Sığırlarda tüberküloz hastalığı - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Sığırlarda tüberküloz hastalığı


Tüberküloz; hayvanlarda akciğer organ ve dokularda kazeöz ve kazekalseröz karakterde tüberküllerin oluşması ile karakterize, kronik, bulaşıcı ve zoonoz bir hastalıktır. Tüberküloz; insan ve hayvan için bilinen en eski hastalıklardan birisidir. İlk çağlardaki yazıtlar, hastalığın insanlığın sosyal gruplar halinde yaşamaya başlamasından itibaren varlığını sürdürdüğünü bildirmektedir. 19. yüzyıla kadar nedeni belli olmayan bu hastalık 1865 yılında Willemin tarafından keşfedilmiştir. Robert Koch 1882’de tüberküloz basilini keşfederek deneysel çalışmalarına başlamış, 24 mart 1882’de tüberküloz basilinin bulunuşunu bilim dünyasına duyurmuştur. Basil 1896 yılında Lehmann ve Neumann tarafından Mycobacterium tuberculosis olarak adlandırılmıştır. Bunu takip eden yıllarda R. Philip, Edinburg’ta tüberküloz için bir dispanser kurulmasına öncülük ederek hastalarda izolasyon çalışmalarına başlamıştır.

Etiyoloji

Hastalık en fazla sığırlarda daha sonra sırasıyla domuz, kedi, köpek, koyun, keçi, at ve kanatlılarda görülür. Hastalık etkeni Mycobacterium tuberculosis olup, insan ve hayvanlarda hastalık meydana getiren 4 tipi vardır;
- M. tuberculosis (insan),
- M. bouis (sığır / insan),
- M. muris (fare),
- M. avium (kanatlı).

M. bovis; gerek kültürlerde, gerek dokularda uzun, düz, hafifçe eğri, tek tek veya koloni şeklinde ürer. Mikroorganizma, 0.2-0.6 x 1.5-4.0 mm boyutlarında Gram (+), sporsuz, hareketsiz ve asido-rezistans özelliğe sahiptir. Kapsülsüzdür. Ancak, hücre duvarında diğer mikroorganizmaların aksine çok fazla lipoidal madde bulunur. Bu subtans, asitlere karşı direncin ve laboratuvar boyalarına karşı geçirgenliğin nedenidir. Etken en iyi Ziehl-Nielsen yöntemi ile boyanır. Optimal üreme ısısı 37-37.5°C’dir. Üreyebildiği besi yerleri Loewenstein-Jensen, Stonebrink, Dorset, Petragnani’dir. Etken vücut dışında yalnızca birkaç hafta canlı kalabilir. Isıda, doğrudan güneş ışığında veya kuru ortamlarda, çok uzun süre yaşayabilir. M.tuberculosis; dayanıklı bir mikroorganizma olup, gübre ve idrarla karışık sularda 469 gün, güneşe maruz balgamda 20-30 saat, çiğ sütten yapılmış tereyağı ve peynirde 1 ay, kokuşmuş maddelerde 75-150 gün, gömülü akciğer parçalarında 167 gün, kuru balgamda aylarca, toprak ve suda 5 ay yaşar. Kaynama derecesindeki suda 5 dakikada, 70-90 derecelik alkolde 10 dakika, 80°C'de 5-10 dakika, 70°C'de 30 dakika yaşayabilir.

Tüberkülozun Bulaşma Yolları

Tüberkülozis, özellikle sığır yetiştirilen ülkelerde çok yaygın olarak bulunur. Ancak ileri ve iyi bir kontrolün yapılabildiği yerlerde çok düşük düzeye kadar indirilebilmiştir. Hayvanların;
 - Tek yönlü amaçlar için beslenmesi,
 - Barınaklarda çok sık olarak bir arada bulundurulması,
 - Hijyenik koşulların iyi olmaması,
 - Uygun olmayan bakım ve beslenme,
 - Kirli hava ve egzersiz yeterliliği,
 - Reaktörlerin zamanında ayrılmamaları,
 - Dışarıdan sürüye kontrolsüz hayvan girişi,
 - Sığırların kanatlılarla aynı yerde barındırılması,
- Enfekte hayvan sütleriyle buzağıların beslenmesi, bulaşma ve yayılmayı kolaylaştırır.

Bulaşma başlıca 5 yolla gerçekleşir.

1) Kongenital yol: Yavrular doğmadan önce hastalığı anasından ve umblikal vena (göbek venası / v.umblicalis) aracılığı ile alabilirler. Yavrular ya ölerek  atılır ya da normal olarak doğarlar. Ancak doğanlar generalize tüberculosis sonucu ölürler.

2) Alimenter yol: Buzağılar meme tuberculosisi olan veya sütleriyle mikroorganizma çıkaran analarından süt emmekle veya mikroorganizmalı sütle beslenme sonucu hastalanırlar.

3) Solunum yolu: Aerogen bulaşmada açık akciğer tüberkülozlu hayvanların öksürüp, tıksırması sonucu dışarı çıkan mikroorganizmalı damlacıkların yanında bulunan hayvanlar tarafından solunum yolu ile alınması enfeksiyon meydana getirir.

4) Genital yol: Testislerinde tüberküloz bulunan boğalar doğal ve yapay tohumlama suretiyle mikroorganizmalı spermaları ile sağlam dişileri bulaştırabilirler. Uterus ve vagina tüberkülozu olan hayvanlar akıntılarıyla çevreye bulaştırırlar.

5) Deri yolu: İnsanlarda sık görülen kasap ya da et ile iştigal eden kişilerin derisinde bulunan yara sıyrıklar yolu ile etken alınabilir.

Tüberküloz hastalığı insanlara; doğrudan veya dolaylı olarak bulaşır. Hayvanla doğrudan teması olan bakıcılar, hayvan sahipleri ve veteriner hekimler risk altındadır. Hasta hayvanların öksürük, tıksırıkları ile yaydıkları mikroorganizmayı soluyarak veya kesilen hasta hayvanların etlerine temas ederek sindirim yoluyla hastalığa yakalanırlar.

Dolaylı olarak insanlar; hasta hayvanlardan elde edilen iyi pişmemiş et, kaynatılmadan veya pastörize edilmeden tüketilen süt ve bunlardan elde edilen krema, tereyağı, peynir, yoğurt vb. ürünlerin yenilmesi ile tüberküloza yakalanırlar.

Patogenez

Hayvanlarda tüberküloz etkenleri genellikle vücuda solunum ve sindirim yolu ile girer. Duyarlı konakçının vücuduna giren virulent mikroorganizmalar girdikleri bölgede yerleşerek üremeye başlarlar ve organlarda ilk lezyonları olan mikropların fagositik hücreler tarafından fagosite edilmesi ve bunları, bu organlara bağlı lenf yumrularına taşıması sonucu lenf yumrularında da dejeneratif ve yangısal bozuklukların meydana gelmesine ve şişmesine neden olur. Böylece hem etkenin ilk girdiği organ veya dokularda ve hem de bunlara ait lenf yumrularında bozuk şekilde (primer kompleks) ortaya çıkar. Vücudun dirençli olduğu durumlarda, primer efektler iyileşebilir veya bazen de bunlar hiç belli olmayabilirler. Primer kompleks vücutta uzun yıllar dormant olarak kalabilir. Konakçının direncinin kırıldığı ve lezyonların aktive olduğu durumlardan kana karışan mikroorganizmalar tekrar üremeye başlar. Bu odaklardan mikroorganizmalar vücuda yayılarak generalizasyona neden olur. Çeşitli doku ve organlarda kazefiye ve kalsifiye odaklar bronş ve bronşiollere açılır ve mikroplu eksudat buralara boşalabilir. Bu eksudat öksürük veya tıksırıkla dışarı atılır ve etrafın kontaminasyonuna neden olur. Kan damarlarına ulaşan mikroplar kan yoluyla vücuda yayılabilir akciğerler yanısıra diğer organ ve dokularda da lezyon meydana getirebilir.

İnkübasyon

Hastalığın kuluçka süresi 1-9 ay olmakla birlikte, hastalık meydana gelmesi için hazırlayıcı faktörlerinde mevcut olması gerekir.

Semptomlar

Sığırlarda solunum yolu ile enfeksiyona ve dolayısıyla akciğer tüberkülozuna çok fazla rastlanır.

Solunum yolu enfeksiyonunda:

- Kuru, kısa ve hafif öksürük,
- Tüylerde bozulma,
- İştaha rağmen ilerleyen zayıflama,
- Yorgunluk ve halsizlik,
- İleri olgularda dyspnoea (solunum zorluğu), solunum sayısında artma,
- Burundan gelen mukopurulent / kanlı akıntı,
- Bronşial lenf yumrularının şişmesi ve soluk borusuna basınç yapması sonucu solunum güçlüğü.

Barsak enfeksiyonlarında:

- Karın bölgesinde sancı, karına bastırınca ağrı, gerginlik, sertlik,
- İshal / kabızlık,
- Dışkının sümüksü/kanlı olması.

Meme enfeksiyonlarında:

- Memede sertleşme, şişkinlik ve şekil bozukluğu,
- İleri devrede sütte purulent ve kanlı görüntü,
- Süt salgısının azalması/durması.

Böyle bir durumda sütün çiğ olarak içilmesi, bu sütün suni emzirmelerde kullanılması, iyi pastörize edilmemesi veya kaynatılmaması çok tehlikelidir.

Epididimis enfeksiyonlarında:

-Testislerin üst kısımlarında şişkinlik ve ağrı,
-Tunica vaginalis içinde fazlaca sıvı birikimi.

Karaciğer, dalak ve böbrekteki lezyonların genellikle klinikte tanınma ve saptanma olasılıkları genellikle azdır. Ancak bu organlarda büyüme, idrarda bulanıklık, irinli ve kanlı görüntü olur. Tüberkülozlu hastanın yukarıda anlatılan belirtileri birçok enfeksiyon hastalıkları ile karışabildiğinden tanısını koymak güçtür. Ancak hayvanın gün geçtikçe zayıflaması, halsiz ve iştahsız oluşu hastalıktan şüphe edilmesine neden olur.

Kesilen hayvanda akciğer enfeksiyonlarında burun ve civarında şişkinlik ve ülserlere, akciğer lenf yumrularında tüberküllere, sindirim sisteminde enfeksiyona, sindirim kanalında yaralara, incebağırsakta tüberkül ve ülserlere rastlanır. Barsak lenf yumruları şişkindir. Hastalık şiddetine göre karaciğer, dalak, genital organlar, böbrek, testis ve memede de yaralar görülür.

Tüberkülozun Teşhisi

1. Klinik teşhis: Klinik olarak kesin teşhis yapılamaz.

2. Laboratuvar metodu ile teşhis: Hasta hayvana ait kan veya kan serumu, balgam, irin, süt, gaita, vajen akıntısı, idrar veya kesilmiş hayvandan alınan marazi maddenin laboratuvar olarak bakteriyolojik, histopatolojik ve hayvan deneyi ile yapılan muayene sonucu teşhise varılır.

3. Allerjik teşhis: Bu metod kesin teşhiste en emin yöntemlerden biridir. Tüberkülin testi olarak bilinir. Ülkemizde tüberkülozisin saptanmasında deri içi tüberkülin uygulanır.

Tüberkülin uygulaması

Sığırlarda en iyi uygulama yeri boynun iki yanının orta kısmıdır. Boyunun orta kısmında 6x12 cm genişliğinde bir alan derisi zedelenmeyecek şekilde dikkatlice kırpılır. Derinin kalınlığı kompasla ölçülür ve kayıt edilir. Deri alkolle iyice dezenfekte edilir ve kuruması beklenir. Kırpılan yerin üst kısmına avian PPD ve bundan 8 cm kadar alt kısmına da mammalian PPD tüberkülinlerden 0,1 ml kadar şırınga edilir. Testlerin sonucu 72 saat sonra değerlendirilir. Bu sürenin sonunda derideki lokal reaksiyonlar (ağrı, duyarlılık, sıcaklık, şişkinlik) dikkatle tetkik edilir ve derinin kalınlığı kompasla ölçülür. Her iki tüberkülin uygulama yerinde veya birisinde meydana gelen deri kalınlaşması:

• 3mm'ye kadar (3 mm hariç): Negatif
• 3-4 mm.arası (4 mm hariç): Şüpheli
• 4 mm ve daha fazla: Pozitif olarak değerlendirilir.

Otopsi

Otopside; enfeksiyonun yerleştiği organlarda ve bunlara ait lenf yumrularında hastalığa özgü lezyonlar göze çarpar. Akciğerlerde çeşitli büyüklükte kazeöz ve kalsifiye nodüller bulunur. Mediastinal lenf yumruları şişmiş ve kalsifiye bir görünüş almıştır. Barsak tüberkülozunda ise incebağırsaklarda oval/yuvarlak tüberküloz ülserleri görülür. Etkenlerin kan yoluyla yayılması sonucu olan olaylarda birçok küçük nodül dikkati çeker. Bunlar peritonda çok sayıda bulunabilir ki böyle olaylara “incili tüberküloz’’adı verilir. Göğüs boşluğunda eksudat toplanır. Uterus tüberkülozunda organın çeşitli yerlerinde değişik büyüklüklerde nodüller görülür.

Tedavi

Tüberkülin testi ile (+) reaksiyon veren sığırlar sağaltılmazlar ve mecburi kesime tabi tutulurlar. Kemoproflaktik ve kemoterapotik olarak izoniazidin 100 mg/kg dozda 6-12 ay süre ile kullanılır. İnsanlarda streptomisin. pas, isoniazid kullanılır. Tüberküloz ile en etkili mücadele hastalıktan korunma ve sağlık tedbirlerine riayetle mümkündür. Ayrıca hayvanlar yıllık tüberkülin testine tabi tutulmalı, vektörlerin tecridi ve kesimi gerekmektedir.

Tüberkülozlu hayvanlar çevreye devamlı mikrop saçarak diğer hayvanlara hastalığı bulaştırır. Tüberküloz hastalığı 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’na göre ihbarı mecburi bir hastalık olup aynı zamanda tazminatlı hastalıklar kapsamındadır. Bu nedenle hastalık tespit edilen hayvanlar mahalli rayice göre kıymet takdiri yapılarak, mecburi kesime sevk edilir. Ve hayvan sahibine takdir edilen kıymetin ¾’ü oranında tazminat ödenir. Etler veteriner hekimce kontrol edilir. Tüberkülozun organ ve dokularda yaygın olmadığı etler kavurma olarak değerlendirilir. Yaygın ise tüm gövde imha edilir.

Korunma Önlemleri

Hastalıktan korunma ve etrafa yayılmasına mani olmada alınması gereken önlemler özetle şunlardır:

1. Hastalık kaynaklarının bilinmesi ve ortadan kaldırılması.

2. Gençlerle yaşlıların bir arada barındırılmaması ve otlatılmaması.

3. Buzağıların sağlam ve kontrollü hayvanlardan sağlanan sütlerle beslenmesi, bilinmeyen veya kontrolsüz yerlerden süt alınmaması ve böyle yerlerden alınan sütlerin kaynatılması veya pastörize edilmesi.

4. Enfekte analardan doğan sağlam buzağıların hemen ortamdan uzaklaştırılması.

5. Sürüye dışarıdan bilinmeyen, kontrolsüz ve karantinaya alınmamış hayvan sokulmaması.

6. Sürüdeki hayvanlara tüberkülin tatbik edilmesi, müspet olanların kesime sevk edilmesi ve testin 2 ay sonra tekrar edilmesi.

7. Sağlamların dezenfekte edilmiş ahıra alınması, sağlamlar ve hastaların ayrı bakıcılar tarafından bakılması.

8. Reaktör grupta klinik olarak tüberküloz alameti gösterenlerin kesime sevk edilmesi.

9. Sütten kesilen buzağılara tüberkülin tatbik edilmesi ve reaktörlerin ayrılması.

Not: Süt sığırcılığı yapanlar her yıl ineklerini tüberküloz bakımından muayeneye ve tüberküloz testi yaptırmaya mecburdur.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder