K harfi ile başlayan terimler - Onur Çelikörs

K harfi ile başlayan terimler

K


Kadavra: Tıp öğreniminde üzerinde çalışmak için hazırlanmış ölü insan ya da hayvan vücudu.

Kafein: Kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunan, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olan, fosfodiesteraz aktivitesini engelleyen bir pürin alkaloit.

Kakozmi: Pis koku.

Kalaza: Kuş yumurtalarında vitellusu (yumurta sarısı) karşılıklı iki taraftan zara bağlayan iki sarmal banttan her biri.

Kalıtım: Canlının genetik şifresinin kendisinden sonra gelen nesle/yavrulara aktarılması.

Kaliptra: Kökün ucunu yüksük gibi saran ve koruyan doku.

Kalsitonin: Tiroit bezi tarafından salgılanan, kemiklerde kalsiyum depolanmasını hızlandıran bir hormon.

Kalyum: Potasyum.

Kambiyum: Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan ve meristem hücrelerinden oluşan tabaka. Yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlar.

Kanser: Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel ad.

Kapalı dolaşım: Kanın kalp ve damarlardan oluşan kapalı bir sistem içerisinde dolaşmasıdır.

Kapsit: Virüslerin nükleik asitinin dışında bulunan, bazı virüslerde tek tip, diğerlerinde birkaç tip proteinden oluşan protein kılıf.

Kardiak: Kalbe ait.

Karina: Trakenin (nefes borusu), sağ ve sol akciğerlere girmeden önce ikiye ayrıldığı kısma verilen ad.

Karnivor: Hayvansal besinler ile beslenen canlılar. Örneğin; kedi, köpek.

Karotenoid: Sarı, turuncu, kırmızı veya kahverengi olan; yağda çözünebilen, çoğunlukla fotosentez tepkimelerinde de görev alan, bitkilerin çiçek ve meyve kısımlarında bulunan pigment grubu.

Karpel: Tohum taslaklarını ve özellikle tohumları örtmek için birkaç makrosporofilin kendi üzerlerine katlanarak ya da bir araya gelerek oluşturdukları tek ya da çok gözlü olabilen tohum zarfları.

Kas tonusu: İskelet kaslarının, dinlenme durumundaki kasılı hali.

Kaşeksi: Genel sağlık durumunun bozukluğu ile ilgili ileri derecede zayıflama hali.

Katabolizma: Maddelerin yüksek terkiplerinin, dokularda yakılarak daha basit terkipte maddeler meydana gelmesi.

Katalizör: Kimyasal tepkimeye katılmadan tepkimenin hızını artıran madde.

Kazein: Sütte bulunan bir çeşit protein.

Kazık kök: Ana kökün yan köklerden daha fazla gelişme göstermesi.

Kemoreseptör: Kimyasal maddelere karşı duyarlı olan almaçlar.

Keloid: Eski bir kesi veya ameliyat yerinde aşırı nedbe dokusu oluşmasıdır.

Keratin: Omurgalı hayvanların derisinin, tırnak saç, boynuz gibi yapılarında bulunan, suda çözünmeyen sert protein.

Keratinizasyon: Boynuzlaşma.

Keratit: Kornea iltihabı.

Keratoma: Nasır.

Keratometre: Kornea kavislerini ölçmekte kullanılan alet.

Keratoplasti: Matlaşmış korneanın yerine başkasından alınan korneanın konulması ameliyatı.

Kernicterus: Yeni doğanın şiddetli ikterusunda beynin bazı çekirdeklerinin bilirubinin etkisiyle toksik dejenerasyonudur.

Ketonemi: Kanda keton cisimciklerinin bulunması.

Ketonüri: İdrarla keton çıkarılması.

Kızamık: Salgın yapan virütik bir çocukluk çağı hastalığıdır.

Kifoz: Omurganın açıklığı öne bakan kamburluğuna verilen ad.

Kist: Etrafı membranla (zar) çevrili içi sıvı dolu oluşumlar.

Kist hidatik: Bazı organlarda (daha çok karaciğer, akciğer , beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.

Kist sebase: Yağ bezlerinin büyümesi sonucu deri altında oluşan kistler.

Kitin: Eklem bacaklı hayvanlarda dış iskeleti oluşturan dayanıklı yapı. N-asetil glikozamin'den meydana gelmiş, bir tür nötr polisakkarit.

Kilobaz: 1000 nükleotidlik DNA parçalarını esas alan ölçü birimi.

Knidosit: Omurgasızlarda görülen, içinde yakıcı kapsüller taşıyan, savunma veya beslenmede görevli olabilen özelleşmiş hücreler.

Kloak: Kuşlar gibi bazı canlı gruplarında, sindirim, boşaltım ve üreme sistemlerinin son ürünlerinin dışarı bırakıldığı ortak tek açıklık.

Klon: Genetik olarak birbirinin aynı olan canlılar.

Klorofil: Fotosentez olayında güneş enerjisini kimyasal enerjiye çeviren, yapısında magnezyum içeren, yeşil pigment maddesi.

Kloroplast: Yeşil renkli klorofil pigmentini taşıyan plastit.

Kleptomani: İhtiyacı olmaksızın patolojik çalma dürtüsüne verilen addır.

Klostrofobi: Kapalı yerlerden sebepsiz yere korkma reaksiyonudur.

Koch basili: Tüberküloz basiline, bulanın adına izafeten verilen ad.

Kolesterol: Hayvansal ve bitkisel yağların içerisinde bulunan, karaciğer tarafından sentez edilen bir maddedir.

Korpus: Gövde.

Kodon: Özel bir aminoasiti şifreleyen üç nükleotidden oluşan mRNA üzerindeki birim.

Koenzim: Bir enzimi aktif hale getiren, enzimin protein olmayan organik bileşeni.

Kokon: İçine yumurta ya da tohumların bırakıldığı yapı.

Kohezyon: Aynı cins moleküller arasındaki çekim kuvveti.

Kohlea: İç kulakta salyangozda bulunan yapı.

Kolesistokinin: İnce bağırsaktan salgılanan ve karaciğeri uyaran hormon.

Koloni: Aralarında işbölümü yapan tek hücreli organizmaların bir araya gelerek topluluk oluşturmaları.

Kolloid: Parçacık büyüklüğü 1-100 mm. olan madde.

Koleteral: Ksilem ve floemin üst üste bulunması.

Kommensal: Birlikte yaşayan iki canlı türünden birinin fayda sağladığı, diğerinin ise hiçbir şekilde etkilenmediği ortak yaşam biçimi.

Kopulasyon: Çiftleşme.

Konakçı: Bir parazit canlının üzerinde yaşadığı diğer canlı.

Koni hücreleri: Omurgalıların gözlerinde, retinanın arkasında yer alan, koni şeklindeki, ışığa son derece hassas olan ve renkli görüntünün algılanmasından sorumlu olan hücreler.

Kontraktil vakuol: Tatlı sularda yaşayan bir hücrelilerde, açılıp büzülerek, fazla suyu ve metabolizma atıklarını hücre dışarına atmada görevli olan organel.

Kondrin: Kıkırdak yapı hücrelerinin salgıladıkları ara madde.

Kondrosit: Kıkırdak doku hücreleri.

Konjugasyon: İki hücrenin geçici olarak gen alış-verişi yapmak için birleşmeleri.

Konsantrasyon: Birim hacimde bulunan madde miktarı.

Korda: Omurgayı oluşturan ilkin iç iskelet. Sırt ipi.

Kornea: Gözün ön tarafında dışta bulunan sert tabakasının yaklaşık 1/6'sını oluşturan ön bölgesi, saydam tabaka.

Kotiledon: Çenek, çim yaprakları.

Kök basıncı: Bitki köklerinin topraktan su emme kuvveti.

Kökçük: Kara yosunlarında olduğu gibi, ilkel bitkilerde bulunan, tek ya da çok hücreden oluşmuş, kök görevini yapan basit yapılar. Rizoit.

Kromatofor: Pigment içeren ve canlının deri renginin değişiminden sorumlu olan organel.

Kromoplast: Bitkilerde sarı, kımızı, turuncu renkli pigmentleri taşıyan plastidler.

Kromotin iplik: Dinlenme halindeki ökaryot hücrenin çekirdeğinde bulunan kromozomların karmaşık hali.

Kromozom: Prokaryot ve ökaryot hücrelerde üzerlerinde genleri taşıyan DNA ve nükleoproteinden oluşmuş yapı.

Kroner damarlar: Kalbi besleyen ince atardamarlar.

Krossing-over: Mayoz bölünmede, tetratların kromotidleri arasında karşılıklı gen alışverişi, parça değişimi.

Ksilem: Odun borusu. Bitkilerde su ve mineral taşınmasından sorumlu olan cansız iletim borusu.

Ksantofil: Sarı veya kahverengi bir karotenoid pigment grubu.

Kupula: Fındık tipi meyveyi taşıyan, kadehe benzer yapı.

Kursak: Kuşlarda, boğazda kese şeklinde genişlemiş ve besin depo edilen bölge.

Kürtaj: Rahim içerisindeki ceninin tıbbi müdahale ile alınması.

Kütikula: Su geçirmeyen, koruyucu, mumsu yapıdaki tabaka.

Kütin: Yaprak yüzeyinde su kaybını önleyen mumsu, su geçirmez madde.