P harfi ile başlayan terimler - Onur Çelikörs

P harfi ile başlayan terimler

P


Papilla: Koni biçimindeki herhangi bir çıkıntı. Tomur.

Pankreas: Genel olarak midenin sol yanında yer alan, hem iç salgı hem de dış salgı ile görevli olan karma bez.

Parafiletik: Birden fazla atadan köken almış.

Parapod: Her vücut segmentinin yanında, bir çift halinde bulunan ve yer değiştirmeye yarayan yapılar.

Parazit: Başka türden bir canlının içinde veya üzerinde, kendisine besin veya barınak sağlayacak şekilde ancak aynı zamanda da diğer canlıya da zarar verecek şekilde yaşayan organizma, asalak.

Parankima: İnce duvarlı, nispeten farklılaşmamış hücrelerden oluşan, yapı ve görevi değişebilen, yumuşak bitki dokusu, parankima. Yassı solucanlarda kas tabakasıyla bağırsak arasında bulunan çeşitli hücrelerden oluşmuş sert doku. Bir organın zemin dokusu.

Parasempatik: Organların çalışmasına yavaşlatıcı etki yapan otonom sinir sisteminin bölümü.

Paratiroit hormon: Paratiroit bezinden salgılanan, kalsiyumun bağırsaktan emilimini, böbreklerden atılmasını, kemiklerden serbest hale geçirilmesini ve hücreler arasındaki kalsiyum iyon konsantrasyonunu kontrol eden hormon.

Partenogenez: Yumurta hücrelerinin, sperm hücreleri ile döllenmeden mitoz geçirmeye başlayarak, bir canlıyı oluşturması şeklindeki üreme tipi.

Pakimenenjit: Beynin en dış zarının (dura mater) iltihabıdır.

Palpasyon: Elle dokunularak yapılan muayene.

Palpitasyon: Kalp çarpıntısı.

Palyatif: Hafifletici.

Panarterit: Bütün arterleri kapsayan iltihabi durum.

Pandemi: Salgın bir hastalığın kıta düzeyinde çok geniş bir alana yayılmasına verilen isimdir.

Pankardit: Kalbin bütün zarlarının iltihabı.

Pankreas: Karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının ön kısmında yerleşik bir organdır.

Pankreatit: Pankreas iltihabıdır.

Panoftalmi: Gözün bütün tabakalarının iltihabı.

Pansinüzit: Bütün yüz sinüslerinin iltihabı.

Papaverin: Opiumdan elde edilen, düz kasların spazmını çözücü etkiye sahip bir alkaloid.

Papillit: Görme sinirinin retinaya girdiği yerin (optik papilla) ödemli iltihabı.

Papillokarsinom: Kötü huylu papillom.

Papillom: Meme başı gibi çıkıntılar yapan iyi huylu tümörler.

Papül: Ciltteki, sınırları belirgin, kabarık, 1 cm`den küçük çaplı lezyonlardır.

Para: Yanında, yan.

Parakardiak: Kalbin yanında, kalbe komşu.

Paralitik: Felç olan, felçli kişi.

Paraliz: Felç.

Paramedian: Orta hattın yanında, orta hatta yakın.

Paramedikal: Bir dereceye kadar tıpla ilgili, hekimliği kısmen ilgilendiren.

Paranazal: Burun boşluğunun yanında, buruna komşu.

Parankim: Bir organ yada bezin görev gören dokusudur.

Paraozefagea: Özefagusun (yemek borusu) yanında yer alan.

Parapleji: Belden aşağı her, iki bacağın tutmaması, felç hali.

Parasentez: İçinde su veya cerahat toplanmış bir vücut boşluğundaki sıvıyı çıkarmak için yapılan delme ameliyatı.

Paratiroit: Tiroit bezi arkasında bulunan dört adet küçük beze verilen isim.

Paratiroidektomi: Paratiroitlerin ameliyatla çıkartılması.

Paratrakeal: Nefes borusunun yanında yer alan.

Paravertebral: Omurganın (vertebral kolon) yanında yer alan.

Parazitemi: Kanda parazit bulunması.

Parenkim: Organın kendine özel doku yapısı.

Parenteral: İlaç veya serumların ağız yolu ile değil damar yolu, kas içi gibi yollarla verilmesi.

Parestezi: Uyuşma, karıncalanma veya yanma hissi gibi duyusal bozukluklar.

Parietal kemik: Kafatasının her iki yan tarafındaki kemiklere verilen isim.

Paroksismal: Ani ve geçici krizler halinde gelen.

Paronişi: Tırnak yatağı iltihabı, dolama.

Parotis bezi: Kulak altı tükürük bezi.

Parsiyel: Bütününü kapsamayan, tam olmayan, kısmi.

Partikül: Parçacık, zerre.

Partus: Doğum.

Patella: Diz kapağı kemiği.

Patogenez: Hastalığın esas ve gelişimi.

Patognomonik: Bir hastalık için çok özel belirti, bu varsa mutlaka o hastalık akla gelmelidir gibi.

Patojen: Zararlı, hastalık yapıcı.

Patoloji: Hastalık bilimi, hastalığın nedenlerini araştıran uzmanlık dalı.

Patolog: Hastalık nedeni ile dokularda meydana gelen değişimleri inceleyen bilimle uğraşan kişi.

Patolojik: Normal olmayan, hastalıklı.

Pektin: Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü, karbonhidrat karışımı maddeler.

Penisilin: "Penicillium notatum" isimli bir mantar tarafından üretilen ve bakteri hücre duvarının sentezini engelleyen bir antibiyotik.

Pelajik: Deniz ya da göllerde tabana tutunarak ya da serbest halde yaşayan canlılar.

Pelvis: Leğen kemiği.

Penis: Erkek cinsel organı.

Penetrasyon: Nüfuz etmek, içine girmek, dalmak.

Peptidoglikan: Uzun polisakkarit zincirlerinin kısa peptitlerle (protein bağları) bağlandığı büyük moleküller.

Pepsin: Mide öz suyunda bulunan ve proteinleri sindiren enzim.

Pepton: Proteinlerin mide öz suyunda sindirime uğramış son hali.

Peptit: Aminoasitler arasındaki bağlar.

Periant: Çiçek örtüsü ve çiçek örtü yaprakları. Taç ve çanak yaprakların tümü. Bir çiçekte erkek organlar ve dişi organ dışında kalan parçalar.

Periderm: Ağacın kabuk kısmı. Birçok gövde ve köklerde ikinci büyüme ile epidermisin yerini alan doku.

Perikard: Kalbin en dış örtüsüne verilen ad.

Periost: Kemik zarı. Kemiklerin dışında bulunan, kemik dokunun beslenmesini onarılmasını sağlayan zar.

Peristaltik: Sindirim sistemi gibi bazı organların çeperlerinde görülen ritmik ve kuvvetli kasılıp gevşeme hareketleri. Bu ritmik kasılma dalgaları organ içindeki maddeyi hareket ettirmeye yardımcı olur.

Periton: Karındaki organları saran iki katlı karın zarı.

Peristom: Yosunlarda kapsül açıldıktan sonra ağızda bir ya da iki sıralı silli halka yapısı. Silyat protozoonlarda, denizyıldızlarında, halkalı solucanlarda, böceklerde, derisi dikenlilerde, vb. ağız çevresi bölgesi.

Peritonit: Peritonun iltihabıdır.

Peroral: Ağız yolu ile.

Peteşi: Ciltte nokta biçiminde kanamalar. 

Phenotype: Kişinin kalıtsal yapısının dışa akseden görünümü, aynı tür fertlerini belirleyen, gözle görülebilen özelliklerin tümü.

Pestisit: Tarım bitkilerine zarar veren hayvansal.

pH: Bir sıvının asit veya bazlık derecesini gösteren değer.

Pigment: Bitkilerde ve hayvanlarda bulunan renk maddelerinin genel adı.

Pinositoz: Hücre zarından doğrudan geçemeyecek kadar büyük moleküllü sıvı maddelerin hücreye alınması.

Pistil: Çiçeklerdeki dişi organ.

Plankton: Suyun hareketiyle pasif olarak sürüklenen küçük canlıların genel adı.

Planktonik: Plankton yapısında olan ya da planktona ilişkin olan.

Plasenta: Anne ve yavru arasında, döl yatağı içerisinde kurulan ve madde alış verişine olanak tanıyan, damarlı ve süngerimsi yapı.

Plastit: Bitki hücrelerinde ve bazı bir hücreli canlılarda bulunan, çoğunlukla renk pigmenti de taşıyan bir organel.

Plazmid: Bakteri stoplazmalarında bulunan ve kromozom gibi davranan DNA’lar.

Pleura: Akciğerleri saran iki katlı zar. Akciğer dış zarı.

Plevral: Pleura'ya ait.

Plörezi: Plevra iltihabı.

Plörit: Plevranın, sıvı birikmeksizin kuru iltihabı.

Polen: Çiçek tozu.

Poikilotherm: Değişken vücut sıcaklıklı.

Polimer: Birden fazla benzer ya da farklı birimin, kovalent bağlarla birleşmesiyle oluşan yapı.

Polimerize: Polimer yapıda, polimer özelliği gösteren.

Polipeptit: Çok sayıda aminoasidin birleşmesiyle oluşan organik molekül.

Polisakkarit: Çok sayıda monosakkaritten meydana gelen organik bileşikler.

Polikistik: Bazı organlarda çok sayıda içi sıvı ile dolu oluşumlara verilen addır.

Polip: Organların ve vücut boşluklarının iç yüzünü kapsayan mukoza adı verilen tabakadan menşeini almış, saplı iyi huylu küçük ur.

Populasyon: Aynı türün bireylerinden oluşan yaşama birliği ve toplumudur.

Por: Gözenek, küçük delik.

Predatör: Besin olarak diğer canlıları yakalayıp öldüren canlı, avcı.

Primer: Birinci derecedeki, ilkin, esas.

Proboscis: Genellikle vücudun ön kısmında ve ağız yakınında bulunan, veya tamamen ağız yapısını teşkil eden hortum.

Prokaryot: Zarla çevrilmiş özel organelleri ve gerçek çekirdeği olmayan hücreler. Bakteriler ve mavi-yeşil algleri içine alan monera alemindeki canlılar.

Pronefroz: Omurgalılarda görülen en basit böbrek tipi.

Protallus: Protal. Haploit yapıdaki gametofit.

Proteaz: Proteinlerin peptit bağlarını koparak yıkılmasından sorumlu olan enzim, proteinaz.

Protonefridyum: Bazı ilkel omurgasızlarda görülen, bir uçta alev hücreleriyle başlayan ve dallanan kanalların bir merkez kanalla birleşerek, dışarıya açıldığı boşaltım organı tipi.

Protein: Yapısında karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi elementleri bulunduran temel moleküllerdir. Aminoasitlerin peptid bağlarıyla birleşmesinden oluşur. Dizilişini genetik kodlamadaki nükleotidler belirler. Hücrelerin, dokuların ve organların oluşması, işlevlerini görebilmesi ve bunu uyum içinde yapmaları için gereklidir.

Proteoliz: Proteinlerin amino asitlerine kadar parçalanması işlemi.

Protoplazma: Hücrenin çekirdeği ile sitoplazmasına verilen ad.

Protozoon: Tek hücreli canlılara genel olarak verilen ad.

Protostomia: Embriyodaki blastopor, gelişerek ağzı oluşturur. Anüs, ağzın tam karşısında, arka bölgedeki ektodermin çökmesiyle gelişir. Genellikle, şizosöl sölom, spiral segmentasyon, ve mozaik gelişim ile birlikte anılır.

Protozoon: Tek hücreli canlılara genel olarak verilen ad.

Prostat: Erkeklerde mesanenin altında ve idrar yolunun başlangıcında bulunan genital sisteme ait bir bez.

Prostatit: Prostat iltihabı.

Pseudocoelomata: Gerçek söloma sahip olmayan canlılar. Embriyonel dönemdeki blastosöl'ün devamıdır. Sadece dış kısmı mezoderm ile çevrilidir.

Pseudopod: Amip benzeri bir hücrelilerde ve fagositoz yapan diğer hücrelerde bulunan sitoplazma uzantıları, yalancı ayak.

Puplaşma: Bazı böceklerin larva evrelerinin sonunda beslenmesiz ve hareketsiz belli bir zaman devresine girerek ergin organizmaları meydana getirmesi olayı.

Pulmoner: Akciğer veya akciğerlerle ilgili.

Pulmoner arter: Akciğerin büyük besleyici arteri.

Püstül: Ciltte, içerisinde cerahat bulunan kabarık lezyonlardır.