Süt ineklerinde mastitis ve korunma yolları - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Süt ineklerinde mastitis ve korunma yolları


Süt işletmelerinde hayvanların refahını bozan ve gelir kaybına yol açan en önemli hastalıklardan biri olan mastitis; meme dokusunun yangısı olarak bilinmektedir. Mastitis genellikle laktasyon ile ilişkili olup, oluşum nedenine göre; enfeksiyöz, travmatik veya toksik, seyrine göre; klinik veya subklinik, süresine göre de akut veya kronik olarak sınıflandırılmaktadır. Mastitisin sebepleri, daha çok hazırlayıcı (çevre kaynaklı) ve yapıcı (mikroorganizmalar) olmak üzere iki başlık altında toplanabilir.

İnekler, mastitise yol açan 200 den fazla bakteri türü ile aynı ortamda yaşarlar. Bu nedenle, mastitise karşı her zaman ve her noktada uyanık olma zorunluluğu vardır. Mikroorganizmalar; memeye daha çok meme başı kanalından olmak üzere, dolaşım (kan-lenf) ve meme başı derisindeki sıyrık ve yaralardan girmektedir.

Subklinik (gizli/görünmeyen) mastitis; inekte, memede veya sütte her herhangi bir belirti vermeyen ancak süt verimini ve kalitesini önemli ölçüde düşürmekle karakterize bir mastitis şeklidir. % 3-25 oranında süt kaybına neden olan subklinik mastitis en sık karşılaşılan mastitis formudur ve mastitise bağlı süt kayıplarının % 70’ini teşkil etmektedir.

Yapılan araştırmalarda, ülkemizde subklinik mastitis görülme sıklığı bölgelere göre değişiklik göstermekle birlikte ortalama %30 olarak tespit edilmiştir. Kars’ta % 16 olarak bildirilen subklinik mastitis görülme sıklığı, Afyonkarahisar’da % 44, Konya’da % 23, Çukurova bölgesinde ise % 58 olarak bildirilmiştir. Bölgeler arası yüksek oranda farklılığın; verim, sağım ve altlık yönetimi ile bölgelerin sıcaklık ve nem oranından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Klinik (belirtili/gözüken) mastitis; memede ateş, kızarıklık, şişlik, ağrı, süt veriminde azalma, memeden süt yerine su, pıhtı, kan gelmesi, hayvanın genel durumunda bozukluk, neşesizlik, iştahsızlık ve ateş gibi belirtilerle seyreden mastitis şeklidir. Her bir meme lobunda meydana gelen iltihabi durum, bir klinik mastitis vakası olarak ele alınmalıdır. Tek bir ineğin 4 meme lobunda klinik mastitis şekillendiyse bu 4 mastitis vakası olarak kayıt altına alınmalıdır. İşletmede aylık klinik mastitis oranı % 2’nin altında olmalıdır.

Gangrenli mastitis

Mastitisli süt, sağlık riski nedeniyle kesinlikle insan veya hayvan gıdası olarak kullanılmamalıdır. Meme yangısı/iltihabı olan bir memeden salgılanan süt, öncelikle besin içeriğini (protein, yağ, mineral madde vb.) kaybetmiş kalitesiz ve toksik bir sıvıdır. Üstelik meme yangısına/iltihabına sebep olan mikroorganizmalar meme salgısı/süt ile yavruya geçmekte, yavrular yetişkin dişi (anaç) olduklarında da söz konusu patojen mikroorganizmalar aktif hale geçerek, bir kez daha mastitise sebep olabilmektedir. Bu nedenle mastitisli memeden salgılanan sütler yavrulara içirilmemelidir veya buzağının mastitli memeyi emmesine izin verilmemelidir.

Sütçü veya kombine verim yönlü ineklerde artan süt verimine bağlı olarak, mastitis, ekonomik kayıplara neden olan hastalıklar içerisinde % 30-40’lık bir paya sahiptir. Mastitis kaynaklı kayıplar;
- Verim düşüklüğü,
- Sütün kalitesinde değer kaybı ve satış fiyatının düşmesi,
- Emek ve zaman kaybı,
- İlaç ve tedavi gideri,
- Gıda kirliliği,
- Dölverimi kaybı,
- Ayak hastalıkları,
- Kilo kaybı,
- Mastitisli ineklerin elden çıkarılması (reforme edilme),
- Ölüm şeklinde sıralanabilir.

AB ülkelerinde mastitisin (klinik ve subklinik) inek başına yıllık 70-250 € arasında maddi kayba sebep olduğu hakkında çok sayıda yayın vardır. Mastitis vakası başına maliyet, çiftlikler arasındaki farklılıklardan dolayı çiftlikten çiftliğe göre değişiklik göstermektedir. İngiltere’de çiftlik verilerini kullanan yakın tarihli bir araştırma, tek bir klinik mastitis vakasının gerçek maliyetinin ortalama 200 £ olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Genel ortalamalardan ziyade işletmedeki klinik ve subklinik masttise bağlı mali kayıplar öncelikle doğru bir şekilde tespit edilmelidir. Çiftlik sahibi ve sorumlu veteriner hekimi işletmedeki mastitis maliyetlerine odaklanmalı en çok fayda sağlayacak koruma ve kontrol programlarını birlikte oluşturmalıdırlar.

Mastitisten Korunma Yolları

• Hayvan refahında “5 Temel Hak” kuralına uyulmasına,

• Barınakların temizliği, havalandırması, ışığı ve neminin kabul edilebilir seviyede tutulmasına,

• Yatakların düzenli olarak temizlenmesine veya değiştirilmesine,

• Yatma yerlerinde bakteri üremesini en düşük seviyede tutan temiz kum altlık kullanılmasına,

• Sağmal inek vücudunun sürekli kuru ve temiz olmasına,

• Meme kirlilik skorunun 4’lü skalada 3’ün altında olmasına,

• İşletmede elde edilen sütlerde (tank) somatik hücre sayısının 200.000 den düşük olmasına,

• Doğum öncesi memede ödem oluşmaması için, rasyonlarda sodyum ve potasyum alımının ayarlanmasına,

• Sıcak stresine karşı tedbir alınmasına,

• Meme kıllarının kesilmesine,

• Lezyonlu meme başı derisi somatik hücre sayısında önemli oranda (%30-40) artışa neden olmaktadır. Meme ve meme başının lezyonlardan (yaralanmadan) korunmasına,

• Somatik hücre skoru iyi olan damızlık boğalara ait sperma kullanılmasına,

• Yemlere meme sağlığını koruyan selenyum, çinko ile D ve E vitamini içeren katkıların ilave edilmesine,

• Sürünün kapalı olmasına (dışarıdan hayvan alınmaması),

• Sineklerle mücadele edilmesine,

• Düve doğumlarının ilkbahar sonu ve yaz başlarına denk getirilmemesine,

• Sütün kolayca inmesi için ineklere iyi davranılmasına,

• Sağım sırasının gençten yaşlıya doğru yapılmasına,

• Sağım başlıkları ve sağım borularının sağım sonrası temizliğine ve dezenfeksiyonuna,

• Sağım sistemlerinin temizliğinde kullanılacak suyun, eli yakmayacak düzeyde sıcak olmasına (aşırı sıcak su lastikleri bozmaktadır ve soğuk su ise temizleyememektedir),

• Sağım makinalarının her sağımdan sonra alkali, haftada birde asidik özeliği olan temizleyicilerle yıkanması ve sonrasında iyice durulanmasına,

• Sağım makinelerinin periyodik olarak (yılda iki kez) bakım ve kalibrasyonuna,

• Stresiz ortamda sağımın zamanında yapılmasına,

• Her yıl sağılan ineklerden ortalama % 20-25’inin (yaşlı, verimsiz, hasta vb.) gençlerle yenilenmesine,

• Sarkık memeli inekler ile meme başı aşırı kısa-uzun ya da aşırı kalın-ince inekler zaman içerisinde seleksiyona tabi tutulmasına,

• Meme başı sfinkterleri gevşek olan yani sıklıkla memede sızıntısı olan ineklerin sürüden çıkarılmasına,

• Sıklıkla emilen buzağı-dana-düvelerin sürüden çıkarılmasına,

• İlk buzağılama yaşının 30 aydan yüksek olmamasına,

• Mastitisli ineklerin erken fark edilmesine,

• Mastitisli hayvanların ayrı sağılmasına veya sona bırakılmasına,

• Mastitli ineklerin günde 4-6 kez sağılarak, memede oluşan toksinlerin dışarı atılmasına,

• Sağım öncesi ve sağım sonrası meme temizliği ve asepsisine,

• Meme ve meme başlarının sağımdan önce ıslatılmaması veya yıkanmaması, ıslaksa veya yıkanmışsa da iyice kurutulduktan sonra sağım yapılmasına,

• Sağımdan sonra kilitleme (yatmasını önleyecek şekilde bağlama) ve yemleme yapılarak, meme süt kanalı kapanana kadar (1 saat) ineklerin ayakta bekletilmesine,

• Kuru dönemin başlangıcı ve sonu laktasyon dönemine göre yedi kat daha fazla mastitis riski taşımaktadır. Bu nedenle doğumdan önceki iki ayda (kuru dönem) gebelerin temiz, kuru, bol altlıklı ve kalabalık olmayan yerlerde barındırılmasına,

• Kuru dönemde oluşan subklinik enfeksiyonlar, laktasyon döneminde oluşan yeni meme içi enfeksiyonlardan daha fazla oranda doğum sonrası klinik mastitislere neden olmaktadır. Bu bağlamda kuru dönem sağaltım programına,

• Sürekli somatik hücre sayısı yüksek olan ve sık sık (1 laktasyonda 3’den fazla) mastite yakalananlar ile kuru dönemde problemi çözülmeyen mastitisli hayvanların sürüden çıkarılmasına,

• İşletmede veteriner hekiminizin önerisine göre mastitise karşı bir korunma planına sahip olunmasına dikkat edilmelidir.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder