E harfi ile başlayan terimler - Onur Çelikörs

E harfi ile başlayan terimler

E


E. coli: Küçük boyutlu gen yapısı dolayısıyla genetik hastalık göstermeyen ve laboratuvarda kolaylıkla üretilen bir cins bakteri. Bu sebeplerden dolayı genetik çalışmalarda yaygın biçimde kullanılır.

Edema: Ödem, vücudun her hangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.

EEG: Elektroansefalografi kelimesi için kullanılan kısaltma.

Efektör: Sinir hücrelerinin bağlı olduğu ve sinirsel uyarılara karşı verilen cevabın yerine getirildiği bez, kas, hücre veya organlar, sonuçlandırıcı organlar.

Efervesan: Suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren, eriyen.

Effüzyon: Vücut boşluklarında veya doku içerisinde sıvı birikmesi.

Egzotik: Yerli olmayan canlılar.

Ekinokok: Köpek ve kurtlar, nadiren kedilerde bulunan bir parazit olup larvaları memeli canlılarda büyüyerek hidatik kistleri yaparlar.

Eklampsi: İlerlemiş gebeliklerde veya doğumdan hemen sonra yüksek kan basıncı, ödem ve idrarda protein yükselmesi ile karakterize nöbetler ve önlem alınmazsa bilincin kaybolması hali.

Ekoensefalogram: Beynin ekoensefalografi ile elde edilen çizelgesi.

Ekokardiyogram: Ekokardiyografi yoluyla elde edilen çizelge.

Ekokardiyografi: Kalp, damar sisteminin teşhisinde kullanılan ultrasonik bir yöntem.

Eksizyon: Bir dokunun çıkartılıp atılması.

Ektazi: Genişleme.

Ektoderm: Derinin en dış tabakası.

Ektopi: Herhangi bir organın normal bulunması gereken yerde değil de vücudun başka bir yerinde olması hali.

Ektropion: Göz kapaklarının serbest kenarlarının dış tarafa kıvrılmaları.

Ekzema: Deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli cilt rahatsızlığı.

EKG: Elektrokardiogram kelimesi için kullanılan kısaltma.

Ekoloji: Organizmalarla çevrelerini ve bu iki varlık arasındaki karşılıklı ilişkileri araştıran, başka bir deyişle canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı.

Ekosistem: Doğadaki canlı ve cansız varlıkların karşılıklı etkileşim bağlarıyla oluşturdukları sistem.

Ektoderm: Embriyo gelişimi sırasında oluşan 3 tabakadan en dışta olanı, dış deri.

Ektoparazit: Başka bir canlının vücudu üzerinde parazit olarak yaşayan canlı, dış parazit.

Ektoplazma: Hücre içerisindeki sitoplazmanın çevresel veya dış bölgesi, dış plazma.

Eklem: İskelet sistemini oluşturan, iki yada daha fazla kemiğin birbirine eklendiği kısım.

Eksositoz: Tek hücreli bir ökaryot canlının artık maddelerini boğum yaparak hücre dışarısına atma işlemi.

Ekzoenzim: Dış ortama salgılanan enzim.

Elektroforesis: DNA parçacıkları ya da proteinler gibi iri molekülleri, benzeri moleküllerle bir arada bulunduğu karışımlarından ayrıştırmakta kullanılan bir yöntem.

Elytra: Kın kanat, kitinleşmişi kanat yapısı.

Elektroansefalografi: Beynin elektriksel faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.

Elektrokardiografi: Kalp kası faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.

Embriyo: Yumurtanın döllenmesinden sonra, zigotun gelişmesiyle oluşan genç organizma.

Emülgatör: Besinlere katılan ve onların kararlı emülsiyon haline gelmesini sağlayan katkı maddesi.

Endokrinoloji: İç salgı bezlerinin fonksiyonlarını, normal dışı çalışma sonucu oluşan hastalıklarını ve bunların tedavilerini inceleyen tıp dalıdır.

Ensefalon: Beyin.

Envazyon: Yayılma, örneğin kafatasındaki bir tümörün beyin dokusuna envazyonu denince tümörün beyine yayılması kastedilir.

Endemik: Belirli bölgeye ait canlı türleri.

Endoderm: Embriyo gelişimi sırasında oluşan 3 tabakadan, en içte olanı, iç deri.

Endoparazit: Bir canlının vücudunun içinde parazit olarak yaşayan organizma.

Endopeptidaz: Protein molekülünün iç bağlarını hidrolize uğratan bir proteinaz türü.

Endoplazma: Hücre içerisindeki sitoplazmanın orta veya iç bölgesi, iç plazma.

Endokard: Kalbin içini örten bir sıra yassı epitel dokudan oluşan zar.

Endokrin bez: İç salgı (hormon) bezi.

Endositoz: Tek hücreli bir ökaryotun besin maddelerini boğum yaparak hücre içerisine alma işlemi.

Endosperm: 3n kromozomlu besi doku.

Enfektif: Enfeksiyona neden olabilme yeteneğine sahip.

Enfeksiyon: Bakteri, virüs, mantar yada protozoonların organizmaya girmesi durumu.

Enzim: Hücre içinde üretilen ve bütün hayat olaylarını başlatan, hızlandıran, protein yapısındaki katalizörler.

Enterosöl sölom: Embriyonik gelişim sırasında arkenteron tavanında her iki yanda cepler oluşur. Daha sonra arkenteron ile bağlantılarını yitiren bu cepler, endoderm ve ektoderm arasında ara bir doku halinde gelişir. Bu ceplerin içindeki boşluklar bağırsaktan türediği için enterosöl adını alır. Sindirim sisteminden meydana gelen, cep şeklindeki vücut boşluklarıdır.

Entogami: Böcekler yoluyla tozlaşma.

Epidermal: Epidermisten köken alan, epidermis yapısından olan.

Epidermis: Epitel dokunun, en üst tabakası (genellikle vücudun en dış yüzeyini örten doku tabakası), üst deri.

Epididimis: Erkek üreme sisteminde, testislerin üzerinde bulunan spermlerin olgunlaştığı ve kısa bir süre depolandığı yer.

Epifiz: Beynin tabanında bulunan bir iç salgı bezi.

Epigeik: Toprak üzerinde gelişen.

Epitel: Hayvanlarda organizmanın vücut dışını ve iç organlarını astarlayan doku.

Erdişi: Çift cinsiyetli, hermafrodit.

Erepsin: Proteinlere etki eden ince bağırsak özsularında bulunan enzim.

Ergotin: Çavdar mahmuzu özütü. İlaç yapımında kullanılır.

Eritrosit: Yapısında oksijen bağlama yeteneği olan hemoglobini bulunduran kan hücresi (alyuvar).

Erozyon: Deri veya mukozada görülen, sınırlı bir bölgede epitel kaybı, yüzeyel yaralar.

Eşey: Cinsiyet.

Eşey hücresi: Üremeden sorumlu hücre, gamet.

Eşeyli üreme: Erkek ve dişi bireylerin üreme hücrelerinin birleşmesiyle meydana gelen üreme.

Eşeysel dimorfizm: Erkek ve dişi eşeyler arasında vücut boyutu ve şekli, renk veya desen bakımından farklılıklar görülmesi durumu.

Eşeysiz üreme: Erkek ve dişi bireylerin ayrı üreme hücrelerinin söz konusu olmadığı, tamamen benzer genetik yapıda bireylerin oluşumunu sağlayan üreme tipi.

Eşik sinyali: Bir sinir hücresinde uyarının zarda değişiklik yapması için gereken minimum potansiyel farkı.

Etoloji: Canlıların davranışlarını inceleyen bilim dalı.

Eucoelomata: Gerçek sölom boşluğuna sahip canlılar. Endoderm ve ektoderm arasındaki boşluk, tamamen mezoderm ile astarlanmıştır.

Eutely: Canlının hayatı boyunca vücudunda bulunacak hücre sayısının sabit olması.

Evcik: Bazı çiçeklerde tohumların saklı bulundukları oyuklar.