Koyunculuk işletmesinin yönetimi - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Koyunculuk işletmesinin yönetimi


Bir koyunculuk işletmesinin kâr edebilmesi için belirli aylarda ve belirli mevsimlerde yapılması gereken işleri vardır. Bu işler mutlaka bir program dahilinde zamanında ve özen gösterilerek yapılmalıdır. Aksi takdirde ilerde telafisi çok zor durumlarla karşılaşılır ve işletme büyük zararlara uğrayabilir. Koyunculuk işletmelerinde bir program dahilinde yapılması gereken işler şu şekilde sıralanabilir;
- Koç katımı,
- Doğum,
- Kırkım,
- Sağım,
- Kayıt tutma,
- Yem stoklanması,
- Ağılların temizliği,
- Aşılama ve paraziter mücadele.

Koç Katımı ve Döl Verimi

Koyunlar yılın her mevsiminde kızgınlık göstermezler, koyunlar mevsime bağlı poliöstrik hayvanlar gurubundadır. Yani bir mevsimde (bir dönem boyunca) birden çok kızgınlık gösterirler. Ülkemiz yerli koyunları genel olarak ilkbaharda ve sonbaharda olmak üzere yılda 2 dönem kızgınlık gösterirler. Ancak sonbahar dönemindeki kızgınlığı ilkbahar kızgınlığından daha etkin olduğu gibi, günlerin kısalmasıyla, kızgınlık oranı da yükselmektedir. İklim, bakım ve besleme şartları da dikkate alınarak, koç katımının sonbahar mevsiminde yapılması tercih edilmelidir. Melatonin hormonu epifiz/pineal bezden salınımı ve sentezi gece pik seviyesine çıkmakta, gündüz ise minimuma düşmektedir. Bu durum özelikle mevsime bağlı kızgınlık gösteren koyun ve keçilerde, kızgınlık/östrus siklusuna etki etmektedir.

Gonadları uyarma özeliğine sahip melatonin hormonunun dışarıdan verilmesiyle koyunlarda sezon dışında da kızgınlık ve ovulasyon sağlanabilmektedir (indüksiyon). Eksojen melatonin mevsimsel anöstrus periyodunun sonuna doğru yani geçiş süresinde daha fazla etkili olmaktadır. Koyunlara koç katımdan 6 hafta önce melatonin verilir ve bu süre boyunca koçlardan ayrı tutulur. Koç katımı iki tam östrus siklusunu (35 gün) kapsamalıdır. Benzer etki, kapalı ağıllardaki koyunlarda fotoperiyodun manipülasyonuyla da sağlanabilir. Ağılda 6-8 hafta boyunca günde 8 saat aydınlık, 16 saat ise karanlık ortam sağlanmasıyla, 6-8 hafta sonra koyunlar kızgınlık göstermeye başlayabilmektedir. Koçlar da koyunlar gibi benzer koşullar altında tutulursa döl verimleri ve aşım kapasiteleri artmaktadır.

Koç katımı 5 ila 7 hafta arasında olmalıdır. Koç katım süresinin kısaltılması nispetinde doğacak kuzuların yaş farkları azalmakta, buna bağlı olarak da bakım-beslenme güçlükleri ve işçilik en aza inmektedir. Aşım döneminde sperma kalitesini olumsuz etkileyen koç-tekelerdeki 1 cm den uzun skrotal tüyler ile pernial bölgedeki kıllar kırpılmalıdır. Mümkünse koçlara günde 2'den fazla aşım yaptırılmamalıdır.

Koç katımı; rastgele, sınıf usulü ya da elde aşım yöntemleri ile yapılmaktadır.

Serbest (rastgele) aşım: Koyun sürüsüne yetecek sayıda koç, sürekli veya aşım mevsiminde sürüde bırakılır ve her koç, tümüyle kendi içgüdüsüne göre rastgele istediği kızgın koyunla çiftleşir. Serbest koç katımında sürüdeki lider koçlar, diğer koçların aşım yapmasını engellediği için sürüde kısa dönemde kısırlık, uzun dönemde de akrabalığı artırabilmektedir.

Sınıf usulü aşım: Verim düzeylerine göre oluşturulacak koyun gruplarına, uygun özellikte bir ya da birden çok koç katılır.

Elde aşım: Kızgınlık gösteren koyunlar, önceden belirlenmiş koçlarla çiftleştirilir. Elde sıfat veya suni tohumlama yaptırılıyorsa kızgınlığa gelen koyunlar iyi seçilmeli ve sıfat tarihi kaydedilmelidir.

Aşım Yöntemlerine Göre Bir Baş Koça Ayrılacak Koyun Sayısı (baş)

Sürüde senkronizasyon yapılıyorsa, 10-15 baş koyuna bir baş yetişkin koç, sezon dışındaki senkronazisyonlarda ise koçlarda fertilitenin düşük olduğu göz önünde bulundurularak 5-7 baş anaç koyuna 1 yetişkin koç hesaplanmalıdır.

Koyunlarda ırka ve çevre koşullarına göre kızgınlık süreleri ve belirtileri değişmekle birlikte kızgınlık ortalama 30 (20-48) saat sürmektedir. Genellikle gece başlayan kızgınlık, sabah saatlerinde çok fazla belirginleşmekte, öğlen saatlerinde sabaha göre kısmen azalmakta, akşam saatlerinde ise kızgınlık belirtileri zayıflamaktadır. Genç anaçların kızgınlıkları, erginlerinden daha düzensiz, belirsiz ve kısa sürelidir. Koyunlarda en uygun tohumlama zamanı, kızgınlık belirtisi başladıktan 12-18 saat sonrasıdır. Gebe kalmayan koyunlar 16-17 gün sonra yeniden kızgınlık gösterirler.

Koyunlarda gebelik oranı ırklara göre, ikizlik oranı ırka ve verim yönüne göre değişiklik gösterir, bunun yanında koç katımı döneminde hayvanın beslenmesi vücut performansı da önemlidir. Genellikle süt verimi yüksek olan ırklarda ikizlik fazla iken, etçi ırklar için bunu söylemek zordur.

Koç katımına 2-3 ay kala koçlar ile koyunları ayrı tutmak, katıma bir hafta kala sürü büyüklüğüne göre tecrübeli bir iki koçu altına bez bağlayıp sürüde gezdirme suretiyle hormonal uyarı sağlamak, koçlara bu dönemde iyi bir bakım ve besleme uygulamak, döl verimine olumlu katkı sağlayacaktır.

Koyunlarda; aşırı soğuk veya sıcak havalar, yetersiz refah ve bakım-besleme koşulları, emzirme ve sağım, kızgınlığın etkinliğini ve gebelik oranını düşürmektedir. Genel olarak koyunlarda yaşla beraber döl/kuzu verimi artmakta, bu artış 4-5 yaşta pik yapmakta, daha ileri yaşlarda ise düşmektedir. Sürüde döl verimini artırmak için reforme edilmesi gereken koyunlar zaman kaybetmeden, sürüden çıkarılmalıdır. Sürülerde % 7’ye kadar kısırlık normal kabul edilmektedir.

Koç ve koyunlara sıfat döneminde, enerji bakımından zengin yemlerin (tane tahıl) verilmesi döl verimini olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca koç katımı dönemine girmeden önce döl verimini artırmak amacıyla koyunlara günlük bir miktar arpa verilmeli, sıfat döneminde de mera dönüşü ek yemleme yapılmalıdır. Yetersiz besleme veya sıfat döneminde dengesiz veya düzensiz beslemenin, kızgınlıkta ve döl veriminde ciddi sorunlara yol açacağı unutulmamalıdır.

Koyunlar, koç katımı (5 hafta), doğum öncesi (6 hafta) ve doğum sonrası (6 hafta) olmak üzere üç dönemde ek beslemeye gereksinim duyarlar. Küçükbaş hayvan sürülerinde bireysel bakım ve beslenmenin imkansıza yakın olması nedeniyle grup halinde bakım-besleme yapılması ihtiyacı vardır.

Sürüde doğum zamanın ayarlanmasında bakım-beslenme koşulları, mevsim ve iş yükü göz önünde bulundurulmalıdır. Erken ilkbaharda doğan kuzuların yaşam gücünün yaz ve kış mevsimine göre daha yüksek olduğu bilinmektedir. Doğan kuzuların grup halinde besiye alınabilmesi ancak yaşlarının birbirine yakın olmasıyla mümkün olabilmektedir. Yine koçların sürekli koyunların içerisinde tutulduğu sürülerde aşılama, vitamin mineral takviyesi (selenyum, bakır, çinko, E vitamini takviyesi gibi) ve paraziter ilaçlamanın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi mümkün olamamaktadır. Ancak, yetiştiricilerimiz son yıllarda fazla kuzu elde etmek, yıl boyu kuzu satışı yapabilmek gibi nedenlerle koçları sürekli sürüde tutmaktadır. Yetiştiricilerin, sürüde sürekli koçu tutulmasındaki fayda-zarar dengesini sıklıkla hesaplamaları işletmenin kârlılığı açısından yararlı olacaktır.

Koyunlarda Doğum

Doğumlar, bireysel doğum bölmelerinde ya da 6-10 başlık ileri gebe koyun bölmelerinde yaptırılabilir. Bireysel doğum bölmelerinde, koyunlar, analık yeteneklerine ve yavrunun yaşama gücüne bağlı olarak 4-24 saat arasında tutulabilir. Buradan grup halinde barındırılmak üzere analı-kuzulu bölmelerine taşınmalıdır.

Koyun başına en az 2 m² alanı olan doğum bölmesi, zemininde kuruluk ve temizlik sağlayacak kadar altlıklı olmalıdır. Kuru ve temiz altlık, mikroorganizmaların yeni doğan kuzulara ağız ve göbek kordonu yoluyla geçişini engellemede hayati önemdedir.


Koyunlar, ineklere göre çok daha kolay doğum yaparlar. Doğum sancıları başladıktan sonra 1-2 saat içinde doğum gerçekleşir. Koyunlarda doğuma müdahale ancak yavrunun ayağının katlanması, başın karın boşluğuna düşmesi gibi anormal durumlarda yapılmalıdır.

Annelerince benimsenmeyen kuzuların ağız ve burunları temizlenerek, üzerlerine serpilen bir miktar tuz vasıtasıyla anaları tarafından yalanmaları sağlanmalıdır. Buna rağmen anaları kuzuları ile ilgilenmiyorsa kuzular silinerek veya saç kurutma makinası gibi ısıtıcılarla iyice kurutulmalıdır.

Doğuran koyunlar yavru zarlarını (sonunu) 1-2 saat içinde atarlar. Atılan bu sonlar (plesenta) hemen dışarı alınmalı ve mümkünse gömülmelidir. Zira koyunlar da diğer hayvanlar gibi sonlarını yiyebilirler.

Kuzular için düzenlenen bölmelerde aranan özellikler;
- Temizlik ve kuruluk sağlayan bol altlık bulunması,
- İyi havalandırılabilir olması,
- Bölme sıcaklığının 12-18°C olması,
- Rahatsız edici hava akımının olmaması şeklinde özetlenebilir.

Sekiz haftalıktan küçük kuzuları hava akımlarından korumak için seyyar paravanlar kullanılabilir.

Koyunlarda Sağım

Koyunlarda sağım kuzular sütten kesildikten sonra başlar ve 3-5 aya kadar devam eder. Sütçü ırklarda bu süre 7-8 aya çıkabilir. Bu genel yaklaşımın dışında kuzuları yoğun besiye alınacak anaçlar, 45 günlük yaşta kuzularından ayrılarak sağılmaya devam edebilirler. Damızlığa ayrılan erkek ve dişi kuzular ise en az 3 ay süreyle emiştirilmelidir. Çünkü az emen anaç adayı kuzuların, yetişkin döneminde et, süt ve döl verimleri de düşük kalacaktır.

Koyunlar sabah ve akşam olmak üzere yaklaşık 10 saatlik arayla günde iki kez sağılmaya çalışılmalıdır. Çok soğuk ve kırağılı günlerde sabah sağımı daha geç, sıcak günlerde ise daha erkene alınmalıdır.


Elle sağım uzun zaman gerektirir. Alışmış usta bir sağımcı 2-2,5 saatlik bir süre içerisinde 100 koyun sağılabilir. Kimi koyun ırklarında memenin sağım için yeterli özelliklere sahip olmamaları, elle meme üzerine daha fazla basınç kullanılmasına neden olmaktadır. Eğer koyunlar küçük memeli ve kısa meme başına sahipse, iki ya da üç parmakla sağım daha da güçleşmektedir. Sağmal dönemde koyun-keçilerde süt hijyenini olumsuz etkileyen meme ve pernial bölgedeki kıllar kırpılmalıdır.

Koyunların sağımında aşağıdaki noktalara özen gösterilmelidir;

• Memeden sütün salgılanmasını korku, heyecan, alışık olunmayan veya güvensiz ortamlar olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle sağım esnasında dikkatli davranılmalıdır.

• Hayvanlar mera dönüşü hemen sağıma alınmamalıdır. Sağım öncesi bir saatlik bir dinlenme süresi, süt verimini önemli yönde etkilemektedir.

• Ağıl kokusunun süte geçmemesi için dışarıda/avluda sağım yapılmalıdır. Şayet mümkün değilse ağıl içinde sağıma uygun bir bölme ayrılmalıdır. Bu şekilde süt verimi denetimlerinin yapılması kolaylaşır. Burada önemli olan, koyunların nasıl kendi yerlerini alacakları ve sağım bitinceye kadar korkutulmadan tutulmalarıdır. Sağım bölmesi yeterli büyüklükte ve genellikle sağıcının hareket ettiği yerden yukarıda olmalıdır. Sağım sırasında koyunlar değişik biçimlerde ve daha çok boyunlarından bağlanmaktadır.

• Büyük sürülerde makinalı sağım tercih edilmelidir.

Hijyenik koşullarda kaliteli koyun sütü elde edilebilmesi için;

✓ Kokmuş, küflenmiş, bozulmuş yemler hayvanın sağlığı için risk teşkil edebileceği gibi sütün bakteriyolojik kalitesi, aroma ve kokusunu da bozacağından kullanılmamalıdır.

✓ Sağım ortamında; metan, amonyak, karbondioksit ve diğer zararlı gazların bulunmaması için yeterli altlık ve havalandırma sağlanmalıdır.

✓ Ortamdaki kokuların süte geçmemesi için, mümkünse açık havada sağım yapılmalıdır.

✓ Sürüdeki mastitisli veya hasta hayvanlar en son sağılmalıdır.

✓ Sağımda, süt kovasına bir süzgeç konarak, dışkı, sap, saman, toz, toprak, tüy, kıl karışması önlenmelidir.

✓ Sağımcılar, sadece sağım anında giymek üzere temiz önlük kullanmalı ve hayvanlarda hastalık yapan patojen bakterileri taşımamalıdır.

✓ Sağım sırasında hayvanların meme temizliğine dikkat edilmeli, meme başları mümkünse meme başı daldırma solüsyonlarına daldırılmalıdır.

✓ Sağım kapları amaca uygun olmalı, sağımdan sonra iyice yıkanmalı ağızları kapatılmalıdır.

✓ Sağımdan sonra süt ağılda bekletilmemelidir.

✓ Sağılan sütün memeden çıktığı sıradaki kalitesinin korunması ve mikroorganizma üremesinin yavaşlatılarak bozulmasının bir dereceye kadar önlemesi, en kısa sürede soğutulmasıyla mümkün olabilmektedir. Soğutma tankının olmadığı durumlarda, en basit işlem sütün, düşük dereceli su ile soğutulmasıdır. Bu işlem için, sütler güğümlerle soğuk su havuzlarına konulabilir veya bu amaçla buz aküleri kullanılabilir.

Koyunların Kırkımı

Kırkımın başlama zamanı; yün yağının erimeye ve yapağının kabarmaya başladığı zamandır. Yurdumuzda koyunlar genellikle Mayıs-Haziran ayı içerisinde kırkılmaktadır. Kırkımda dikkat edilecek hususlar şunlardır;

- Kırkılacak hayvanlar bir gün önceden aç bırakılmalı,

- Kırkım yeri aydınlık, temiz, rüzgarsız ve geniş olmalı,

- Kırkıma önce koçlardan başlanmalı, sonra toklu ve kuzular en sona doğum yapmış koyunlar bırakılmalı.

- Kırkımda oluşabilecek kesik yaralarına tentürdiyot sürülmelidir.


Kırkım aynı zamanda kusurlu hayvanların elenmesi (reforme edilmesi) içinde bir fırsattır. Diş yapısı, meme vb. kontroller yapılmalıdır. Kırkılan yapağılar koç, koyun, toklu ve kuzu yapağıları olmak üzere ayrı ayrı çuvallara konulmalıdır. Yapağılar rutubetsiz, aydınlık ve havadar depolarda muhafaza edilmelidir. Yapağı konulan depolarda fare ve güve mücadelesi de yapılmalıdır.

Kayıt Tutma

Bir koyun sürüsünde yüksek düzeyde verim almak ve bu verimleri gelecek her kuşakta artırabilmek için öncelikle sürüdeki koyunları iyi tanımlayıp, değerlendirebilmekle mümkün olabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çok basit de olsa verim denetimleri yapılarak, kayda geçirilmelidir.

Kuzu verimleri: Doğurulan kuzu sayısı (tek, ikiz, üçüz, ölü doğum vb.). Sürü düzeyinde, doğumda kuzu sayısı ile sütten kesimdeki kuzu sayısı, kuzu verimi ölçütü olarak dikkate alınmalıdır.

Büyüme/gelişme hızı (et verimi): Doğum ağırlığı, sütten kesim veya 3-4 aylık canlı ağırlıkları ile yağlı kuyruklu koyun ırklarında kesim zamanı tahmini kuyruk ağırlığı temel alınabilir.

Süt verimi: Koyun ırkları arasında süt verimi bakımından önemli düzeyde farklılıklar bulunmaktadır. Sütçü ırklarda etkili bir seleksiyon, etçi ırklarda ise kuzularını büyütebilme yeteneğinin tespit edilebilmesi bakımından, laktasyon süt veriminin tespit edilmesi önem arz etmektedir. Sağım yapılan koyunlarda doğrudan süt ölçümü, sağım yapılmayanlarda ise kuzuların emme döneminde ortalama günlük canlı ağırlık artışları baz alınmalıdır.

Yerli koyunlarda laktasyon süresi genelde 3-5 ay olup, bu süre etçi ırklarda 3-4 ay, sütçü ırklarda ise 7- 8 ay kadar devam edebilmektedir. Laktasyonun başında günlük süt verimi düşüktür. Süt verimi zamanla artarak, ırklara göre değişmekle birlikte 60-70'inci günlerde en yüksek düzeye çıkar ve bir süre bu seviyede devam eder, daha sonra azalarak kuruya çıkmayla sonlanır.

Günlük ortalama süt verimi, sağımdaki en yüksek süt verimi ya da yıllık süt verimleri temel alınabilir. Koyunların yıllık süt verimini hesaplamak için şöyle bir yol izlenebilir; kuzuların sütten kesildiği gün koyunların sabah ve akşam sütleri ölçülerek kayıt edilir. İkinci denetim sağımı ise, yine sabah ve akşam olmak üzere iki ay sonra yapılır. İki denetim gününde elde edilen süt miktarının ortalaması alınır. Elde edilen miktar, o koyunun sağıldığı gün ile çarpılır. Çarpım sonucu ortaya çıkan miktar, o koyunun kabaca yıllık sağılan süt verimini verir.

Örneğin; bir koyunun 1 Nisan tarihindeki sabah ve akşam iki sağımında 1 kg, 31 Mayıs gününde ise 0,5 kg sütü olsun. Bu sağmal koyunun 60 günlük ortalama süt verimi = (1 kg + 0,5 kg)/2 x 60 gün = 45 kg olduğu kabul edilir.

Yapağı ve post verimi: Yetiştiriciliği yapılan ırkın yapağı ve post verimi söz konusu ise yine kayıt sistemine dahil edilmelidir.

Hastalık ve ilaç uygulamaları ile sürüden çıkarma veya sürüye dahil etme kayıtları yine eksiksiz ve güvenli bir şekilde tutulmalıdır.

Sürü Kompozisyonu ve Sürü Büyüklüğü

Damızlıklardan yüksek verim almak için sürünün kompozisyonu;
% 25’i 1,5 yaşlılardan,
% 25’i 1,5-2,5 yaşlılardan,
% 50’si 3 yaş ve üzeri yaşlı hayvanlardan oluşmalıdır.

Ayrıca her yıl yaklaşık % 20 oranında damızlık vasfını kaybeden hayvanlar reforme/elenerek yerlerine damızlık özelliği iyi olan genç hayvanlar ikame edilmelidir. Etçi koyun ırkları 5-6 yaşına kadar, sütçü koyun ırkları 7-8 yaşına kadar damızlıkta kullanılabilirler. Sürüde yıllık toplam ölüm ve mecburi kesim oranları; kuzularda % 5, toklu ve yetişkin koyunlarda ise % 2’yi geçmemelidir.

Meranın özeliğine ve yetiştiricilerin amaç ve imkanları doğrultusunda sürü büyüklükleri değişebilmektedir. Yetiştiriciler; mera kapasitesi, kaba ve kesif yem temini, ağıl kapasitesi, çoban ve koyun ırkı gibi faktörleri dikkate alarak elde tutacakları sürünün büyüklüğünü hesap etmelidir.

Sürüde Ayıklama (Reforme)

Düşük verim veya verimden düşme, hastalık ve yaşlılık gibi nedenlerle koyunların bir bölümünün sürüden uzaklaştırılması işlemine ayıklama (reforme etme) denir. Sürüde her yıl ayıklama yapılmalıdır. Reforme edilmesi gereken kuzu, koyun ve koçlar;

- Alt ya da üst çenesi kısa olanlar, ayak-bacak ve/veya memede kalıtsal kusuru olanlar,

- Zayıf doğan ve/veya gelişme geriliği gösteren kuzular,

- İki yıl üst üste kısır kalan koyunlar (bir yıl kısır kalmış koyunlar, verimi yüksek ise bunlara bir yıl daha üreme şansı verilebilir),

- Kuzuları zayıf doğan ve/veya hızlı gelişmeyenler,

- Doğum yaptığı halde kuzularına iyi bakmayanlar,

- Süt verimleri düşük ve/veya çabuk kuruya çıkanlar,

- Hastalıklara yatkın olanlar,

- Topallık gibi kronik bir sağlık sorunu olanlar,

- Uzun süre vücut kondisyon skoru (VKS) 1,5'in altında veya 4,25'in üstünde olanlar,

- Irka göre değişmekle birlikte 6-8 yaştan büyük yaşlılar,

- Dişleri kullanılmaz halde çürümüş, dökülmüş veya kırılmış olanlar,

- 4 yaştan büyük koçlar.

Akrabalığın olumsuz etkilerini önlemek amacıyla bir sürüde zorunlu olmadıkça koçlar iki yıldan fazla kullanılmamalıdır.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder