B harfi ile başlayan terimler - Onur Çelikörs

B harfi ile başlayan terimler

B


Bağışıklık: Bir organizmada, mikroorganizmalara ve bunların oluşturduğu maddelere karşı oluşturulan normal olmayan şartlara karşı koymayı sağlayan, doğal veya sonradan kazanılmış direnç.

Bakteri: Monera aleminde yer alan, zarla çevrili gerçek ve belirgin çekirdeği ve organelleri bulunmayan, prokaryot hücre yapısındaki mikroorganizma.

Bakteriyofaj: Bakterileri enfekte ederek ölümlerine neden olabilen virüslere verilen genel ad.

Bakteriyel yapay kromozom (BAC): DNA parçacıklarını kopyalamakta kullanılan ve bir cins bakteride bulunan bir madde.

Bakteriyemi: Bakterilerin veya bakteri toksinlerinin kana geçmesiyle oluşan ateş, titreme ile seyreden klinik tablonun adıdır.

Ballismus: Kol ve bacakların, istemsiz, şiddetli, atıcı hareketleridir.

Bal özü: Çiçekler tarafından salgılanan tatlı ve genellikle kokulu bir sıvı.

Balsam: Sıklıkla odunsu bitkilerden elde edilen reçine ve bu reçinelerden yapılan ilaç.

Basit yaprak: Yaprak ayası parçalara bölünmemiş, sap üzerinde bir parçadan oluşan yaprak.

Başkalaşım: Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri.

Bandaj: Yara sarmaya veya yaraları kapatan gazları ve tespit edici tahtaları yerinde tutmaya yarayan kumaş parçasıdır.

Barbitürat: Sinir sistemini uyuşturucu etkileri olan maddelerdir.

Basil: Çomak şeklindeki mikroorganizmalardır.

Batın: Gövdenin, göğüs ve pelvis bölgeleri arasındaki kısmıdır.

Bazal metabolizma: Vücut yüzeyi birimine göre hesap edilen, istirahat anında sarf edilen enerji miktarıdır.

Bazal metabolizma hızı: Besin alınması ve hareketsiz durumda vücudu canlı tutmak için gerekli enerji tüketimi.

Bell paralizisi: Yüz siniri felcidir.

Bence Jones proteini: Myelomatosis gibi kemik iliğini ilgilendiren hastalıklarda, idrarla çıkartılan bir cins protein.

Benign: İyi huylu.

Beriberi: B vitamini noksanlığında meydana gelen ağır bir polinevrit.

Bentik: Deniz ve tatlı sularda dip ya da taban bölgesine ilişkin.

Besi doku: Bir tohumun çimlenip ilk yapraklarını verinceye kadar geçen sürede besin ihtiyacını karşılayan doku.

Beyin: Omurgalılarda kafatası içindeki merkezi sinir sisteminin bir bölümü.

Bilateral simetri: Vücudun tam ortasından geçen bir düzlemin, vücudu iki eş yarıya (sağ ve sol) ayırdığı simetri tipi.

Bileşik yaprak: Yaprak ayasının parçalara bölünmüş olarak görünmesi, yaprak çok sayıda yaprakçıklardan meydana gelir.

Bipolar: İki uçlu veya iki kutuplu olma durumu.

Birim zar: Elektron mikroskobunda arası açık renk iki koyu çizgi halinde görülen iki protein tabakası halinde bulunan lipit tabakasından oluştuğu varsayılan yapı.

Bistüri: Laboratuarda kullanılan keskin bıçak.

Bivalent: Sentromeri henüz bağlı iki homolog kromozomun kardeş kromatitler oluşturmak üzere kendilerini eşlemesi sonucu oluşan grup.

Bifid: İki bölüme ayrılmış durumda olan, çatallı, yarık.

Bifurkasyon: İki dala ayrılma yeri.

Bikonkav: Her iki yüzeyide konkav, iç bükey veya oyuk olan.

Bilirubin: Hemoglobinin yıkılmasından açığa çıkan kırmızı boya.

Bilirubinemi: Kanda bilüribinin artması.

Biseksüel: İki cinsiyetli, hem erkek hem dişi.

Biyopsi: Canlı bir dokudan muayene edilmek üzere küçük bir parça alınması.

Biyogenez: Canlıların kendilerine benzeyen canlılardan oluştuğunu açıklayan görüş.

Biyokütle: Belirli bir alan ve hacimde bulunan canlı ağırlığa biyokütle denir.

Biyom: Yaşam kuşakları. Yeryüzünün geniş alanlarına yayılmış bitki ve hayvanların doğal olarak kümelendirilebilicek özellikte olanlarının bulunduğu yaşama alanları.

Biyosfer: Canlıların birbirleriyle ilişkilerinin sürdüğü kayaç, su ve hava katmanlarından oluşan yeryüzü örtüsü. Deniz seviyesinden 8-10 km. atmofere, 8-10 km. okyanusların dibine doğru uzanan, yaklaşık 16-20 km. kalınlığındaki tabaka.

Biyotik potansiyel: Bir populasyonda ölümlerin en az, çoğalmaların en yüksek düzeyde olması sonucu populasyonun en çok artma oranı.

Biyolüminesans: Bazı canlılar tarafından, belirli bir metabolik yol izlenerek ışık meydana getirilmesi.

Blastomer: Embriyoda bulunan genç hücreler.

Blastopor: Embriyoda, dış hücrelerin içeri çökmesiyle oluşan ilkin girintinin açıklık kısmı, ilkin ağız açıklığı.

Blastosöl: Embriyonun erken safhasında, dış tabakadaki hücrelerin içeriye doğru bir girinti yapması sonucu oluşan, ilkin vücut boşluğu.

Blastula: Döllenmiş yumurtanın bölünmeler sonucu, ortası sıvıyla dolu olan bir hücre tabakasından oluşan yapı.

Blefarit: Göz kapaklarının, özellikle kenar bölümlerinin iltihabı.

Botulismus: Basillus botulismus toksinleri ile meydana gelen zehirlenme.

Bowman kapsülü: Nefronun ucunda, glomerulusu saran yarım küre şeklindeki bölüm.

Brakte: Çiçek sapı yaprakçığı. Çiçek sapının kaidesinde, sapın gövdeye bağlandığı yerde bulunan yaprakçık.

Brakteol: İkinci derecedeki brakte. Çiçek sapının üzerinde bulunan küçük yaprakçık.

Bronş: Soluk borusundan ayrılan akciğerlere giden iki boru.

Bronşit: Bronşlarda bakterilerin yerleşip üreyerek iltihaplanması.

Bradikardi: Kalbin dakikadaki atım sayısının azalması.

Brakiyalji: Kol ağrısı.

Bronchiolitis: Solunum sisteminin en küçük fonksiyonel üniteleri olan bronşiollerin iltihabına denir.

Bül: Ciltte içi sıvı dolu kabarık oluşumlar.

Büllöz: Büllerden oluşan lezyon.