Şap hastalığı - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Şap hastalığı


Şap hastalığı sığır, manda, koyun, keçi ve domuzlar ile diğer yabani çift tırnaklı hayvanların salgın viral bir hastalığıdır. İnsanlar nadiren enfekte olurlar. Hastalık dilde, damakta ve ayakta veziküller, genç hayvanlarda kalp yetmezliği nedeniyle ani ölümler ile karakterizedir.

Hastalık, çok hızlı şekilde ve her türlü vasıta ile yayılabilir. Ölüm oranı (mortalite) %2-5 arası değişir ve ölüm genellikle genç hayvanlarda görülür. Bazı salgınlarda bu oran %50’ye kadar çıkabilir. Süt, et ve iş verimini düşürerek büyük ekonomik kayıplara sebep olur. Bütün dünyada hastalık hem ekonomik boyutuyla, hem de hayvan sağlığını global olarak etkilemesi nedeniyle çok sayıda ülkenin gündemini oluşturmaktadır.

Etiyoloji

Şap virüsü Picornaviridia ailesinden Aphthoviruslar grubuna dahil zarsız bir virüs olup tek zincirli RNA taşır. Şap virüsünün O, A, C, SAT 1, SAT 2, SAT 3 ve Asia 1 olmak üzere 7 adet farklı serotipi tespit edilmiştir. Her serotipin çok sayıda alt tipleri vardır. Serotipler arasında çapraz koruma mümkün değildir. pH 7-9 arasında stabil olmakla birlikte en dayanıklı olduğu pH değerleri 7.4-7.6 arasıdır. Çeşitli kimyasal maddeler şap virüsünü asit ve alkali pH değerlerinde inaktive ederler.

Epidemiyoloji

Şap hastalığına karşı sığır, koyun, keçi, domuz gibi evcil hayvanlarla yabani çift tırnaklılar hassastır. Hastalığın çok bulaşıcı olması nedeniyle geniş hayvan popülasyonları etkilenir. Genellikle hastalık 10 km içinde yayılır. Rüzgar ile virüs partikülleri daha uzun mesafelere yayılabilir. Uzun mesafelere yayılma bazı özel şartlar altında meydana gelir. 1982 yılında deniz üzerinden Fransa'dan İngiltere'ye hastalığın bulaştığı ispat edilmiştir.

Sığırlar daha fazla kapasitede hava solumaları ve enfeksiyona yakalanmak için daha az virüse ihtiyaç göstermeleri nedeniyle koyun ve keçilerden daha fazla hastalığa yakalanma riski taşırlar. Büyük sürüler bireysel hayvanlardan ve küçük sürülerden daha fazla hastalık riski taşırlar. Karkasta bulunan virüsler kesim sonrası laktik asit tarafından inaktive edilir. Kemik iliği ve sakatatta bulunan virüsler pH da herhangi bir değişiklik olmadığından enfeksiyon kaynağı olabilir.

Şap virüsünün saçılma yolları

- Salya
- Burun akıntısı
- Vezikül sıvıları
- Solunum
- Süt
- Semen
- Ayak lezyon döküntüleri
- Gaita
- İdrar
- Vajinal akıntı
- Fetüs sıvıları
- Deri döküntüleri

Genel olarak bulaşma üç şekilde olur.

1. Direk temas: En yaygın bulaşma şeklidir, Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık % 95’inde görülür, hasta hayvan hareketleri bulaşmada önemli rol oynar. Hasta ve sağlam hayvanların bir arada bulundurulması ile hastalık oluşur

2. Hava yolu ile bulaşma: Rüzgarın yönü ve hızı, hava sıcaklığı ve nem oranı bulaşmada önemli faktörlerdir. Rüzgar ile hastalık etkeni daha uzun mesafelere de (60 km) yayılabilir.

3.İndirek bulaşma: İnsan vasıtası ile bulaşma (celep, hayvan bakıcısı, hayvan sahibi, çiftçiler, misafirler vs.), hastalığın doğal konakçısı olmayan hayvanlar vasıtası ile bulaşma (kedi, köpek, kuşlar, fareler, vs.), hastalıklı malzemeler (yem, ot, su, vs.) ve nakil araçları ile bulaşma, et ve et ürünleri ile bulaşma, süt ve süt ürünleri ile bulaşma, suni tohumlama ve embriyo transferi ile bulaşma şeklinde sıralanabilir.

Patogenez

Şap virüsü oro-nasal yolla organizmaya girer. Virüs farengial lenfoid dokuya ulaşarak burada çoğalır. Bunu takiben virüs lenfatik sisteme geçerek, kan yoluyla doku ve organları enfekte eder. Klinik belirtilerin görülmesinden önce virüs sekret ve ekskretlerde vardır. Virüs çok küçük toz zerrecikleri içinde, alveoler bölgelere ve kan makrofajları yüzeyine direk taşınabilir. Hedef dokulara taşınan virüs burada depolanır ve çoğalmaya başlar.

Canlı hayvanlarda veziküler lezyonların görülmesine ilaveten, enfeksiyonun ağır seyrettiği durumlarda veziküller genişler ve yara şeklini alır. Veziküllerin içi açık renkte seröz sıvı ile doludur. Genellikle kabuklaşır ve bu kabuklar yaklaşık 24 saat sonra kopar. Kabukların ayrılmasından sonra kırmızı renkte ülserler açığa çıkar. Birkaç gün sonra lezyonlar üzerinde nekrotik epitelium parçaları meydana gelir. Özellikle ağız bölgesinde ve dil üzerinde hastalığa has belirli granülasyon dokusu oluşur. Lezyonların durumu hastalığın epidemiyolojisi hakkında bilgi verir. Bu olayları takiben süratle iyileşme görülür. Ülserlerin iyileşmesiyle yeni epiteller oluşur.

Post mortem muayenelerde; rumen piluslarında büyük lezyonlar bulunabilir. Kas dokusunda düzensiz sarımsı çizgiler veya paranşimatöz dejenerasyonla karakterize lezyonlar şekillenmektedir. Bazı şap virüs suşları hem yetişkin hem de gençlerde kalbe büyük zarar vererek myokardial dejenerasyona yol açar ve kalp kaplan postu görünümü kazanır. Benzer lezyonlara iskelet kaslarında da rastlanabilir. Bütün vücut yüzeyindeki mikroskopik lezyonlar birbirine benzer görüntü oluşturur. En fazla epidermis üzerindeki stratum spinozum tabakasındaki hücreler enfekte olur. Bu hücreler şişkin, eozinofiliktir ve balon dejenerasyon şeklinde isimlendirilir. Hücreler arası bağlantılar bozulmuş, hücre sitoplazması dışarı sızmış, yıkıntılar çoğalmış ve mikroveziküller oluşmuştur. Mikroveziküller ödemle doludur. Hücre yıkıntıları ve makroveziküller, lökositlerle infiltre olmuştur.

Hayvanlarda, virüsün titresi düşerken nötralizan antikorlar yükselir. Enfeksiyonu takiben hayvanlar taşıyıcı durumda olabilirler. Bu taşıyıcı hayvanlardan probang yöntemiyle enfeksiyondan 2,5 yıl sonra dahi virüs tesbit edilebilir. Enfeksiyondan sonra şap virüsünün taşınması epidemiyolojik olarak çok önemlidir.

Klinik Tablo

Tipik vakalarda sığırlar 3-6 gün inkübasyon devresi gösterirler, fakat bu süre 1-11 gün arasında değişebilir. Hastalık yüksek ateş, depresyon, solunum güçlüğü, ağızda, ayakta ve memede veziküllerin görülmesiyle karakterizedir. Sağımdaki hayvanlarda belirgin olarak süt veriminde düşme görülür. Dil üzerinde, damakta, dudaklarda ve meme uçlarında içi saman rengi sıvı ile dolu veziküller görülür.
Hayvanlarda salya akması görülür. Vesiküller birkaç saat sonra açılır ve açık kırmızı renkli ülserler meydana gelir. Genellikle ayaktaki yaralar enfekte olur. Morbitide (hastalığa yakalanma) oranı %100'e kadar varabilir, fakat mortalite (ölüm) oranı buzağılar hariç düşüktür. Genç hayvanlar yaşlılardan daha hassastır. Post-mortem muayenede akut viral miyokarditis görülür.

Sığırlarda klinik belirtiler

- Yüksek ateş, titreme, donuk ve cansız bakışlar,
- Salyalı ve şapırtılı ağız, damak, dil, diş eti ve dudaklarda hassasiyet,
- Başlangıçta içi sıvı dolu veziküller daha sonra ülserli yaralar,
- Hassas ve ızdıraplı ayaklar, ağır vakalarda tırnak düşmesi,
- Süt veriminde azalma,
- Buzağılarda ölüm.

Koyunlarda klinik belirtiler

Sığırlarda görülen belirtilere ilave olarak;
- Durgunluk, halsizlik,
- Aniden oluşan topallık,
- Sürüden ayrı yatma isteği,
- Kuzularda ölüm.

Marazi Madde Alma ve Gönderme

Şap hastalığının kesin teşhisi ve tip tayini için çift tırnaklı hasta hayvanlardan alınacak marazi maddeler en seri vasıta ile aşağıdaki esaslar dahilinde Şap Enstitüsüne gönderilir.

1. Marazi maddeler mümkün olduğu kadar antiseptik tatbik edilmemiş hasta sığır, koyun, keçi domuzlardan alınır.

2. Marazi madde alınırken ve gönderilirken kullanılacak bütün alet ve malzemelerin steril olmasına dikkat edilmelidir

3. Marazi maddeler; Şap Enstitüsü Müdürlüğünce hazırlanmış ve içerisinde gliserin iso-buffer solüsyonu bulunan şişelerle gönderilir. Temin edilmemesi halinde, marazi maddeler serum fizyolojik solüsyonlu kablarla gönderilir. Marazi maddeler kaplara konulduktan sonra etiketlenip ağızları parafinlenir.

4. Tip tayini için gönderilecek materyal yeni şekillenmiş lezyonlu kısımlardan seçilir. Bunlar tercih sırasına göre; dil, damak, dudak, burun mukozası ve meme epiteli ile gecikmiş vakalarda ise tırnak arası epitelidir.

5. Gönderilecek vezikül sıvısı; dil, damak dudak, meme ve ayakta teşekkül eden patlamamış yeni veziküllerden steril şırınga ile çekilmiş olmalıdır.

6. Gönderilecek olan marazi maddeler bir (1) gramdan aşağı, iki (2) cm² den küçük olmamalıdır. Her hayvandan alınan marazi maddeler ayrı ayrı şişelere konulmalıdır.

7. Hastalığı geçirmiş ve herhangi bir lezyon görülmeyen hayvanlardan kan serumu gönderilmelidir. Kan serumu gönderilirken şu hususlara dikkat edilmelidir:
- Kan almak için, hastalığı en az 7 gün önce geçirmiş hayvanlar seçilir.
- Kan steril şırınga ile steril tüpe alınır.
- 30-60 dk. içinde kanda donma başlayınca tüpün etrafı steril ince bir telle çizilip bir gece oda derecesinde bekletilir.
- Elde edilen serum steril bir tüpe alınıp ağzı kapatılarak en seri şekilde gönderilir.

8. Hazırlanan marazi maddeler en seri vasıta ile Şap Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilir.

Teşhis, Ayırıcı Teşhis

Klinik olarak hastalığın teşhisi konsa bile kesinlikle tip tayini için laboratuvara marazi madde gönderilmelidir. Şap virüsünün tip tayininin yapılması hastalığın teşhisi yanında epizootiyoloji ve aşılama stratejilerinin saptanmasında kritik öneme sahiptir.

Klinik belirtilerin şap hastalığına benzer vesiküler hastalıklarla karıştırılabilmesi nedeniyle büyük salgınlar dışında klinik olarak direk teşhis koymak güçtür. Veziküler stomatitis, Sığır vebası, Mukosal disease, Enfeksiyöz bovine rhinetracheitis, Mavidil, Sığır papuller stomatitisi, Bovine viral diare, Koyun ve keçi vebası, panarisyum, piyeten gibi hastalıklarla karışabilir.

Korunma ve Kontrol

Kontrol tedbirlerinin amacı bir anlamda bulaşmanın önlenmesidir. Şap hastalığının mücadelesinde alınacak önlemler iki yönden ele alınabilir.

1. Hastalık çıkmadan önce alınacak genel tedbirler

- Duyarlı hayvanlara şap aşısının periyodik olarak uygulanması,

- Yeni alınan hayvanlara şap aşısı yapılıp yapılmadığına dikkat edilmesi,

- Yeni alınan hayvanlara diğer hayvanlardan ayrı bir yerde karantina uygulanması (20 gün),

- Pazarda satılacak veya başka bir yere nakil edilecek hayvanlara en az 15-20 gün önceden şap aşısının yapılması,

- Ahır girişlerinde gerekli olan paspas veya giriş havuzlarında devamlı olarak sodyum karbonat, bakır sülfat, sitrik asit vb. dezenfektan maddelerin bulundurulması,

- Ahırlara hayvan bakıcılarından başkalarının sokulmaması,

- Hayvan bakıcılarının özel elbise ve ayakkabı ile ahıra girmelerinin sağlanması, bakıcıların diğer ahırlardan uzak tutulması.

- Sağımdan önce ellerin ve sağımda kullanılacak malzemelerin temizliğine dikkat edilmesi,

- Şüpheli vakalarda veteriner hekimden bilgi alınması.

2. Hastalık çıktıktan sonra alınacak önlemler

- Hastalıktan şüpheli hayvanların derhal ayrı bir yere alınması,

- Ahırlara giriş çıkışların yasaklanması, İl/ilçe müdürlüklerine haber verilmesi,

- Ahıra veya çiftliğe izinsiz kimsenin sokulmaması,

- Araçların çiftliğe giriş/çıkışlarının mümkünse engellenmesi, mümkün olmaması durumunda hareketlerde hijyen kurallarına harfiyen uyulması,

- Yem, saman, altlık gibi malzemelerin giriş çıkışına izin verilmemesi,

- Hasta hayvandan bulaşan yataklık ve otların yakılması,

- Hasta hayvanlara ait sütlerin süt satıcılarına verilmemesi,

- Satıcıların çiftliğe sokulmaması,

- Hastalık sönüşüne kadar hayvan alım ve satımının yapılmaması,

- Ahırlar birden fazla ise, her biri için ayrı bakıcıların bulundurulması, şayet mümkün değil ise bakıcılarının çizme ve elbiselerinin her ahırda değiştirilmesi,

- Çevre ahır ve çiftliklerin ziyaret edilmemesi, yabancıların hayvanlarını görmeleri için çağırılmaması,

- Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlarla temas edenlerin, bu hayvanlara ait eşya, malzeme ve naklinde kullanılan vasıtaların dezenfeksiyonunun sağlanması,

- Enfekte hayvanların itlaf edilmesi/kesimi/imhası.

Şap Hastalığı Mücadelesinde Dünyada Uygulanan Metodlar

1. Kesim metodu: Hijyen kuralları ile beraber Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlar öldürülür yakılarak veya gömülerek imha edilir. Kontamine malzemeler, et, süt vb. ürünler imha edilir. Bu işlemler dezenfeksiyon dahil sıkı hijyen kuralları ile beraber aşılamanın yapılmadığı ülkelerde uygulanmaktadır. İngiltere, Kanada, ABD, Norveç gibi ülkelerde uygulanmıştır.

2. Kesim ve çevre aşılama metodu: Hijyen kuralları ile beraber Hastalığın kontrol altına alındığı ülke ve bölgelerde yıllık aşılama olmaksızın enfekte hayvanlar ve şüpheliler karantinaya alınır. Enfeksiyon bölgesinin çevresindeki hayvanlar aşılanırlar. Danimarka, İsveç, İsviçre, Hollanda, Meksika gibi ülkelerde uygulanmıştır.

3. Aşılama metodu: Hedef popülasyonunun en az %80'inin şap hastalığına karşı aşılanarak yeterli korumanın sağlanabilmesi amacıyla yılda iki dönem şeklinde yoğun koruyucu aşılama kampanyaları sürü bağışıklığını sağlamaktadır. Hastalığın endemik olduğu Arjantin, Brezilya ve Afrika’nın bazı bölgeleri ile ülkemizde bu metod uygulanmaktadır.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder