin kazançlarını doğrudan azaltmaktadır.

Hastalıklarla mücadelede altın kural tedbirli ve bilinçli olmak ve etkenlerin kümese girmesini önlemektir. Çünkü küçük bir ihmal, büyük zararlara davetiye çıkartmaktır. Hastalık çıktıktan sonra yapılabilecek şeyler hem kısıtlıdır hem de mücadele zordur. Koruyucu önlemler ise hem garantili, hem kolay, hem de ucuzdur.

Kanatlı Hayvan Hastalıklarının Sınıflandırılması

Kanatlı hayvanların sağlığını ve dolayısıyla da verimlerini olumsuz yönde etkileyen bozuklukları ve hastalıkları başlıca iki grupta toplayarak inceleyebiliriz; mikroorganizma kaynaklı hastalıklar ve mikroorganizmalardan ileri gelmeyen hastalıklar. Kanatlı hayvanlar arasında mikroorganizmaların sebep olduğu bulaşıcı karakterli hastalıklardır. Bulaşıcı olan hastalıklar kendilerine uygun ortam bulduklarında hayvanlar arasında kolayca yayılarak salgınlar meydana getirir ve büyük ekonomik kayıplara sebep olurlar. Bu hastalıkları üç grupta inceleyebiliriz; bakteriyel hastalıklar, viral hastalıklar ve paraziter hastalıklar. Hayvanları bulaşıcı hastalıklardan korumada aşılama, ilaçlama, dezenfeksiyon, sağlık koşullarının düzeltilmesi ve koruyucu önlemlerin alınması, uygulanması ve titizlikle devam ettirilmesi gereklidir.

Bakteriyel hastalıklar:
- Kanatlı Tifosu
- Kronik Solunum Sistemi Hastalığı (CRD)
- Inf. Synovitis (Ms)
- Kolibasillozis

Viral hastalıklar:
- Newcastle (ND)
- Marek (MD)
- Gumboro (IBD)
- Enfeksiyöz Bronşitis (IB)
- Egg Drop Sendromu (EDS)
- Çiçek Hastalığı

Paraziter hastalıklar:
- Koksidiyoz
- Tavuk Askariyazisi
- Histomoniasis
- Dış Parazitler

Mikroorganizmalardan ileri gelmeyen hastalıklar, bulaşıcı olmayan hastalıklardır. Bu hastalıkları üç grupta inceleyebiliriz; beslenme hastalıkları, zehirlenmeler ve kalıtsal hastalıklar. Bulaşıcı olmayan hastalıklar da bazı şartlar altında bulaşıcı hastalıklar kadar ekonomik kayıplara sebep olurlar. Beslenme hastalıkları, hayvanların yem karışımlarında bulunması gereken protein, aminoasit, mineral madde ve vitaminlerin yeterince olmamasından veya yokluğundan kaynaklanır. Zehirlenmeler, kimyasal maddelerin veya bitkisel kaynaklı zehirlerin yemlerle belli miktardan fazla alınması sonucu meydana gelir. Kalıtsal hastalıklar, hayvan türleri arasında nesilden nesile aktarılırlar ve bazen de civcivin yumurta içinde gelişimi sırasında yapılan kuluçka hatalarından anomaliler oluşur.

Tavukçulukta hijyen ve sağlık önlemleri


Özellikle son yıllarda ülkemizde tavukçuluk büyük bir gelişme göstererek bir endüstri haline gelmiştir. Buna paralel olarak bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunları en aza indirebilmek için sağlık ve hijyen koşullarının sağlanması büyük önem arz etmektedir. Tavukçulukta amaç hastalığın kümese girişini önlemek ve sağlıklı sürüler yetiştirmektir. Hastalık çıktıktan sonra yapılan tedavi çıkan bir yangının söndürülmesine benzetilebilir. Özet olarak alınması gereken önlemleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

• Öncelikle kümes yapılacak yerlerin diğer tavukçuluk işletmelerinden, yerleşim alanlarından ve ana yollardan mümkün olduğu kadar uzak olmasına dikkat edilmelidir.

• Kümesler yabani hayvanların ve kuşların girişini engelleyecek şekilde planlanmalı ve kümesler arasında yeterli mesafe bırakılmalıdır. Çiftliğin etrafı yabani hayvan ve insan girişini engelleyecek şekilde çevrilmeli, giriş ve çıkışlar kontrol altında tutulmalıdır.

• Kümesler kolay yıkanıp temizlenebilir malzemelerden yapılmalı içine konulacak ekipman da buna uygun olarak seçilmelidir.

• Kümesteki hayvanlar boşaldığı zaman temizliğe altlığın çıkarılmasıyla başlanır. Altlığın etrafa yayılmadan mümkün olduğu kadar kümeslerden uzak bir yerde atılması sağlanmalıdır. Kümes içindeki ekipman da dışarıya çıkarılarak yıkanıp dezenfekte edildikten sonra güneş altında kurumaya bırakılmalıdır.

• Kümes deterjanlı, dezenfektan katılmış bol su ile yıkandıktan sonra geniş spektrumlu bir dezenfektanla dezenfekte edilmeli kuruyunca da badana yapılmalıdır.

• Kümes ve ekipmanların eksiklikleri ve arızaları da temizlik esnasında onarılmalıdır.

• Hayvanlar gelmeden en az 24 saat önce kümesin bütün hazırlıkları ve ısı durumu düzenlenmiş olmalıdır.

• Kümeslere konulacak civcivler güvenilir ve sağlıklı damızlıkçı işletmelerden temin edilmeli, kümeslere aynı yaştaki hayvanlar konulmalıdır.

• Kümes girişlerine dezenfektan ve kireç konulmalı, bakıcıların bunlara basmadan girişleri önlenmelidir.

• Mümkünse her kümesin bakıcısı ayrı olmalı, kümeslerde giymeleri için özel ayakkabı ve elbise verilmeli, kümes kıyafetleri ile dışarıda dolaşmaları engellenmelidir.

• Kümeslere yabancı kişi ve ziyaretçilerin girmesine engel olunmalı, eğer veteriner hekim, ziraat mühendisi gibi teknik elemanların kümese girmesi gerekiyorsa onların da yukarıdaki hijyen kurallarına uyması sağlanmalıdır.

• Ölen hayvanlar kümeslerden uzakta açılan derin çukurlara gömülmeli, üzerlerine sönmemiş kireç dökülmeli, mümkünse yakılarak imha edilmelidir.

• Herhangi bir hastalık şüphesi durumunda derhal bölgedeki veteriner hekimlere başvurulmalı, bilinçsizce ilaç kullanılmamalıdır.

• Yemler güvenilir yem fabrikalarından alınmalı, boşalan çuvallar ve eski viyoller tekrar kullanılmamalıdır.

• Yeni alınan malzemeler dezenfekte edilmeden kümese sokulmamalıdır.

• Kümeslere normalden fazla hayvan konulmamalıdır. Aksi halde gagalama, tüy çekme ve diğer stres problemlerinin ortaya çıkacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

• Tavuklara verilecek su; temiz, renksiz, kokusuz, tortusuz, zararlı maddeler ve mikroplardan arındırılmış olmalıdır. Sudaki bakteriyel veya kimyasal kirlilik, bazı maddelerin fazlalığı, büyümede yavaşlama, canlı ağırlık kaybı, verim düşüklüğü, ishal ve ölümler halinde ortaya çıkar. Bunu için işletmede kullanılan su sık sık, hiç değilse 6 ayda bir bakteriyolojik ve kimyasal yönden incelettirilmelidir.

• Kümeslerdeki suluklar gün aşırı yıkanmalı, depolar altı ayda bir temizlenip dezenfekte edilmelidir.

• Kümeslerde etkin bir şekilde fare ve benzeri zararlılarla mücadele yapılmalıdır.

• Tavukçulukta hastalıklardan korunmanın diğer bir yolu da aşılamadır. Aşılama programı planlanırken bölgedeki veteriner hekime danışılmalı ve bu programa titizlikle uyulmalıdır.

• Aşılarla hastalıkların kontrolünde başarı, bazı temel faktörlere bağlıdır. Hastalıklardan korunma amacıyla uygulanan aşılar, mutlaka sağlıklı sürülere ve uygun yaşlarda tatbik edilmelidir. Aşılar sıcaklık ve güneş ışınlarından korunmalı, buzdolabında saklanmalıdır. Günü geçmiş aşılar kullanılmamalı, her hayvanın normal dozda aşı olmasına özen gösterilmelidir. Pek çok aşı zayıflatılmış hastalık etkenlerinden oluştuğu için aşılama işlemi bittikten sonra bütün aşı şişeleri imha edilmelidir. Aşılamalar içme suyuna katılarak uygulanıyorsa içme suyunun klor ve dezenfektan maddeler içermemesi gereklidir.

Yumurta tavukçuluğunda piliç dönemi


Yumurta tavukçuluğunda piliçler, 16-18 haftalar arasında büyütme kümesinden yumurtlama kümeslerine veya kafeslerine aktarılırlar. Taşıma, karanlık bir ortamda, serin bir zamanda, hayvanlarda stres oluşturmadan, özenle yapılmalıdır. Stres faktörlerinden etkilenmemeleri için taşımadan önce ve sonra vitamin verilmesinde fayda vardır.

Tavukların Beslenmesi

Tavukçulukta beslenme, üretimin karlı olabilmesi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü tavukçuluk işletmelerinde yapılan tüm harcamaların yaklaşık %70'ni yem harcamaları oluşturmaktadır. İlk haftadan itibaren başlanarak, yumurta dönemi sonuna kadar mutlaka uygun ebat ve miktarlarda yeme katılarak grit (mozaik taşı) verilmelidir. Grit verilmesi yumurtlama döneminde yem tüketimini %10-15 azaltır. 18. Haftadan 42. haftaya kadar birinci dönem yumurta tavuk yemi ile beslenir. Daha sonraki dönemde ise ikinci dönem yumurta tavuk yemi verilir. Yem alırken, en fazla 15 günde tüketilebilecek kadar yem alınmalıdır. Fazla yem alınmamalı, depolanmasına ve istiflenmesine azami gayret gösterilmelidir. Yumurtacı bir tavuğun günlük yem tüketimi 110-125 gramdır. 1 kg yumurta için harcanan yem miktarı 2.1-2.2 kg’ı pek geçmemektedir.

Yumurta Veriminde Etkili Faktörler

Yumurta veriminde; uygun çevre (ısı, nem, havalandırma), ekipmanlar (yemlik ve suluklar), aydınlatma gibi faktörler etkili olmaktadır. Yumurta tavuklarının büyütme ve gelişme dönemi alan ihtiyaçları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

6-18 Hafta 18. Hafta Sonrası
Kafeste Yerde Kafeste Yerde
Alan Mesafesi 280 cm² 10 Piliç/m² 400 cm² 6 Tavuk/m²
Yemlik Mesafesi 5 cm 5 cm 10 cm 7,5 cm
Suluk Mesafesi 2,5 cm 2,5 cm 10 cm 4-5 cm

Aşağıdaki tabloda ise yumurta tavuklarının yemlik ve suluk ihtiyaçları görülmektedir.

6-18 Hafta 18. Hafta Sonrası
Nippel Suluk 1 Nippel / 6-8 Piliç 1 Nippel / 4-6 Piliç
Yuvarlak suluk 1 Suluk / 75-80 Piliç 1 Suluk / 75-80 Piliç
Uzun Yemlik 5 cm / Piliç 7,5-8 cm / Piliç
Yuvarlak Yemlik 1 Yemlik / 40 Piliç 1 Yemlik / 25-30 Tavuk

Aydınlatma süresi ve yoğunluğunun; tavuklarda yumurta verimi, yumurta ağırlığı, cinsi olgunluk yaşı, canlı ağırlık artışı, embriyo gelişimi, erkeklerde döllenme gücü ve sperma kalitesi üzerine önemli etkileri vardır. Aydınlatma süresinin uzaması, erken cinsi olgunluğa sebep olur. Bu yüzden kış çıkışlarında gittikçe azalan bir aydınlatma programı uygulanmalıdır. ilkbahar çıkışlarında kısıtlamaya gerek yoktur.

Kanibalizmin Önlenmesi

Kanibalizm, her yaştaki civciv, piliç ve tavuklar arasında görülen ve yetiştiricilerin asla ihmal edemeyeceği kötü bir alışkanlıktır. Zira, bu durumdaki hayvanlar birbirlerinin kloaka (geri) veya kloakanın hemen altındaki karın bölgelerini, başlarını, parmaklarını, kanat ve kuyruklarını gagalayarak ciddi yaralara yol açarlar.

Kanibalizmin başlıca nedenleri şunlardır:
- Yemlik, suluk ve follukların yetersiz olması,
- Yemin protein ve esansiyel aminoasitler bakımından tamamen noksan veya yetersiz olması,
- Birim alana normalden fazla hayvan konulması,
- Sinirlilik ve aşırı heyecan,
- Aşırı sıcaklık,
- Aşırı aydınlatma,
- Yaralı ve sakat hayvanların sürüden ayrılmaması,
- Bazı tavukların gerilerinin dışarı fırlaması (prolapsus),
- Her türlü stres durumu,
- Sürüde folluk yerine, yere yumurtlamakta direnen hayvan olması,
- Follukların fazla aydınlık olması,
- Hayvanların aç veya susuz bırakılması,
- Çiftleşme sırasında meydana gelen hırpalanma veya yaralanmalar,
- Sadece pelet yem kullanılması,
- Dış parazitlerin yol açtığı yaralar,
- Farklı yaş, ırk ve renkteki hayvanların bir arada tutulması.

Kanibalizm bu faktörlerden bir veya bir kaçının etkisi ile ortaya çıkabilir. En iyisi bunları ortadan kaldırarak çıkışını önlemektir. Ancak, bir kez görüldükten sonra, gaga kesiminden başka hemen hemen hiçbir çare kalmamaktadır.

Yumurta tavukçuluğunda civciv büyütme


Civcivler getirilmeden önce kümes çevresi ve kümes içi önce temizlenmeli ve atıklar mümkün olduğu kadar uzağa götürülmelidir. Kümes zemini basınçlı su ile yıkanmalı, yoğun dezenfektanlarla dezenfekte edilmeli ve kurutulmalıdır. Yine kümes ekipmanları, (yemlik, suluk , vb gibi) yıkanıp dezenfekte edilmelidir. Kümes zeminine talaş, saman gibi temiz ve kuru altlık serilmelidir. Kümesin tamamı kapatılarak fumigasyon (tütsüleme) yapılmalıdır. Mümkünse her parti civciv gelmeden önce bütün duvarlar kireçle badana edilmelidir. Kümesler en az 1-2 hafta boş bırakılmalıdır. Bununla dezenfeksiyon ve tütsüleme ile ölmeyen mikroorganizmaların hayat devrelerini tamamlayarak ölmeleri sağlanır. Kümes içerisindeki tüm ekipmanlar, radyan, soba, duy ve ampuller, perde, kablo, havalandırma sistemi gözden geçirilerek onarılmalıdır. Kümeslere işi olmayan hiçkimse sokulmamalıdır. 

Başarılı yumurta tavukçuluğu öncelikle sağlıklı civciv temini ile başlar. Civcivler; güvenilir, ruhsatlandırılmış ve sertifikalandırılmış damızlık işletmelerinin kuluçkahanelerinden temin edilmelidir. Civcivler gelmeden 24 saat önce kümes sıcaklığı ayarlanmalı, civciv seviyesinde 32-35°C derece, kümes sıcaklığı 26-27°C derece olmalıdır. Civciv döneminde gerekli sıcaklık dereceleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Yaş (Hafta) Civciv seviyesinde sıcaklık (°C) Kümes Sıcaklığı (°C)
1 32-35 27
2 32 24
3 30 22
4 27 20
5 25 20
6 23 18

İlk 10-15 günlük civcivleri ısı merkezlerinde yemlik ve suluk civarında tutabilmek için her 600-800 civcive 3-3,5 metre çapında ve 35-50 cm yüksekliğinde karton ve duralitten daireler hazırlanır. Daireler içine isabet eden alanlarda altlıkların üzerinin kağıtla kaplanması belirli bir süre için yararlıdır. Civciv büyütme daireleri 15 günden sonra kaldırılabilir. Kümeslere gereğinden fazla civciv konulmamalıdır. Buna ilişkin rakamlar aşağıda verilmiştir.

Yaş (Hafta) Yerde (Adet) Kafeste (Adet)
0-2 40 75
2-4 30 60
4-7 20 -

Civcivler kümese konulduktan sonra, kümes ısısına ve nemine dikkat etmeli, civciv yığılmaları engellenmelidir. Altlık kuru olmalıdır. Kümeste hava cereyanı engellenmelidir. Aydınlatma yeterli olmalıdır. Yumurtacı civcivlerin kümes aydınlatılmasında, ilk iki gün tam gün aydınlatma, daha sonra bölgenin enlem durumu, güneş doğuş ve batışı ile mevsimsel olarak gün uzunluğu göz önüne alınarak aydınlatma programı yapılır ve uygulanır. Aydınlatmada kullanılan ampuller yerden 2 metre yükseklikte ve her 15 metrekarelik alana 60 wattlık bir ampul hesaplanmalıdır. 1 metrekarelik alana ışık şiddeti 1 watt’ın altına düşürülmemelidir.


Civcivlerin Beslenmesi

Civciv kümese alınır alınmaz ilk 3 saatte şekerli su verilir. İçme sularına uygun vitaminler katılır. Civcivlerin ilk haftasında, civciv başına 2 cm suluk kenarı hesaplanır. Civcivler suluklara alıştıktan sonra altlığın ıslanmasını ve suyun kirlenmesini engellemek için normal askılı sulukların yükseklikleri ayarlanır. 15 günden sonra civciv başına 2,5 cm suluk kenarı hesaplanmalıdır. Suluklar her hafta fırçalanarak temizlenmelidir. Civcivler geldiğinde su ısısı 17-22°C civarında olmalı ve taze su temini sağlanmalıdır. Uzun süre bekletilmiş ve bayatlamış su kullanmamaya özellikle dikkat edilmelidir.

İlk hafta yemlik olarak plastik, mukavva veya yumurta viyollerini kullanabiliriz. Üçüncü haftadan itibaren yuvarlak yarı otomatik askılı yemlikler veya otomatik yemlikler yükseklikleri ayarlanarak kullanılır. Plastik yemliklerde yemlik başına 50-60 civciv, uzun ve zincirli otomatik yemlik kullanılıyorsa, civciv başına 4 cm yemlik uzunluğu hesaplanmalıdır.

Gaga Kesimi

Normal yetiştirme programında gaga kesimi 6-9. günlerde yapılmalı, 10-14 haftalarda hatalı olanlar düzeltilmelidir. Kesim için hayvanı tutan kimse, bir elinin baş parmağı civcivin başının arkasına, işaret parmağı, eğer sadece üst kesilecekse iki gaga arasına, her ikisi de kesilecekse gırtlağın altına gelecek şekilde sıkıca tutar, diğer eliyle de ayakları kavrar. İşaret parmağının bu şekilde tutulması hayvanın dilini geri çekerek kızgın bıçağın değmesini önler. Her iki gaga da kesilecekse, baş aşağı doğru hafifçe eğilerek alt gaganın daha uzun kalması, üstün biraz kısa kesilmesi sağlanır.

Civcivler için bölge şartları ve hastalıklar göz önüne alınarak iyi bir aşı programı yapılmalıdır. Kümesin girişine; toplam civciv adedini, ölen civciv adedini, yem tüketimini, aşılamaları, kullanılan ilaçları yazmak için kümes kontrol kartı konulmalıdır.

Yumurta tavukçuluğunda kuluçka tekniği


Bu yazıda iyi bir civciv nasıl elde edilir, kuluçka nedir, kuluçkahane kurulmasında önemli hususlar nelerdir gibi soruların cevaplarını arayacağız ve kuluçka makineleri, özellikleri, çalıştırma prensipleri ve yumurta muayenesi konularında gerekli bilgileri öğreneceğiz. Yumurta tavukçuluğunda başarının sağlanabilmesi için; kuluçka ekonomik olmalıdır, yumurtadan civciv çıkma oranı yüksek olmalıdır ve civcivler sağlıklı olmalıdır.

Kuluçka Nedir?

Kanatlıların soylarını devam ettirmek için gösterdikleri doğal ve fizyolojik özelliğe kuluçka denir. Civcivlerin yumurtayı çatlatıp içerisinden canlı bir varlık olarak çıkması için geçen zamana da kuluçka süresi denir. Kuluçka doğal kuluçka ve makine ile kuluçka olmak üzere iki bölümde incelenir. İnsanlar bu doğal olaydan faydalanarak kanatlıları kendi amaçlarına uygun çoğaltma işlemini makineyle yapmaktadırlar. Kuluçkalık yumurtalardan  gerekli ısı, nem, havalandırma ve çevirme düzeni sağlanarak belirli sürede civciv çıkaran makinelere kuluçka makinesi denir. Kuluçka makineleri ile yapılan işleme kuluçkacılık, yumurtadan civciv çıkaran yerlere de kuluçkahane adı verilir.  

Kuluçka tekniği üç ana bölüm halinde incelenir:
1-Kuluçkahane (bina ve özelikleri)
2-Kuluçka makineleri (özelikleri ve çalışma sistemleri)
3-Kuluçkalık yumurta (özelikleri ve muhafazası)

Kuluçkahane

Civciv üretimi yapan çeşitli kuluçkahane tipleri bulunmaktadır. Çiftliklerin kendi civciv ihtiyacını karşılamak gayesi ile çalışan kuluçkahaneler partide 5.000-10.000 yumurtalık kapasiteye sahiptirler, kendi civcivlerini kendileri kullanırlar. Büyük kapasiteli kuluçkahaneler 5-6 aylık bir devrede 400-500 bin yumurtalık kapasiteye sahiplerdir, kendi ihtiyaçlarını kullanırlar ve ihtiyaç fazlasını satarlar. 

Kuluçkahanelerin kurulmasında dikkat edilmesi gereken konular:
- Kuluçkahaneler hijyenik yönden tavuk çiftliklerine, tavuk mezbahalarına, civciv büyütme yerlerine, yumurta depo ve satış yerlerine yakın olmamalıdır.
- Bölgenin civciv talebi olmalı ve nakil imkanı kolay olmalıdır.
- Çevrenin isteğine göre et veya yumurta yönünde civciv çıkarılmalıdır.
- Civciv satma rekabeti ve hijyenik çalışma yönünden çevresinde başka kuluçka hane bulunmamalıdır.
- Kuluçkahanelerin elektrik ve su problemleri olmamalıdır.

Modern bir kuluçkahane idare, satış ve işletme olmak üzere üç ana kısımdan teşekkül etmelidir. İşletme binası aşağıdaki kısımları ihtiva etmelidir:
1- Yumurta dezenfekte odası.
2- Yumurta tasnif , muayene ve temizleme odası.
3- Yumurta muhafaza ve depo odası.
4- Kuluçka makinelerinin bulunduğu salon ( İnkibatör odası).
5- Lamba muayene odası (Karanlık oda).
6- Yumurta tablalarını yıkama ve temizleme odası.
7- Civcivlerin tasnif ve aşı odası.
8- Seksing odası.
9- İşlem odası.

Yumurta dezenfekte odası: Damızlık yumurtalar çiftliklerden veya kümeslerden bir vasıta ile geldikten sonra direkt olarak bu odaya alınıp, dışarıdan gelecek herhangi bir mikroorganizmaya karşı kuluçkahaneyi korumak için dezenfeksiyon yapılır. Kullanılan dezenfektan maddeler genelikle; klorlu bileşikler, iyotlu bileşikler, potasyum permanganat ve formalindir. Fumigasyon m³ hesabına göre yapılır (örneğin, potasyum permanganat ve formalin 1’e 2 oranında).  Fumigasyondan sonra gereken havalandırmanın temini için odada aspiratör veya havalandırma bacası mevcut olmalıdır. Dezenfeksiyon odasına yumurtanın giriş ve çıkışı ayrı kapılardan yapılmalıdır.

Yumurta tasnif, muayene ve temizleme odası: Dezenfekte edilen yumurtalar burada tasnif makinelerinden geçirilerek tasnif edilirler ve damızlık özelliğe sahip olanlar ayrılır, diğerleri ise yemeklik olarak değerlendirilip, viyollere yerleştirilerek kuluçkahaneden uzaklaştırılır. İşlem sonunda bu odanın yıkanıp, temizlenip dezenfekte edilmesi gerekir.

Yumurta muhafaza ve depo odası: Tasniften geçmiş olan yumurtaların makineye koyuluncaya kadar bekletildiği yerdir. Yumurta muhafaza odasının sıcaklığı depolama süresine bağlı olmak üzere 10-15°C arasında bulunmalıdır. Odanın rutubet oranı ise sıcaklığa bağlı olarak %74-80 arasında olmalıdır.

İnkübatör (gelişim) ve çıkım odası: Kuluçka makinelerinin gelişim bölümlerinin bulunduğu bu odanın ortalama 22-24°C sıcaklıkta ve % 60-70 nispi nem oranında olması gerekir. Yumurtaların makineye konulup çıkarılmasında kolaylık sağlaması bakımından makinelerin ön kısmında 3-4 metrelik bir alanın olması gerekir. Eğer dolap türü makineler kullanılıyorsa, makinenin tipine bağlı olarak arka yüz ile makine arasında 60-150 cm mesafe bırakılmalıdır. Makineler arasında en az 150 cm uzaklık olmalıdır. Tavan ile makine arasında da gerekli hava akımının sağlanması için en az 100 cm mesafe bulunmalıdır. Oda için gerekli olan havalandırma doğrudan doğruya makinelerin kapasiteleri ile ilgili olup, standart olarak kuluçka makinesine konulmuş bulunan her bir yumurta için civciv çıkışına kadar yaklaşık 7.5 gr oksijene ihtiyaç vardır. Bu yaklaşık 3-3.5 m³ havaya tekabül eder. Bu oda güneş ışınlarına maruz kalmamalı, aydınlık olmalı, zemin ve yan duvarlar temizliği kolay malzemeden yapılmalıdır.

Lamba muayene odası: Işık olmayan bir oda olmalıdır. 18. gün buraya alınan yumurtalar karanlıkta lamba muayenesine tabi tutulurlar. Tohumlu yumurtalar ayrılır.

Yıkama odası: Bu oda kuluçka makineleri tablaları ve parçalarının yıkanmasına müsait şekilde yapılmalıdır. İlaçlama  havuzu da bulunmalıdır.

Civciv tasnif ve aşı odası: Civcivlerin ilk günkü kas ve göz aşıları bu odada yapılır. Satışa arz edilmek üzere burada sayılıp tasnif edilir, kutulanır. Sıcaklığı aynen inkübatör odası gibi olmalıdır.

Seksing (cinsiyet ayrım) odası: Yumurta tipi günlük civcivler burada cinsiyet ayrımına tabii tutulurlar. Kuvvetli bir ışık altında  seksör  tarafından yapılır.

İşlem odası: Günlük civcivlerde gayeye uygun olarak kanat kesimi, ayak tırnağı kesimi ve ibik kesimi gibi işlemler için yapılmıştır. Temizlenmesi kolay olmalıdır. Bütün bu işlemlerin birkaç kişi tarafından yapılabilmesi için geniş bir oda tercih edilir.

Bir kuluçkahanenin başarısı  her şeyden önce sistemli ve bilgili çalışmaya bağlıdır. Bir kuluçkahanede sıra ile iyi, kaliteli yumurta temini, yumurtaların dikkatle seçilmesi, uygun şartlar da muhafazası, dikkatle tablalara dizilmesi ve nihayet iyi ayarlanmış bir kuluçka makinesinin dikkatle çalıştırılması gibi önem isteyen işler ön planda yer almalıdır. Bütün bu işlerin yolunda ve aksamadan devam etmesi yetişmiş iyi personele ve sistemli organizasyona bağlıdır. İyi organize edilmiş bir kuluçkahanede randıman düştüğü zaman bütün sebepleri sistemli bir şekilde teker teker incelenmeli ve hatayı bularak düzeltme yoluna gidilmelidir.

Kuluçka Makineleri

Bir kuluçkacı işletmenin başarısındaki en büyük pay, seçeceği kuluçka makinesinin sistemine ve kalitesine bağlıdır. Büyüklük kapasiteleri her ne olursa olsun kuluçka makinelerini; yapılışlarına göre, sıcak havanın dolaşım şekillerine göre ve çalışma prensiplerine göre üç grup altında toplayabiliriz. 

Masa tipi makineler, küçük kapasitede olanlardır. Daha ziyade sıcak su dolaşımlı olarak yapılır. Bu tip makineler %65’den yukarı randıman vermez. Bu tip makineler genelde amatör olarak kullanılmaktadır. Dolap tipi makineler, daha büyük kapasitede ve dolap tarzında makinelerdir. Genellikle 5.000 20.000 yumurtalıktır. Oda tipi makineler, sabit odalar halinde yapılmıştır. Kapasiteleri 50.000’in üzerindedir. Tek parti olarak çalışır.

Kuluçka makinesi her ne şekilde imal edilmiş olursa olsun, teknik ve bilimsel temelleri aynıdır. Kapasitelerinin ve makinelerin önemi yoktur. Yeter ki yumurtanın civciv olabilmesi için muhtaç olduğu temel ihtiyaçları karşılanmış olsun. Hatalı bir yönetim civciv şansını yok eder. Kuluçka makinelerine konulan yumurtalardan yüksek verim almak için her şeyden önce yumurtaların döllü olması ve kuluçka makinelerinde; makinelerin çalıştırma prensiplerine riayet edilmesine bağlıdır. Döllü bir yumurtanın civciv haline dönüşmesine kadar geçireceği zamana kuluçka süresi denir. Bu süre 22 gün olup, ilk gününü tavuğun üreme kanalında geçirir. Makinede geçen süreyi iki kısımda incelemek gerekir; inkübasyon (gelişim) süresi (ilk 18 gün) ve inficar (çıkış) süresi (son 3 gün).

Kuluçka süresinin gerek gelişim ve gerek çıkış bölümünde uygulanması gerekli dört temel prensibi vardır. Bu temel prensipler: ısı, nem, havalandırma ve çevrilmedir. Şimdi bunları birer birer inceleyip özelliklerini anlatacağız.

Isı: Döllü bir yumurtanın canlı varlık haline dönüşümünde en önemli özellik ısıdır. Makinenin ısıtılma sistemi ne olursa olsun değişmeyen ve uyulması gereken tek esas, ortalama ısının düzenli olarak yumurtadaki embriyoya iletilmesidir. İletilecek ortalama ısı 37.8°C (99.7-100 F)'dir. Normalin üstündeki yüksek ısı 42°C,  normalin altındaki ısı 35°C olarak kabul edilir. Bu durumlarda uzun süre kalan yumurtalarda embriyo ölümleri fazla olur. Kuluçkanın en nazik devresi embriyonun en genç ve körpe devreleridir. Bu devredeki yüksek ısı çok tehlikelidir.

Nem: Belirli sıcaklıktaki havada bulunan belirli miktardaki sudur. Gurk tavuk altındaki yumurtada bu olay doğal olarak düzenlenir, ancak makinelerdeki ortamın çok farklı olması nem düzenlemesini gerekli kılmaktadır. Makinelerde sıcak hava bir akım yaptığından yumurta yüzeylerini yalayarak geçerken  yumurta bünyesindeki suyu buharlaştırarak emer ve yumurtaların pişmesine yol açar. Dokularda azalmış olan su embriyonun ölümüne neden olur. Makinelerde yumurta bünyesindeki suyun buharlaşmasına  meydan vermemek için makine içindeki ısınmış kuru havanın su ile nemini yükseltip homojen halde dağılmasını sağlamak gerekir. Gelişim bölümünde nemin 82-85 F olması istenir, bu %50-55 bağıl neme tekabül eder. Çıkış devresinde ise nem 92-95 F olup, %75-80 bağıl neme tekabül eder.

Havalandırma: Makineler her ne şekil ve tipte yapılmış olursa olsun kuluçkanın ve kuluçka makinelerinin temel prensiplerinden biride havalandırmadır. Bütün canlılar gibi kuluçkaya konulmuş ve yumurta içinde gelişmekte olan embriyonunda taze havaya ihtiyacı vardır. Kuluçka makinelerinin havalandırılması, embriyonun gelişmesine lüzumlu havadaki oksijen ile beraber, embriyonun solunumu sonucu oluşan karbondioksitin zararlı duruma gelmemesi için gereklidir. Solunum bir gaz değişimidir, yumurta kabuğundaki gözenekler ile bu gaz değişimini yumurtadaki hava boşluğu ve allantois yapar. Havalandırmada güvence sınırı; 1000 kısım havada 3 kısım karbondioksittir.

Yumurtaların çevrilmesi: Yumurtaların çevrilmesi dördüncü temel prensip olup, bunun birkaç önemli nedeni bulunmaktadır. Çevrilme suretiyle yumurta yüzeyindeki ısı farkının giderilmesi, embriyonun ilk gelişme döneminde ruşeym torbasının (disk) daha sonralarında embriyonik zarların kabuk zarlarına veya bu zarların birbirlerine yapışmalarını önlemek için gereklidir. Döllü yumurtaların yaklaşık %25’inde kuluçkaya konulduklarında Ruşeym ekseni yanlış durumda bulunmaktadır. Bu hatalar çevrilme ile düzeltilir. Ayrıca yumurtada oluşan civciv, kuluçkanın 12-13’üncü gününe kadar yumurtanın büyük çapına dik olarak bulunur. Bundan sonraki gelişmede büyük çapına paralel bir doğrultu alır, kafası hava boşluğu tarafına döner. Aksi halde ölümüne neden olur. Bu olay çevrilme ile sağlanır.

Kuluçka Makinelerinin Temizliği

Kuluçkacılıkta iyi randıman almanın ve hastalıksız, sıhhatli civciv elde etmenin ön şartı makinelerin temizliği ve iyi dezenfekte edilmeleri ile mümkündür. Yeni çalıştırılmaya başlayan bir makine içine yumurta konulmadan mutlaka dezenfekte edilmelidir. Ayrı civciv çıkış kısmı olan makineler ise her parti civciv çıkışından sonra temizlenip dezenfekte edilmelidir. Tavuk hastalıklarının pek çoğunun bulaşıcı oluşu ve bazı hastalık mikroplarının yumurtanın kabuğu ve içine yerleşebilmesi bu önemi artırmaktadır.

Kuluçka makinelerinde civciv çıktıktan sonraki temizlik son derece önemlidir. Makine içinde her hangi bir bulaşıcı hastalık söz konusu ise inficar tablalarına ince tülbent bezi serilir. Bu konan bezin ince kabuk ve pisliklerin diğer tablalara bulaşmamasında çok faydası olur. Civcivler çıktıktan sonra bütün kabuklar ve tablalar dışarı alınmalı makine içindeki ufak civciv tüyleri elektrikli süpürge vasıtasıyla emilerek temizlenmelidir. Daha sonra makine içi sodalı ve sabunlu su ile silinmeli ve daha sonra da diğer dezenfektan maddelerle tekrar dezenfekte edilmelidir. Bütün civciv tablaları aynı muameleye tabii tutulmalıdır. Kuluçkacılıkta en iyi dezenfekte tarzı fümigasyondur. Fümigasyon usulünde gaz haline gelmiş olan mikroorganizma öldürücü aktif maddeler en kıyı ve köşelere kadar girerek beklenilen yararı tam anlamı ile sağlar.


Civciv Çıkımını Azaltan Sebepler

Kuluçka makinelerine konan her yumurtadan civciv çıkmaz. Bu olayın çeşitli sebepleri vardır. Makineye konan her 100 yumurtadan çıkan civciv adedine randıman denir. Randımanın yüksek olabilmesi için bazı şartların bir araya gelmesi gerekir. Bu şartlar kümesteki sürüden başlar ve civciv çıkıncaya kadar olan dönemi kapsar. Kuluçkaya girecek yumurtalar döllü, 55-65 gram arasında ve düzgün biçimli olmalıdır. Kabuğu çatlak, pürüzlü, yıkanmış ve 7 günden fazla beklemiş olmamalıdır.

Her şeyden önce makinelere konulan bütün yumurtalar döllü değildir. Dölsüz yumurta oranı %8-15 arasında değişir. Mevsim ve yem damızlık tavuklarda döllülüğe etkilidir. Ayrıca tohumlu olan yumurtaların da bazılarından civciv çıkmaz. Bunun sebebi yumurta içindeki ölümlerdir. Yumurta içindeki ölümler iki grupta incelenir; yumurtaya ait iç sebepler ve kuluçka makinelerine ait dış sebepler.

Yumurtaya ait iç sebepler: Daha ziyade 3-5. günler ile 17-20. günlerde meydana gelmektedir. Damızlık yumurtalar makinelere konulmadan önce 3-7 gün 20°C üzerinde muhafaza edilmiş ise yumurta içinde embriyo teşekkülü başlamıştır. Bu yumurtalar makineye konulunca daha yüksek ısıda ilk civciv nüveleri ölür. Yumurta içinde kan halkası oluşur. Kuluçkanın ilk devresinde yumurta içinde civciv teşekkül ettikten sonra hemen ölmesinde damızlık tavukların yetersiz beslenme veya yemde vitamin noksanlığının da etkisi vardır. Ayrıca damızlık tavuklar bulaşıcı hastalık geçirmiş iseler ilk civciv nüveleri ölür.

Kuluçka makinelerine ait dış sebepler: Burada ölümler 3-4. günler ile 16-20. günler arasındadır. Civcivler kabuğu delmeden ölürlerse; vantilasyon azlığı, ısı derecesinin yanlış ayarlanması, çevirmenin tam yapılmaması, termostat veya ısıtıcıların bozulmasından meydana gelmiş olabilir. Civcivler kabuğu deldikten sonra ölürse; kuluçka dönemi nem azlığı ve kuluçka dönemi ısı azlığı akla gelmelidir. Civcivler kabuğa yapışıp kalmışsa sebebi genellikle rutubetin azlığıdır. Ayrıca ısı derecesinin düşük olması ve havalandırmanın azlığı sebebiyle yumuşak vücutlu civciv çıkması ve çıkmanın gecikmesi görülebilir.

Civcivlerin Kuluçka Makinesinden Çıkarılması

Civcivleri çıkarmak için 21 günün dolması beklenmeli ve %80- 90 nispetinde kurumuş, canlı ve sıhhatli görünüme sahip olmalıdır. Civcivler makinede kuruduktan sonra fazla bekletilirse esas ağırlıklarını kaybederler. Daha fazla kalırlarsa  da birbirlerini ezerek ölürler. Makineden alınan civcivler bir müddet (4-6 saat) bekletilip gidecekleri yere sevk edilirler.

Kuluçkada civcivlerin çıkışı tamamlandıktan sonra, arta kalan kabuklar, dölsüz yumurtalar, içinde ölü civciv olan yumurtalar, kısaca kuluçkahane artıkları yakılarak çevrede kirlenme ve bulaşmaya mani olacak şekilde imha edilir.

Civcivlerde Cinsiyet Ayrımı

Yumurta tavukçuluğu işletmeleri erkek civciv istemezler. Bu nedenle sevk edilecekler arasında erkek civciv bulunmaması gerekir. Yumurtadan çıktıktan sonraki ilk 24 saat içinde cinsiyet tespiti yapılmalıdır. 4 tür cinsiyet ayırımı vardır; tüy rengine göre, ayak rengine göre, kanat tüylerine göre ve doğal ayrım (el ve göz yardımıyla, günlük civcivlerin gerisine bakarak). Bu ayrım tecrübe ve eğitim işidir. Yanılmalar her zaman olabilir. Doğal ayrımda %2-4 kadar yanılma mümkündür.

Civcivlerin Nakli

Civciv nakli önemli ve zor bir iştir. Büyük dikkat ister. Sıkışıklık, sarsıntı, havasızlık, sıcak ve soğuk ölümlere yol açar. Taşımada özel mukavva kutular kullanılır. Bunların havalandırma delikleri vardır. Kutu içi ısı 32°C olmalıdır. Bunlar yalnızca bir defa kullanılmalıdır. İçine altlık olarak odun talaşı konur. Civcivleri taşıma sırasında yem ve su verilmez. Civcivler 72 saat açlığa dayanabilirler.

Yumurta tavukçuluğunda kümes sistemleri


Yumurta tavukçuluğunda 3 çeşit kümes sistemi kullanılır;
1- Kalın altlık sistemi (yer tavukçuluğu),
2- Izgara sistemi,
3- Kafes sistemi.

Kalın Altlık Sistemi

Kümes tabanı tamamıyla beton ya da sıkıştırılmış topraktan oluşur. Zemin üzerine 10-15 cm kalınlığında altlık serilir. Altlık malzemesi olarak bulunabilirliğine göre; kaba planya talaşı, pirinç kavuzu, parçalanmış mısır koçanı, sap veya saman gibi malzemeler kullanılabilir. Bu sistem halen broiler yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar ucuza mal olmakta ise de, özellikle iyi havalandırılmayan ve nemli bölgelerdeki kümeslerde altlığın ıslanması ve kesekleşmesi büyük sorunlar oluşturmaktadır. Bu tip kümeslerde metrekareye 4-6 tavuk konulabilir.

Izgara Sistemi

Izgara sisteminin kullanılmasının  amacı altlıklı yer kümesinde görülen sorunların ortadan kaldırılmasıdır. Izgara sistemi kullanılan ızgaranın ölçüsüne göre 3’e ayrılır; 2/3 ızgara, 1/3 ızgara ve tam ızgara sistemi.

- 2/3 ızgara sistemi: Kümesin 2/3’ü tahta ızgaralarla, 1/3’ü de altlık ile kaplanmıştır. Izgaralar altlık seviyesinden 20-40 cm yükseklikte olmalıdır. Yemlikler ve sulukların ızgaraların üzerine yerleştirildiği bu sistemde tavuklar günün büyük bir kısmını ızgaralar üzerinde geçirirler. Izgaralar; 2 x 2,5 cm kesitindeki çıtaların 2,5 cm ara ile ve paralel yerleştirilmesiyle yapılır. Izgaralar arasından gübre çukuruna dökülen gübreler, bir yıl boyunca burada biriktirilerek verim yılı sonunda temizlenirler. Kümes genişliğine göre, ızgaralar kümes ortasına, folluklar karşılıklı iki duvar kenarına yerleştirilir. Kümes genişliği 12 metreden fazla ise ızgaralar ortadaki koridorun her iki yanına yerleştirilir. Bu tip kümeslerin içerisine girmeden, koridor boyunca dolaşarak her iki bölmenin yumurtalarını toplamak oldukça kolaydır. Uygun havalandırma koşullarında bu tip kümeslerde metrekareye 8 tavuk yerleştirilebilir.

- 1/3 ızgara sistemi: Sistem olarak yukarıda bahsedildiği gibidir. Kümesin 1/3’ü tahta ızgaralarla, 2/3’ü altlıkla kaplanmıştır.

- Tam ızgara sistemi: Bu sistemde kümesin tamamı tahta ızgaralarla kaplanmıştır. Altlık giderleri tamamen kaldırılmış olup, ızgaraların ilk yapım masrafı oldukça pahalıdır. Bu sistemde metrekareye 8-10 tavuk yerleştirilebilir.

Kafes Sistemi

Bu sistemde tavuklar kümes içerisindeki kafeslerde barındırılırlar. Çok iyi bir havalandırma düzeni gerektiren bu sistemin yararı metrekareye düşen tavuk sayısının fazla oluşu ile (kafes tipine göre 12-27 tavuk/m²) yer ve iş gücünden tasarruf sağlanmasıdır. Ayrıca daha kolay ayıklama, daha az yem tüketimi, altlık giderinin ortadan kaldırılması, parazitler, hastalıklar, tüy yolma ve kanibalizmin azalması gibi olumlu yönleri de vardır. Bunun yanı sıra ilk yapım giderlerinin yüksekliği, özel yemleme ve itinalı bakım gereği kafes yorgunluğu, karaciğer yağlanması ve kırık-çatlak yumurta miktarının artması gibi sakıncaları da vardır. Kafesler 2-2,5 mm çapındaki galvanizli tel çubukların 2 x 5 cm veya 2 x 6 cm aralıklarla kaynaklanması ile yapılır. Kafes tabanının eğimi %15,8-17,6 olup, bu meyilde yuvarlanan yumurtalar öndeki yumurta tablalarında toplanırlar. Kafes blokları arasındaki servis yolunun genişliği kafes tiplerine göre 60-75 cm arasında değişebilir. Kafes blokları kümes içerisinde birden fazla sıra halinde yerleştirilir. Her blokta kafesler tek veya çok katlı olarak dizilir. Bu dizilişler yatay, dikey veya kademeli olabilir.

- Basamaklı (kademeli) kafesler: Kafes tavukçuluğunun en basit tipidir. Bu tip kafesler merdiven basamakları gibi kademeli olarak dizilirler. Bu tip kafeslere Kaliforniya tipi kafesler de denilmektedir. Her bir kafes bölmesine 3-4 tavuk konulur. Taban alanının her bir metrekaresine 12 tavuk konulur. Bu tip kafeslerin mevcut binaya uyum sağlamaları kolaydır. İlk yatırım masrafları düşük, küçük sürüler için uygundur. Dezavantajı birim alana az hayvan düşmesi, gübrenin içerde birikmesi nedeniyle  uygun olmayan kümes içi çevre koşulunun oluşmasıdır.

- Bataryalı (dikey) kafesler: Bu tip kafeslerde metrekareye 16-18 tavuk düşmektedir. Kafesler 3 yada 4 katlı olacak şekildedir. Bu kafeslere apartman veya battery tip kafesler de denir. Kafesler sırt sırta dizilir. Üsttekilerin gübresi bir alttaki kafesin üstündeki tablalara dökülür. Bunlar gübre çukuruna dökülüp otomatik olarak kümesten uzaklaştırılır. Yemleme, sulama, yumurta toplama gibi işler de otomatik yapılır.

- Düz (yatay) kafesler: Bu kafesler kümeste tek katlı olarak kurulur. Kafes bloklarında genellikle 4 kafes bulunur. Ortadaki iki kafes sırt sırta, dıştaki iki kafes ise ön tarafları ortadakilerin ön yüzüne bakacak şekilde dizilir. Bloklar arasında servis yolu bırakılır. Metrekareye 12-14 tavuk düşer. Sistem tamamen mekanik işler. Yerden 60-70 cm yukarıdan kurulu kafeslerden inen gübre otomatik olarak kümes dışına ulaştırılır.  Sistem pahalıya mal olur, uzun kümesler gerektirir.


Bugün ülkemizde yetiştirilen tüm ticari yumurta sürülerinin yaklaşık %80'i kafeslerde yetiştirilmektedir. Kafes sistemleri diğer sistemlere göre avantajlıdır. İster yerde, ister kafeste büyütülmüş olsunlar, piliçler yumurta kafeslerine 16-18. haftalarda nakledilirler. Aşağıdaki tabloda kafes tavukçuluğunda hayvan başına ayrılması gereken alanlar verilmiştir.

14. Haftaya kadar (cm²) 18. Haftaya kadar (cm²) 18. Haftadan sonra (cm²)
Beyaz yumurtacılar 232 290 387
Kahverengi yumurtacılar 277 355 484

Kafeste yumurta tavukçuluğunun avantajları:
- Birim kümes alanına konan tavuk sayısı diğer kümeslerden 4-5 misli daha fazladır.
- Altlık sorunu yoktur.
- Yumurtalar daha temizdir.
- Fazla dolaşıp enerji kaybetmedikleri için yemden yararlanma biraz daha yüksektir.
- Yere yumurtlama sorunu yoktur.
- Gurk olma hali çok azdır.
- Tavuklar ayak altında dolaşmadıkları için bakımları daha kolaydır.
- Yumurtalar biraz daha ağırdır.
- Ölüm oranı genellikle daha düşüktür.
- İş gücü gereksinimi, otomasyona bağlı olarak %50-80 daha azdır.
- Tavukların tek tek kontrolü, kötü ve düşük verimlilerin ayrılması daha kolaydır.
- Gübrenin alta seçmesi ve tavukların birbirleriyle temasının az olması nedeniyle hastalık kontrolü daha kolaydır.
- Kanibalizm daha düşük düzeydedir.
- Hayvanların kendi yumurtalarını yemelerine ender rastlanır, ayrıca bu alışkanlığı olan hayvanlar kolayca ayıklanır.

Kafeste yumurta tavukçuluğunun dezavantajları:
- Hayvan başına düşen ilk kuruluş masrafları, kafes maliyeti nedeniyle çok fazladır.
- Çatlak yumurta oranı artar.
- Yumurtlama döneminde hayvanlar daha fazla ağırlık artışı sağlasalar da, kemiklerin son derece zayıf olması nedeniyle dönem sonundaki piyasa fiyatları düşüktür.
- Özellikle yazın, gübrede fazla miktarda sinek ürer ve sorun yaratır.
- Kafes altlarında biriken gübreyi sık sık temizlemek gerekir.
- Bazı özel kafes hastalıkları nedeniyle özel yemleme gerekebilir.
- Hareketsizlikten dolayı karaciğer yaşlanması ve buna bağlı ölümlere daha sık rastlanır.
- Kümes içerisinde daha fazla hayvan barındığı için daha güçlü bir havalandırmaya ihtiyaç vardır.
- Yumurtlamayanlar düzenli bir şekilde ayıklandığından kafeslerin bir kısmının boş kalmaması için bir miktar yedek tavuk beslenir.

Kafeslerde aranılan nitelikler:
- Kafes maliyeti imkan oranında düşük olmalı,
- Parçaları kolayca sökülüp takılabilmeli,
- Dayanıklı olmalı,
- Kolayca temizlenip dezenfekte edilebilmeli,
- Gübre kolayca temizlenip atılabilmeli,
- Kafesin en üst katına rahat erişilebilmeli.

Kümeslerde Temizlik

Hangi tip kümes olursa olsun temizlik gereklidir. Temizlik ile birlikte dezenfeksiyona da önem verilmelidir. Kümes boşalınca tüm ekipman dışarı çıkarılır. Altlık kümesten uzağa götürülüp atılır. Sonra kümese ilaçlı sular püskürtülür. 24 saat sonra kümes tabanı kazınarak temizlenir, sıcak sodalı sularla fırçalanıp yıkanır. Dışarı alınan ekipman güzelce temizlenir, dezenfekte edilir. Kullanılan dezenfekte edici maddenin uygun olması ve uygun dozda kullanılması gerekir.

İyi bir dezenfektanın özellikleri:
- Çeşitli hastalıkların mikroplarını öldürür.
- İnsan ve hayvan için zararsız olur.
- Sürüldüğü alet ve ekipmanları bozmaz.
- Dayanıklı ve uzun etkili olur.
- Kötü kokulu, renk verici veya renk soldurucu olmaz.
- Kullanışlı ve ucuzdur.

Dezenfektan olarak kullanılacak çok çeşitli kimyasal maddeler vardır. Ayrıca kireç ile yapılacak temizlik, dezenfeksiyonda kolaylık sağlar. Sabun, soda, sud kostik (sodyum hidroksit) ve deterjanlar tavuk yetiştiricisinin daima elinin altında bulunmalıdır.

Yumurta tavukçuluğuna giriş


Günümüzde tavukçuluk önemli bir endüstri sektörü olmuş ve dev adımlarla ilerlemektedir. Yumurta tavukçuluğu, insan beslenmesinde mükemmel bir gıda olan yumurtanın üretimi açısından çok önemli bir yetiştiricilik faaliyetidir. Çünkü yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin ögelerini bulunduran tek besin kaynağıdır. Yeni bir yaşamın özü olduğu düşünülecek olursa, besleyici değerinin yüksek olması hiç de şaşırtıcı değildir. Yumurta tüm besinler içerisinde en değerli proteini içermektedir. Sindirilebilirliği yüksektir, tamamına yakını vücut tarafından kullanılmakta ve vücut proteinlerine dönüşebilmektedir. Yumurta başlıca, A, D, E ve B grubu vitaminler olmak üzere diğer vitaminleri de önemli oranda içermektedir.

Yumurtacı tavuk yetiştiriciliği yemeklik ve damızlık yumurta için yapılır. İşletme için gereken civciv ve piliç ya işletmenin kendi içinde üretilir veya dışarıdan alınır. Yemeklik yumurtacı işletmelerde horoz gerekli değildir. Damızlık yumurtacı işletmelerse her 10-12 tavuğa bir horoz katarlar.

Yumurtanız Hangi Renk Olsun?

Kahverengi yumurta veren tavuklar sakin huyludur. Ağırlıkları fazladır. Yem tüketimleri fazlacadır. Ama verim dönemi sonunda satışta ağırlık farkı bu masrafını karşılar. Yumurta verimi beyazlardan %3-4 daha azdır. Yumurta ağırlığı ise ortalama 2 gram daha fazladır. Beyaz yumurta veren tavuklar daha sinirli ve hırçındır. Bakımları dikkatli yapılmalıdır. Vücutları hafif, yem tüketimi azdır. Yumurta verimi biraz fazlacadır, ancak ortalama yumurta ağırlığı daha azdır.

Türkiye'nin Dünya Tavukçuluğunda Yeri

Bu gün tarımsal üretim ve gıda sektöründe Türkiye'nin cirosu en büyük firmaları, kanatlı entegre firmalarıdır. Geçimini kanatlı sektöründen temin eden (üretici çiftçi, sektörle ilgili esnaf, yem, ilaç, yan sanayi, nakliye, pazarlama dahil) insan sayısı yaklaşık 1,5 milyon (aileleri ile birlikte) kişidir. Sektörün yıllık cirosu yaklaşık 5,5 milyar dolardır. Kanatlı sektörü Türkiye tarımı içinde en hızlı gelişen ve en güçlü sektörlerden biri haline gelmiştir. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin toplam tavuk eti üretimi 2019 yılında toplam 2.138.035 ton ve yumurta üretimi 19.898.126.000 adet olarak gerçekleşmiştir. Türkiye kanatlı eti ve yumurtası üretiminde kendine yeter olup, üretim fazlasını ihraç etmektedir.


FAO 2018 yılı verilerine göre; Dünya’da 114.902.242 ton tavuk eti üretimi ve 77.067.008 ton tavuk yumurtası üretimi yapılmıştır. Dünya üretimi ile kıyaslandığında Türkiye, tavuk eti üretiminde 10. sırada, tavuk yumurtası üretiminde ise 9. sırada yer almıştır. Avrupa’da ise 18.649.340 ton tavuk eti üretimi ve 11.073.316 ton tavuk yumurtası üretimi yapılmıştır. Avrupa üretimi ile kıyaslandığında Türkiye, tavuk eti ve tavuk yumurtası üretiminde 2. sıradadır.

Türkiye'de kanatlı sektöründe toplam 11.056 (kuluçkahane, kombina-kesimhane, damızlık, etlik ve yumurtacı ) işletme mevcuttur. Üretim işletmelerinde 2.439 damızlık kümes, 12.725 ticari etlik kümes, 5.058 ticarî yumurtacı kümes olmak üzere toplam 20.222 adet kümes bulunmaktadır. Mevcut işletme ve kümeslerde kapasite kullanım oranının %85-90 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Yumurta tavukçuluğunda başarılı sayılmak için aşağıdaki kıstaslar önem arz etmektedir;
- Tavuk başına yıllık yumurta verimi en az 280 olmalıdır.
- 1 kg. yumurta için yedirilen yem miktarı 2.0-2.2 kg. olmalıdır.
- Yumurtlama döneminde aylık ölüm oranı en çok %1 olmalıdır.
- Çok küçük ve satışa uygun olmayan yumurta oranı en fazla %5 olmalıdır.
- Kırık yumurtaların oranı %2’yi geçmemelidir.

Bu hedeflere ulaşabilmek için;
- Besin maddelerince iyi dengelenmiş karma yemler kullanılmalıdır.
- Tavuklar 19 aylık olduktan sonra verim dışı bırakılmalıdır.
- Sürü büyüklüğü ne kadar artarsa kazanç da o kadar artar.
- Yüksek verimli ırklar seçilmelidir.
- Kaliteli yumurtalar üretilmelidir.
- Pazar şartları iyi takip edilmelidir.