Süt verimi ve süt yağını etkileyen faktörler - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Süt verimi ve süt yağını etkileyen faktörler


Çok sayıda araştırma, normal oranlarda süt yağının üretilebilmesi için işkembede yemlerin sindirilmesi sonucu meydana gelen uçucu yağ asitlerinin; % 65 oranında asetik asit, % 20 oranında propiyonik asit ve % 15 oranında bütirik asitten oluşması gerektiğini ortaya koymuştur. Ruminantlarda uçucu yağ asitleri emildikten sonra portal dolaşımla karaciğere gider. Propiyonik asit daha çok karbonhidrat metabolizmasında, asetik asitler ve bütirik asitler ise yağ asidi sentezinde kullanılır.

Süt yağının memede üretilmesinde, başlıca asetik asit kullanılır, çok az miktarda da bütirik asitten yararlanılır. İşkembede üretilen asetik asit miktarının çok olması süt yağının da istenilen düzeyde olmasını sağlar. İşkembedeki uçucu yağ asitleri kompozisyonu ise rasyonun bileşimi, yemlerin fiziksel şekli gibi birçok faktörden etkilenmektedir.

Rasyona giren yemlerin miktarını sınırlayan faktörler: Hayvanın sindirim sistemi üzerine olabilecek ishal yapıcı etkileri nedeni ile kepek ve melasın konsantre yemde % 20, toplam rasyonda %15'ten fazla bulunması istenmez. Birçok tahılın içerdiği yağın, süt yağını olumsuz etkilediği unutulmamalıdır.

Kaba ve konsantre yem oranı: Genel bir kural olarak, kabul edilebilir düzeylerde süt yağ oranını elde edebilmek için rasyon kuru maddesinin en az % 60’ının kaba yemlerden oluşması gerektiği ve yine rasyonda en az % 23 oranında ham selüloz bulunması gerektiği bildirilmektedir. % 65 oranında kaliteli kaba yem içeren bir rasyonla hayvanın genetik kabiliyetinin üst sınırına yakın düzeyde süt yağı elde edilmesi mümkün olabilmektedir.

Konsantre yemin öğütülmesi: Çok ince öğütülmüş ya da çok ince öğütülerek peletlenmiş konsantre yemleri yiyen ineklerin süt yağı oranlarının, taneleri kabaca kırılarak veya ezme haline getirilerek hazırlanmış konsantre yemleri yiyen ineklerinkine göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Serbest yemleme sistemlerinde peletlenmiş yemlerin sıkıştırma özelliği sayesinde hayvanlar kaba yeme oranla daha fazla tane yem tüketmekte bu nedenle de süt yağında azalma meydana gelebilmektedir.

Kaba yemlerin öğütülmesi ya da peletlenmesi: Kuru otların peletleme ya da herhangi bir nedenle çok ince doğranması ve yine silajların çok ince kıyılmış materyallerden hazırlanması, kaba yemlerin işkembeden geçiş hızını çok artırması ve sindirimlerinin azalması nedeniyle süt yağı oranı üzerine olumsuz etki yapmaktadır. Karıştırıcı - dağıtıcı römorkların kullanım kılavuzuna göre kullanılmamaları halinde, lüzumsuz karıştırma ve kesme işlemi sonucunda çok ince kıyılan kaba yemler adeta çamur haline gelmekte ve selüloz değerleri yok olmaktadır. Kısa/ince kaba yemler, geviş getirmeyi dolaysıyla işkembe asitliğini dengeleyen ve sindirime yardımcı olan tükürük salgısını azaltarak yemlerden yararlanmayı önlemektedir.

Yine çok iri partiküller halinde olan kaba yemleri hayvanlar yeterince tüketmediğinden asidoza yakalanacağı unutulmamalıdır. Rasyondaki kaba yemin; kuru madde bazında en az yarısının uzunluğu 5 cm'den fazla olmalıdır. Kaba yemler; geviş getirme süresini azaltan patoz samanı gibi çok kısa kırılmamalı veya doğranmamalıdır. Kaba yemler rumenin iyi çalışması ve sağlıklı bir sindirim faaliyeti için geviş getirmeyi teşvik etmelidir. Sunulan rasyon ile yemlikte artan yemin fiziksel formu (partikül büyüklüğü) arasında en fazla % 3-5’lik farklılık olmalıdır.

Selüloz düzeyi: Rasyonun tavsiye edilen minimum selüloz düzeyi % 18-19'dur. Bu oranda ham selüloz düzeyini sağlayabilmek için hayvanın canlı ağırlığının en az % 1,5’i oranında kuru madde bazında kaba yem içermesi gerekir. Selüloz, tükürük üretiminde artış sağlayarak, rumen pH’sını optimum şartlarda tutar.

Konsantre yemin kompozisyonu: Konsantre yemde tane mısırın oranı % 50’yi, toplam rasyonda ise kuru madde bazında % 35’i geçmemesi gerekir. Soya işleme tesisleri ve turunçgil posaları süt yağının artmasını teşvik eder. Tahıl karışımındaki buğday miktarı ise %25 ile sınırlandırılmalıdır. Mevcut bilgiler ışığında işkembenin normal fonksiyonlarını sürdürebilmesi için kolay eriyebilen karbonhidratların oranının rasyonda % 35’i geçmemesi önerilmektedir.

Yemleme sıklığı: Mümkünse kaba ve kesif yemler homojen bir şekilde karıştırılarak, ineklere sürekli tüketme imkanı sunulmalıdır. Öğün sayısının azaltılması yem seçme olayını arttırmaktadır.

Tampon etkili yem katkıları: Yem katkı maddeleri sorunların çözümünde yardımcı rol oynayabilir. Esas odaklanılması gereken rasyonun yapısı ve yönetimidir. Sodyum bikarbonat (NaHCO3)ve Magnezyum oksit (MgO) gibi yem katkı maddeleri süt yağında artışa neden olur. Ancak bunların etkileri yeterli kaba yem verildiği ve süt yağını etkileyen çok ekstra durumların olmadığı zamanlar görülür.

Hayvanın; yüksek oranda mısır silajı, nem oranı %50'den fazla olan kaba yemler, canlı ağırlığın %2'sinden fazla kesif yem, düşük partikül büyüklüğüne sahip kaba yemler kullanıldığında tampon etkili maddelerin kullanılması önerilmektedir. Bu tip rasyonlarla hayvanda yem tüketimi ve süt yağı oranı düşer. Tampon etkili maddelerin kullanımı ile yem tüketimi, selüloz sindirimi ve mikrobiyel protein sentezi iyileştirilebilir. Uzmanlar; toplam rasyon kuru maddesinde tampon madde olarak % 0,6-0,8 oranında sodyum bikarbonat (NaHCO3) veya sodyum bikarbonat + magnezyum oksit (3:1 oranında) kullanılmasını önermektedirler.

Yeşil çayır ve merada otlatma ya da biçilmiş taze yeşil yem yedirilmesi: İneklerin aldıkları bu gibi taze kaba yemlerdeki selüloz oranının düşük olması ve aynı zamanda da süt veriminde görülen artış nedeniyle süt yağında azalma görülür. Bu nedenle meraya çıkan ineklere günde yaklaşık 2 kg kuru ot takviyesi yapılmalıdır.

Doymamış yağların ve by-pass yağların yedirilmesi: Özellikle doymamış yağlar, işkembedeki sindirimde önemli ölçüde değişikliğe neden olduğu için süt yağını düşürmektedir. Rasyondaki toplam yağ % 6'yı geçmemelidir. Buna karşın don yağı, by-pass yağlar (rumende sindirilmeden abomasum-şirdene geçen yağ) ve kırılmamış bütün pamuk tohumu süt yağında artışa neden olmaktadır. Bütün pamuk tohumu ya da tam yağlı soyanın süt yağına olumsuz etkisini önlemek için günde hayvan başına 2,5-3,0 kg’dan fazla verilmemelidir.

Yemdeki protein düzeyi: Toplam rasyonda kuru madde esasına göre ham protein oranının % 15-17 aralığında olması, süt verimi ve süt yağ oranı üzerine olumlu etkide bulunduğu bildirilmektedir. Yüksek miktarda protein içeren rasyonlarla beslenen ineklerde kan üre nitrojen (BUN) konsantrasyonu artmakta, artan BUN konsantrasyonu ise döl verimini (erken embriyonik ölüm) olumsuz yönde etkilemektedir. Süt üre nitrojen seviyesinin yüksekliği aşırı proteinle beslemeyi, düşüklüğü ise rasyonda protein oranın düşük olduğunu göstermektedir. Süt üre konsantrasyonu 8-15 mg/dl aralığında olmalıdır.

Rasyon (diyet) değişikliği yaklaşık 2-3 hafta boyunca süt yağı oranında düşüşe yol açmaktadır. Yine sıcaklık, aşılama gibi stres faktörleri de süt yağını düşürmektedir.


Süt Veriminde Ani Düşüşlerin Muhtemel Sebepleri

• Süt veriminde görülen ani ve aşırı düşmelerin en yaygın sorumlusu mastitisdir,
• Rasyon dengesizliği ya da eksikliği,
• Konsantre yemin alıştırma uygulamaksızın fazla miktarlarda yedirilmesi,
• Yağ ve karbonhidratların (nişasta ve/veya melas gibi şeker) fazla yedirilmesi,
• Konsantre yemin hayvanın canlı ağırlığının % 2’sini geçmesi,
• Enfeksiyöz hastalıklar,
• Ketozis ve asidoz gibi metabolik hastalıklar,
• Zehirli yabani bitki ve tohumların yenmesi,
• Küfler ya da diğer zehirlenmelere bağlı yem tüketiminin azalması,
• Hayvanların verimine göre beslenmemesi,
• Refah koşullarında bozulma,
• Suyun yetersiz veya sağlıksız olması,
• Sıcaklık nem indeksinin (SNİ) yükselmesi,
• İlkbaharda hayvan meraya ilk çıktığında kaba yem olarak kuru otun (kuru madde) tamamen kesilmesidir.

Laktasyonun Kısa Sürmesinin Muhtemel Sebepleri

• Mastitis,
• Hayvanların aşırı yağlanmaları,
• Başta enerji olmak üzere yetersiz beslenme,
• Hayvan sağım ünitesine girdiğinde 1-2 dakika içinde sağıma başlanılmaması,
• Aşırı kalabalık ve sıcak bekleme bölmeleri,
• Sağım makinelerinin ayarsız olması,
• Sağım sırasındaki müdahaleler (enjeksiyon, kötü davranış gibi stres faktörleri),
• Kalıtım.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder