Kuzuların bakımı ve beslenmesi - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Kuzuların bakımı ve beslenmesi


Kuzuların beslenmesine geçmeden önce kolostrumun öneminin anlaşılması gereklidir. Kaliteli kolostrum; kuzularda, doğum sonrası stres ile hastalık ve ölüm oranlarının azaltılmasında, büyüme/gelişim hatta yetişkinlik döneminde verim performanslarının en üst düzeyde tutulmasında, yegane güvencedir. Kaliteli kolostrumun yeni doğan kuzu bağırsağından emilimi yüksek, kalitesiz olanın ise emiliminin düşük olduğu unutulmamalıdır. Yeni doğan kuzuların yaşama şansını arttırmak için öncelikle aşağıdaki hususları bilmek kritik önem taşır;

- Kaliteli kolostrum üretebilmesi için gebe koyunların, özelikle gebeliğin son döneminde temiz bir ortamda barındırılması ve kuzulatılması, 

- Doğumdan sonra ilk 2 saat içinde kg canlı ağırlığa 50 ml, ilk 24 saatinde ise yeterli miktarda kolostrum (200 ml/kg) aldığından emin olunması, 

- Göbek kordonu bölgesine, doğumdan sonra en kısa sürede (15 dakika) tentürdiyot sürülmesi veya göbek kordonunun tentürdiyot solüsyonuna daldırılması ve 2-4 saat sonra aynı işlemin tekrarlanmasıdır.

Annenin genel sağlık durumu ile gebelik dönemindeki bakım ve beslenmesi, kuzu sağlığını doğrudan etkilemektedir. Bir başka deyişle; sağlıklı yavrular, ancak refahı sağlanan sağlıklı annelerden elde edilebilir. Bu nedenle anne yavru sağlığı bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Doğumu takiben kolostrum alınmaması durumunda, kuzularda hipotermiye (vücut ısısı düşüşü) bağlı kayıplar meydana gelebilmektedir. Yetersiz kolostrum aldığından şüphe edilenlere (düşük vücut ısısı, boş karın), biberonla veya sonda yardımı ile kolostrum beslemesi yapılmalıdır. Annesini ememeyen kuzulara, bir emzik aracılığıyla anne emme pozisyonda veya mide sondasıyla kolostrum içirilmelidir.


Doğan kuzuların ilk 24 saat içerisinde yukarıda açıklandığı şekilde yeterli kolostrum aldığından emin olmak için abomasum (mide) doluluğu işaret parmağıyla kontrol edilmelidir.


Yeni doğan kuzular enfeksiyöz ve paraziter hastalıklara karşı son derece duyarlıdır. Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; kuzunun acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Bu değerler, doğumdan sonraki ilk 2 saatteki ağız sütünde en yüksek orandadır. Bu nedenle yeni doğan yavruların ilk iki saat içerisinde mutlaka kaliteli kolostrum alması sağlanmalıdır.

Hasta koyunların kolostrumu, antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince koruyamayacaktır. Bu nedenle yeterli kaliteli kolostrum alamayacağından şüphe edilen kuzuların aynı zamanda doğum yapan koyunları emmesi sağlanmalı veya depolanmış kolostrumla beslenmelidir.

Koyunlar, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle, başka çiftliklerden gelen anaçların, geldiği işletmeye özgü hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceği dikkate alınarak, bunlardan doğacak kuzular sürüdeki mevcut yetişkin koyunlardan alınacak kaliteli kolostrumla beslenmelidir.

Her ihtimale karşı birden fazla doğum yapmış sağlıklı koyunlardan kaliteli kolostrum sağılarak, buzdolabında saklanmalıdır. Kolostrum 24 saatte kadar 4°C buzdolabında bekletilebilir. Kolay çözülebilmesi için yassı bir kapta 200-250 gr’lık porsiyonlar halinde derin dondurucuda (-18°C) antikor seviyesini kaybetmeden 1 yıla kadar saklanabilir. Derin dondurucu sıcaklığı sürekli kontrol edilmeli, çözülmüş kolostrumlar kesinlikle tekrardan dondurulmamalıdır. Dondurulmuş kolostrum; 40-45°C‘lik ılık suda çözdürülerek, kuzulara vücut ısısında (39,5°C) kg canlı ağırlığa 50 ml içirilmelidir.

Araştırmacılar, kuzularda yaşama gücü üzerinde etkili olan faktörleri, önem sırasına göre aşağıdaki şekilde listelemektedir;
1. Kuzunun doğum ağırlığı,
2. Doğum tipi (ikizlik, üçüzlük),
3. Annenin bakım-beslenmesi ve yaşı,
4. Cinsiyet,
5. Mevsim.

Örneğin yaşam gücü üzerinde en etkili faktör olan doğum ağırlığı 1,7 kg’ın altında olan kuzularda ölüm oranı % 94'e çıkarken, ortalama 3,4 kg doğum ağırlığına sahip kuzularda bu değer % 8,1'e inmektedir. Bu bağlamda düşük doğum ağırlığına sahip Romanov ırkı koyunlarla yetiştiricilik yapmayı planlayanlar, bir kez daha düşünmelidir.

Yeni doğan kuzularda ısı stresi; ortamın sıcaklığı, rüzgar hızı ve ıslaklığın bir bileşkesi olarak ortaya çıkmaktadır. Kuzuların, boyutlarına ve enerji rezervlerine göre termoregülatör yetenekleri zayıftır, bu da onları soğuğa karşı fazla hassas yapmaktadır. Yeni doğan kuzuların ısı üretimi ile doğum ağırlığı arasında güçlü bir paralellik bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle doğum ağırlığı düşük kuzular, hipotermiye yüksek olanlara göre çok daha fazla yatkınlardır. Yapılan araştırmalarda;

• Anaçların bakım-beslenmesi; yavrunun doğum ağırlığını, süt miktarını, ana-yavru bağını, kuzu büyümesini ve kuzu ölümlerini % 85’e varan oranda etkilediği,

• Aynı sürüdeki kuzularda ikiz kuzu kayıplarının, tekiz doğanlara göre genellikle 2-2,5 kat daha fazla olduğu, çoklu doğum sayısı artıkça kayıpların artığı,

• Doğumun aşırı sıcak veya soğuk dönemlere rastlanılması halinde, yavruların yaşam gücünün azaldığı ortaya konmuştur.

Kuzu yaşam alanları;
✓ Zemin her zaman temiz ve altlıklı olmalıdır,
✓ Kuzuların tutulacağı alan, anaç koyunlara yakın olmalıdır,
✓ Taze ve temiz su sürekli bulundurulmalıdır,
✓ Barınağın aydınlık olması için güneşten yeterince yararlanmalı, gerekiyorsa yapay ışık kaynağı kullanılmalıdır,
✓ Kuzuların sütten kesim öncesinde olumsuz çevre koşullarına karşı hassas oldukları unutulmamalıdır.

Kuzunun Ağız Sütünü (Kolostrum) Almasında Niçin Acele Etmeliyiz?

• Kuzular hastalıklara karşı yok denecek kadar zayıf bağışıklıkla ve çok aç bir şekilde dünyaya gelmektedir. Kuzular doğar doğmaz strese maruz kaldığı gibi hastalık yapıcı etmenlere karşı savunmasız olduğundan, acilen kaliteli kolostruma ihtiyaç duyarlar. Öte yandan bağışıklık maddelerinin (IgG) bağırsaktan etkin bir şekilde emilerek kana karışması yalnızca doğum sonrasındaki ilk birkaç saat içinde gerçekleşebilmektedir. IgG’nin kolostrumdaki konsantrasyonu ve kuzunun bağırsağından emilimi, 24. saattin sonunda sıfırlanmaktadır.

• Kaliteli kolostrum; kuzuların sindirim sisteminin uyarılması ve de ana karnındaki dönemde bağırsaklarda biriken atık maddelerin (mekonyum) dışarı atılmasında birinci derecede etkili olmaktadır. Ağız sütünün verilişi geciktiği zaman bağırsaklarda üreyen hastalık yapıcı mikroorganizmalar, ağız sütü yerine emilebilir.

• Kuzulamadan sonra ilk emzirmenin geciktirilmesi, doğumla beraber süt üretiminin başlaması, kolostrumun seyrelerek IgG ve besin madde konsantrasyonun düşmesine neden olacaktır. Bu durumda kuzu yeteri miktarda bağışıklık ve besin maddeleri alımı için daha fazla kolostruma ihtiyaç duyacaktır. Bir kuzunun bir öğünde tüketebileceği kolostrum miktarı, canlı ağırlığının % 6’sını geçmemeli, aksi takdirde fazla kolostrum ishale yol açabilmektedir.

• Kuzular bünyelerinde, hastalıklara karşı koyacak bağışık maddeleri (IgG) yaklaşık 2 haftalık olduğunda üretmeye başlar ve 3-4 aylık yaşa kadar yeterli seviyede üretebilme kabiliyetine ulaşır. Bu nedenle kuzular doğar doğmaz alacakları kolostrumdan sağladıkları pasif bağışıklık sayesinde 3-4 aylık yaşa kadar hastalıklardan korunur.

Kuzular, 1 aylık yaşa kadar yüksek risk altında olduğu için bu süreçte çok iyi takip edilmeli, temiz, kuru ve havadar bir ortamda sürekli doyduklarından emin olunmalıdır. Aksi durumda sürüde yüksek oranda ölümün yanı sıra gelişme geriliği (kavruk) gösteren kuzu sayısı artacaktır.

Kuzu ölümlerine bağlı ekonomik kayıplar, buzdağının sadece görünen kısmı olup, iyi bir kuzuluk dönemi geçirmemiş bir koyun-koçun, yemden yararlanma derecesi, günlük canlı ağırlık artışı, süt ve döl verimleri ile sağlığının istenilen seviyede olmamasına bağlı oluşacak kayıplar çok daha fazla olacaktır.

Kuzuların Beslenmesi

Kuzularda geviş getirme (ruminasyon) bir haftalık yaşta başlamakta ve üçüncü haftanın başında bütün kuzular geviş getirebilmektedir. Kuzuların önlerine 6-7 günlük olduktan sonra iyi kaliteli kuru yonca ve kuzu yemi konularak yemeye alıştırılmalıdırlar. Kuzular, doğum ağırlığının en az 4 katı canlı ağırlığa ulaşmadan, sütten kesilmemelidir. Bu canlı ağırlık yaklaşık 12-13 kg’a tekabül eder. Kuzular yaklaşık 80-90 gün süreyle analarını emmelidirler.

Kasım’dan-Şubat ayının başlarına kadar doğan kuzularla, baharda doğan kuzuların yemleme programları farklıdır. Kışın doğan kuzulara fazla miktarda yem verilmesi gerekirken, baharda doğan kuzular meralardan yararlanabilirler. Kışın doğan kuzuların bir haftalık olmasından itibaren kaliteli kaba ve kesif yemlere rahatça ulaşması sağlanmalıdır. Kullanılan kesif yemin % 18-20 protein içermesi, selüloz düzeyinin düşük, enerji düzeyinin yüksek olmasına dikkat edilmelidir. Kuzu büyütme yemleri % 16’dan az protein, içermemelidir. Kuzular 25-30 kg’ı geçince protein oranı % 14’e düşürülebilir.

Gelişmekte Olan Koyunların Enerji ve Protein Gereksinimleri

Kuzuların rumen faaliyetleri tümüyle gelişmediğinden üre gibi kimyasal bileşimler sindirilemez ve zehirlenmeler ortaya çıkabilir. Bu nedenle özelikle sığırlar için üretilen besi ve süt yemleri kuzulara verilmemelidir.

Kuzularda Yetiştirme Amacına Göre Besin Madde İçeriği

Kuzuların kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum rasyona % 1 oranda kireç taşı veya mermer tozu katılarak sağlanabilir. 2/1 Ca/P oranı doğru sağlanamazsa oluşan idrar taşları kuzularda ölümlere yol açabilir.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder