Kuduz hastalığı ve korunma yolları - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Kuduz hastalığı ve korunma yolları


Kuduz, merkezi sinir sisteminin akut seyirli, öldürücü viral bir enfeksiyonudur. Hastalık, memeli hayvanlar ve insanlar başta olmak üzere diğer hayvan türlerinde de görülür. Dünya çapındaki insan kuduz vakalarının yıllık insidansı 33.000’in üzerindedir. Başıboş ve evcil olmayan köpek ve kedileri etkileyen şehir kuduzu, insanlar için en tehlikeli kuduz şeklidir ve tüm bildirilmiş insan olaylarının %99’unu teşkil eder. Ölümlerin çoğu kuduz köpeklerin sebep olduğu çizikler ya da ısırıklara bağlıdır.

Hastalık hayvandan hayvana veya hayvandan insana direkt ısırma ile bulaşır. Ayrıca mevcut yaralara enfekte salyanın bulaşması ile de enfeksiyon meydana gelmektedir. Enfeksiyon zincirinin taşıyıcıları olan köpek, kedi, yaban hayatı etoburları (tilki, çakal, kurt) ve yarasalar virüsün arakonakçıları olarak kabul edilebilir. Bu hayvanlar enfeksiyon siklusunda büyük rol oynarlar ve enfeksiyonun son konakçı olan hayvanlara ve insanlara naklinde önem taşırlar.

Kuduz bir hayvan tarafından ısırılmayı takiben, inkubasyon süresi genellikle 14-90 gündür; fakat bu süre bazen daha da uzun olabilir. İnkubasyon süresinin uzun veya kısa sürmesi, vücuda giren virüsün miktar ve virulans derecesinden başka yaranın genişliğine ve derinliğine bağlı olarak değişir. Ayrıca ısırılan bölgenin sinir dokusundan zengin olması da inkubasyon periyodu üzerinde etkilidir.

Klasik kuduz seyrinde enfeksiyonun 3 devresi vardır:

1- Sukunet dönemi: Çok yavaş gelişir. Hareket değişikliği ile karakterizedir. Korkaklık ve sinirlilik en önemli belirtilerdir. Ayrıca evden uzaklaşma, yabancı cisim yeme ve yutkunma güçlüğü vardır. 1-3 gün sürer.

2- Hareketli dönem: Hayvanlarda huzursuzluk artar, ısırma arzusu vardır. Genellikle yavaş seyreder. Bu dönemde saldırganlık söz konusudur.

3- Felç dönemi: Ölümden kısa bir süre önce oluşan bu devrede, yüz kasları, gövde ve ayak kaslarında felç meydana gelir. Alt çene felci nedeniyle hayvan yem ve su alamaz. Bu dönem 3-4 gün sürer ve ölüm oluşur.

Kuduz bulguları birçok olguda çok karakteristiktir. Bu nedenle teşhis klinik bulgular yardımıyla yapılabilir. Bununla birlikte bu durum her zaman geçerli değildir. Klinik teşhisin net olmadığı durumlarda hastalığın teşhisi sadece laboratuvar muayeneleri ile yapılabilir.

Hayvanlarda Kuduz Belirtileri

Köpeklerde kuduz

Köpeklerde hastalığın üç dönemi de gözlenebilir. Bu dönemler arasında kesin bir sınır yoktur. Dönemler birbirini takip eder. Ortalama inkübasyon süresi 3-8 haftadır. Virüsün santral sinir sisteminde replikasyonu ve periferal organlara yayılması periyodu, progressif sinirsel semptomlar ile karakterize olan hastalık 3-7 gün içinde ölümle sonuçlanan bir tablo ortaya koyar. Kudurma ile seyreden kuduzda huzursuzluk en önemli belirtidir. Hafif ses ve ışık karşısında aniden uyarılmış gibi heyecanlanır. Kendilerine özgü hareketlerini kaybederler ve normal dışı ses çıkarmaya başlarlar, ısırma hareketi yaparlar. Yabancı cisimleri yerler. Farenks kaslarında felç oluştuğundan yutma zorluğu vardır. Hayvan bu nedenle salyasını yutamaz ve bol miktarda salya ağzından dışarı akar. Bu dönemde ölmez ise paralitik döneme girer. Arka ayaklardan başlayan felç tüm vücuda yayılır. Felçler nedeniyle beslenemeyen hayvan 2-3 gün içinde ölür.

Kedilerde kuduz

Bu hayvanlar da kuduza oldukça duyarlıdırlar ve köpeklerde görülen klinik semptomlara benzer semptomlar gösterirler. İlk semptomların görülmesinden 2-4 gün sonra felç baş1ar. Boğuk sesle sürekli olarak miyavlama görülür. Hasta kediler köşelere saklanırlar, sinerler. Kuduz kediler, insan ve diğer hayvanlar için köpeklerden daha tehlikelidirler.

Atlarda kuduz

Atlardaki klinik belirtiler tetanozdakine benzer. Hastalığın erken döneminde, at yara bölgesini kemirir veya sürter. Sonra kısa bir süre saldırganlık oluşur. Sonrasında ilerleyen felç, kusma, yiyecek ve içeceklerin burundan gelmesi, arka ayaklarda kasılma, ataksi ve ölüm gelişir.

Sığırlarda kuduz

Enfekte sığırlar genellikle huzursuz, heyecanlı ve saldırgandırlar. Devamlı yeri eşeleme, böğürme, ısırma hareketi ve ahırdan kaçmak için çabalama gözlenir. Normal dışı şeyler yemeye çalışırlar, ısırma hareketi yaparlar. Sürüdeki diğer hayvanlara ve hareketli nesnelere saldırırlar ve sternumları üzerine veya yan taraflarına düşerler. Kafaları yan tarafa omuzun üzerine düşmüştür. Ayrıca salivasyon, karın ağrısı, diyare, süt üretiminde düşme, kaşıntı ve aşırı derecede zayıflama vardır. Hastalığa ait belirtiler şekillendikten 3-6 gün sonra da ölürler.

Koyun ve keçilerde kuduz

Klinik semptomlar sığırlardakine benzer, hasta hayvanlar huzursuz ve saldırgandır. Ayrıca dispne, dudaklarını yalama, seksüel istekte artış gibi belirtiler de vardır. Özellikle sığır ve diğer ruminant türlerindeki kuduzla ilgili klinik belirtiler, nörolojik belirtilere yol açan başka hastalıklara (Spongiform ensefalopatiler, yalancı kuduz Aujesky hastalığı, listeriozis, Coenurus cerebralis gibi parazit enfestasyonları, organofosfat zehirlenmeleri vb.) oldukça benzerlik gösterir. Hayvanlarda kuduzdan şüphelenilmesi durumunda hayvan numunesi alınması ve gönderilmesi işlemi mevzuata uygun olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevli Veteriner Hekimleri tarafından gerçekleştirilir.

Dünyada Kuduzun Durumu

Kuduz, dünyada katı karantina tedbirlerinin uygulanabildiği ve köpeklerin girişinin engellendiği ada ülkeleri dışında birçok ülkede görülmektedir. Avustralya ve Yeni Zelanda’da hastalık hiç şekillenmemiştir. Asya ülkelerinin çoğunluğunda, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinde enzootik köpek kuduzu ciddi bir problemdir. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Batı Avrupa ülkelerinde ise endemik yaban hayatı kuduzu etkili olmaktadır. Kuduzun yayılmasında, kokarca, rakunlar, gelincik, çakallar, vampir yarasalar rol alırlar. Son yıllarda Doğu Avrupa’da rakunlarda kuduz artışı gözlenmektedir.

Yaban hayatı kuduzu ile mücadeleyi, 1960’lı yıllarda Kanada’lı ve Amerika’lı araştırmacılar; kırmızı tilkilere, içinde modifiye canlı kuduz aşısı virüsü içeren baitleri yedirmek sureti ile (ilk oral aşılama çalışmaları) başlatmışlardır. Deneysel olarak ABD’de yapılan çalışmalar daha sonra geliştirilmiş ve Avrupa’da ilk olarak 1978 yılında, İsviçre’de kullanılmıştır. Bu oral aşılama çalışmaları ile Batı ve Orta Avrupa’da kuduz tamamen elemine edilmiştir. Fakat Doğu Avrupa’da kırmızı tilkilerde kuduz hastalığı ile mücadeleye devam edilmektedir.

Türkiye’de Hastalığın Durumu ve Uygulamalar

Türkiye, Asya ve Avrupa kıtaları arasında değişik coğrafik bölgeleri olan bir ülkedir. Ülke genelde dağlık ve ormanlık olması nedeni ile her türlü evcil ve yabani hayvanın barınmasına olanak sağlar. 1970’lerin sonlarına doğru büyük şehirlerin merkez ve çevresinde insan nüfusunun artmasına bağlı olarak köpek sayısında da artışlar olmuş ve buna bağlı olarak da kuduz vakaları artmıştır. Sonuçta uygulanan kontrol programlarıyla ülke genelinde önemli ölçüde azalma olmasına rağmen özellikle büyük şehirlerde başıboş köpeklerin yoğunluğu nedeniyle hastalıkta artış gözlenmiştir.

Ülkemiz, köpek kuduzunun görüldüğü tek Avrupa ülkesi olmakla birlikte, son yıllarda yaban hayatına ait kuduz vakalarında da belirgin bir artış gözlenmektedir. Özellikle Ege Bölgesinde etkili olan yaban kuduzu ile ilgili olarak artan kuduz vakaları ile mücadele için mevcut tedbirlere ilaveten, yaban hayvanları için ağız yoluyla aşılamanın da, mücadelede etkinliği arttıracağı düşünülmüş ve bununla ilgili bir proje hazırlanmış, fakat finansal yetersizlikler nedeniyle proje ertelenmiştir.

Ülkemiz halen kuduz yönünden endemik bir bölgedir. Ülkemizde yılda yaklaşık 250.000 kuduz riskli temas bildirimi yapılmakta olup yılda ortalama 1-2 kuduz vakası görülmektedir.

Sahipsiz Hayvanlar

Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde görülmeyen ve özellikle büyükşehirlerde başıboş olarak gruplar halinde dolaşan sahipsiz köpekler ile kediler sahipli hayvanlarla insanların sağlıklarını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Bu hayvanlar çevreyi kirletmekte, ısırma ve yaralanmalarla acı vermekte, çöplükleri karıştırarak çöpleri yaymakta, başkalarını rahatsız edecek tarzda gürültü yapmakta ve en önemlisi zoonotik hastalıkların yayılmasına yol açmaktadır. Köpeklerden insanlara 100’den fazla zoonotik hastalık geçebilmektedir. Bu hastalıklar arasında kuduz hastalığı dünyada en eski rapor edilmiş enfeksiyöz hastalıklardan birisidir. Bu nedenle sahipsiz veya sokak hayvanları kontrol altına alınmak durumundadır.

Mevcut Mevzuat

Hayvan Sağlık Zabıtası Kanunu'nun 12. maddesi hastalık ihbarının nasıl ve kimler tarafından yapılacağını, geçici kordon konulmasını, 14. maddesi hükümet veteriner hekiminin olaya müdahale etmesini, 15. maddesi mülki amirin yükümlülüğünü, 16. maddesi karantina uygulanmasını, 19. maddesi karantinada tutulan hayvanların hareketlerini, 20. maddesi karantinanın kaldırılmasını, 34/b, 36. ve 50. maddeleri itlaf ve karantina uygulaması ile ilgili olarak düzenlenmiştir. Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği'nin 36. maddesi hastalık çıkışında alınacak genel tedbirleri, 40. maddesi kordon ve karantina ile ilgili tedbirlerin alınması, 41. maddesi hastalık çıkan yerin ilan edilmesi, 105/h maddesi hastalıklı etlere yapılacak olan uygulamalar, 119. maddesi hastalık çıkışında uygulanacak özel tedbirler ile ilgili olarak düzenlenmiştir

Kuduz hastalığı ile mücadelede 3285 sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanunu'nun 34 ve Yönetmeliğinin 119. maddesine göre işlem yapılacak, sahipli kedi ve köpeklerin aşılanması ile birlikte numaralı tasma takılması, kayıtlarının tutulması ve müşahede yerlerinin yapılması konularında mahalli idareler ile ciddi bir işbirliği yapılacaktır.

Kuduz Hastalığının Kontrolü

Kuduz hastalığı teorik olarak köpek popülasyonunun üremelerinin kontrol altında tutulması ve rezervuar popülasyonun yoğun bir şekilde aşılanması ile kontrol edilebilir. Hastalığın kontrol altına alınmasında ise temel unsurlar şunlardır:

1. Sokak Köpeklerinin Kontrolü

Sokak köpeklerinin kontrolü ve eliminasyonu yasal olarak yerel yönetimlerin görevidir. Bu köpeklerin devamlı barınmaları için köpek bakım üniteleri kurulmalı, hayvanların sağlık kontrolleri ve aşılamaları yapılmalı, sahiplendirilmelerine çalışılmalı ve üremeleri kontrol altına alınmalıdır.

2. Aşılama

İnsanların kuduza maruz kalmasını azaltmadaki en etkili yol, virüsün temel konakçısı olan köpeklerde kontrol altına alınmasıdır. Bu amaca ulaşmadaki en uygun yöntem de köpek popülasyonunun kontrolü ve bu hayvanların aşılanmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü, kuduz mihraklarının önlenmesi ya da elemine edilebilmesi için bir popülasyondaki köpeklerin en az %70’inin aşılanması gerektiğini önermektedir.

Kuduz hastalığına karşı mücadelede kullanılan koruyucu aşılar canlı kelev kuduz aşısı olarak köpek ve kedilerde kullanılmaktadır. İnaktif semple kuduz aşısı ise hastalık çıkan yerlerde tedavi edici olarak koyun, keçi ve sığırlarda uygulanmaktadır. Ayrıca çeşitli ülkelerden ithal edilen aşılarda kullanılmaktadır. Sahipli kedi ve köpeklerin aşılanması zorunludur. Kediler 6 ay, köpekler 3 aylık olduklarında kuduza karşı aşılanırlar. Aşılama çalışmalarında köyler düzeyinde kırsal kesimde problem bulunmaktadır. Köpek popülasyonunun önemli miktarını teşkil eden sahipsiz hayvanların aşılanmasında problem vardır.

3. Karantina

Bir yerde salgın hastalık çıktığını haber alan hükümet veteriner hekimi en seri vasıtayla, 24 saat içerisinde hastalık yerine gitmek zorundadır. Mülki ve mahalli idare makamlarınca gereken her türlü kolaylık ve yardımın yapılması yasal zorunluluktur. Kuduz hastalığı görülen yerlerde köpek, kedi, at, merkep ve sığırlar için 6 ay, koyun, keçi ve kanatlılar için 3 ay süreyle karantina uygulanır. Bu süre içerisinde hayvan giriş ve çıkışları yasaklanır.

Belediyeler ve köy muhtarlıkları kuduz hastalığından veya bulaşmadan şüpheli hayvanların gözetime alınacağı yerleri temin etmek zorundadır. Kedi ve köpeklerde kuduz patogenezini araştıran çalışmalarda virüs santral sinir sisteminden tükrük bezlerine ulaştıktan sonra 10 gün içinde hastalık belirtileri ortaya çıkmakta ve hayvan ölmektedir. Bir başka deyişle ısıran hayvan salyasında virüs taşıyorsa 10 gün içinde ölmesi beklenir (Bu nedenle kedi ve köpeğin 10 gün gözlemi önerilir). Kedi ve köpek dışındaki hayvanlarda böyle bir süre verilemez ve gözlem önerilmez.

4. Halkın Bilinçlendirilmesi

Kuduzla mücadelede eğitim çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Bu konunun kentte multidisipliner bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Kuduzla ilgili eğitim konusunda en etkili yol kitle iletişim araçları olan yazılı basın, radyo ve televizyondur. Konu ile ilgili kişilerle yapılacak olan açık oturumlar ve yayınların eğitime katkısı büyük olacaktır.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder