Koyunlarda mavi dil hastalığı - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Koyunlarda mavi dil hastalığı


Mavi dil, özellikle koyunlarda görülen, sokucu sineklerle nakledilen viral bir hastalıktır. Mevsime bağlı olarak görülür, özellikle sokucu sineklerin sayısının arttığı rutubetli zamanlarla, yağmurlu yaz günleri hastalığın en çok görüldüğü zamanlardır. Bir sürüde hastalık şekillendiğinde, hayvanların büyük bir kısmı hastalanmasına rağmen ölüm daha az görülür. Ölümlerin yanı sıra et ve yapağıda kalite düşüklüğü nedeniyle ekonomik yönden önemli bir hastalıktır. Ancak kuzularda ölüm oranı yüksektir. Koyunlardan başka sığırlar, keçiler ve yabani geviş getirenler de hastalığa yakalanırlar.

Mavi Dil Hastalığının Etkeni Nedir?

Hastalığın etkeni, Reoviridea familyasından Orbivirus cinsi bir virüs olup dünyada 24 antijenik serotipi tespit edilmiştir. Ülkemizde iki tip tespit edilmiştir. Sıcaklığa 50°C'de 3 saat, 60°C'de 15 dakika dayanıklılığı vardır. Sensitivesi pH < 6,0 ve > 8,0'de duyarlıdır, kimyasal ajanlardan ß-propiolactone ile inaktive olur. İodophor ve fenol bileşikleri ile dezenfeksiyonu yapılabilir. Ortamda protein varlığında uzun süre (örneğin 20°C'de saklanan kanda yıllarca) yaşayabilmektedir.

Koyunlarda hastalığa karşı hassasiyet ırklara göre değişmektedir. Örneğin merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır. Sığır, keçi, tek hörgüçlü deve ve evcil olmayan ruminantlar genelikle enfeksiyon belirtilerini göstermezler.
 
Hastalık Nasıl Bulaşır?

Virus yaklaşık olarak 40° Kuzey ve 35° Güney paralelleri arasında yer alan ülkelerde yayılma göstermektedir. Hastalığın biyolojik vektörü “Tatarcık” olarak bilinen Culicoides imicola ve diğer culicoid sokucu sineklerdir. Ayrıca kan ve semen diğer virüs kaynaklarıdır. Culicoides vektörünün mevcut olduğu bölgelerde varlığı serolojik olarak izlenebilir. Ancak klinik teşhisle birlikte virüs izolasyonu sadece birkaç ülkede yapılmıştır.

Culicoides spp.

Etken sokucu sineklerin hasta hayvandan emerek aldıkları kanda bulunur ve aynı sineğin sağlıklı bir hayvandan kan emmesi sonucu sağlam hayvana geçer. Bu sinekler özellikle yağmurlu yaz günlerinin ardındaki rutubetli gecelerde aktiftirler. Hasta boğaların spermalarıyla da virüs sağlıklı ineklere bulaşabilmektedir ki bulaşmada dikkat edilmesi gereken önemli yollardan biridir. Sığırlar belirgin bir hastalık belirtisi göstermeksizin virüsü kanlarında taşırlar ve hastalığın koyunlara bulaşmasında önemli rol oynarlar.

Hastalığın inkübasyon süresi 5-20 gündür. Etken sokucu sineklerin olmadığı zamanlarda dahi sığır kanında 14 hafta aktif olarak kalabilmektedir. Koyunlarda mortalite oranı normalde düşüktür ancak bazı salgınlarda %10'un altındadır.

Hastalık Belirtileri Nelerdir?

Sokucu sinek tarafından kan emme sırasında etkeni alan hayvanlarda ilk belirtiler 7 gün sonra görülmeye başlar. Bu süre hayvanın ırkına ve bireysel direncine göre uzayıp kısalabilir. Örneğin merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır ve çok daha fazla etkilenir. Kuzular da koyunlardan daha duyarlıdır. 

Akut formda tipik bulgular şunlardır:

• Aniden 40-42 °C'ye varan ateş, depresyon,

• Ateşin başlamasından hemen sonra görülen dudak emme hareketleri,

• Sindirim ve solunum mukozasında yangı, ödem, konjesyon, nekroz, erozyon, ülserasyon,

• Dil ve dudak ödemleri dilde mavileşme,


• Önce sulu sonra irinli burun akıntısı,

• Ağızda ve burun girişinde ülser ve kabuklu yaralar, bunun sonucu solunum güçlüğü ve yem alınımının durması, pneumoni komplikasyonları,

• Ayakta coroner bant ve toynak laminasında konjesyon ve tırnak aralarında yaralara bağlı topallık,


• Lenf düğümlerinde hipertrofi, dalakta büyüme,

• Deride kırmızılıklar, yapağıda kırılma dökülme, zayıflama, kısırlık ve gelişme geriliği,

• Genç hayvanlarda ishal ve bulguların görülmeye başlanmasından 8-10 gün içinde ölüm. 

Sığırlarda benzer belirtiler görülmekle birlikte belirtiler çok daha hafiftir, bazen fark edilmeyebilir. Ancak gebe ineklerde AH sendromu denilen anomalili buzağı doğumları ve ölü doğumlar da görülebilir.

Teşhis ve Ayırıcı Teşhis

Klinik bulgular yani hastalığın belirtileri ve otopsi bulguları yol gösterici olsa da kesin teşhis ancak laboratuvar muayeneleri ile yapılabilir. Ayırıcı teşhiste;
- Bulaşıcı ektima,
- Şap,
- Işığa duyarlılık,
- Pneumonia,
- Polyarthritis, ayak iltihapları, ayak çürüklüğü,
- Bitki zehirlenmeleri,
- PPR,
- Coenurosis ile ayrımı yapılmalıdır.

Laboratuvara tanı için; canlı hayvanlarda heparinli kan, yeni ölmüş hayvanlarda dalak, karaciğer, kalp kanı, lenf düğümleri ve kırmızı kemik iliği gönderilir. Abort ve congenital enfekte olmuş yeni doğan hayvanlarda yine belirtilen numune alma örneklerine uygun şekilde alınır. Virolojik muayene için gönderilen materyalin herhangi bir kimyasal koruyucu konulmadan soğuk zincirde mutlaka +4°C de, dondurulmadan laboratuvara ulaştırılması gereklidir.

Laboratuvar tanısı; virus izolasyonu, koyuna inokulasyon, 10-12 günlük embriyolu tavuk yumurtalarına intravasküler inokulasyon, plak redüksiyon, serum nötrölizasyonu, karşılaştırmalı elisa, agar jel immunodiffüsion, virus nötralizasyon, komplement fiksasyon ve virus identifikasyon testleriyle yapılabilir.

Hastalıkla Mücadele ve Korunma

Hastalıkla mücadelenin esasını, karantina, hasta hayvanların imhası ve sokucu sineklerle mücadele ile birlikte aşılamalar teşkil eder. Mavi dil aşısı koyunların mavi dil hastalığına karşı koyun böbreği hücre kültürlerinde hazırlanan canlı attenüe liyofilize bir aşıdır. Aşılar ilkbaharda ve kırkımdan 3-6 hafta önce uygulandığında daha fazla bağışıklık sağlar. Ancak aşının koçlarda geçici kısırlık yapması nedeniyle koçlar, koç katımından sonra aşılanmalıdır. Mavi dil aşısı gebe hayvanlarda da yavru atmalara ve anomalili kuzu doğumlarına neden olduğundan gebe hayvanlara da aşı uygulaması tavsiye edilmez.

Hastalığı geçiren hayvanlar 2 yıl kadar bağışıklık kazanır. Bu hayvanlar ağız sütü (kolostrum) vasıtasıyla bağışıklığı sağlayan antikorlarını yavrularına da geçirebilirler. Bu yavrular 6 ay kadar bağışık kalırlar. Bu sebeple hastalığa karşı yapılan aşıların 6 aylıktan küçük kuzulara yapılmaması gerekir. Damızlıkta kullanılan boğa ve koçların özellikle suni tohumlamada kullanılanların belli zaman aralıklarıyla muayenelerinin yapılması ve Mavi dil yönünden negatif olan hayvanların kullanılması gereklidir. Aksi taktirde hastalığın çok geniş sahalara yayılması önlenemeyecektir. Hastalığın tamamen ortadan kalkması, başka bir deyişle hastalığın eradikasyonu için hasta hayvanların kesime gönderilmesi de uygun bir çözümdür.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder