Sığır ıslahı - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Sığır ıslahı


Damızlık hayvanlar, günlük et ve süt verimlerinin yanı sıra gelecek nesiller için bir gen kaynağı olarak da görülmelidir. İşletmenin geleceği olan gen kaynaklarının oluşturulması ve korunması ise belirlenen hedefler doğrultusunda kan yakınlığı olmayacak tarzda kesintisiz ıslah çalışmaları ile mümkün olabilmektedir.

Sürüdeki en iyi ineklerin seçilmesi amacıyla süt ve süt yağı verimleri ile ilgili verilerin toplanmasına; 19. yüzyılın sonlarına doğru ABD (1893), Almanya (1897) ve İsveç (1898) gibi ülkelerde başlanılmış 20. yüzyılın başında da pek çok ülkeye yayılmıştır. Günümüzde modern işletmelerde hayvana ait tüm verim parametrelerinin (süt, süt yağı, süt proteini, somatik hücre skoru, yemden yararlanma, günlük canlı ağırlık artışı, döl verimi, verimli ömür süresi, tip özellikleri, genetik kusuru vb.) kayıtlar düzenli olarak tutulmaktadır. Ancak ülkemizde hayvancılık işletmelerinin henüz uluslararası standartlarda ıslaha dönük kayıt tutmayı içselleştirildiğini söylemek güçtür.

İşletmeler ıslah çalışmalarında, ıslahın temelini oluşturan net ekonomik kazancın parametreleri arasında önemli bir ağırlığa sahip olan verim (süt-et) özelikleri üzerinde daha fazla durmaktadır. Bu çerçevede sütçü sığırlarda sütteki yağ ve protein miktarı ve oranları, etçi sığırlarda ise günlük ağırlık artışı ıslah çalışmalarında önceliklidir. Ancak sığırlarda verim özelikleriyle birlikte, fitness (sağlıklı yaşam) ve tip (meme, ayak-bacak ve beden yapısı) ıslahı da yapılmaktadır. Son yıllarda insan sağlığı ve peynir yapımı için tercih edilen süt protein yapısını oluşturan kazein genleri de (beta kazein A1 ve A2 ile kappa kazein A ve B geni) ıslah çalışmalarına dahil edilmiştir.

Hayvan ıslahında en etkin ve ekonomik yöntem suni tohumlamadır. Burada kritik nokta ıslah çalışmalarında kullanılabilecek çok sayıdaki boğa arasında doğru seçim yapmak, işletmenin geleceği açısından zor bir görevdir. Bunun da yolu ülkeler bazında pedigrilerdeki damızlık değer endekslerinin doğru okunmasından geçmektedir. Damızlık hayvanların pedigri belgesinin, karne olduğunu varsayarsak, bu karnedeki geçme notunu da Total Performans/Verim Index (TPI) göstermektedir. Damızlık boğalarda, verim değerlerini yavrularına aktarma kabiliyetinin toplamı olan TPI hesaplamalarında, döl kontrolü ve genomik test/değerlendirmelerden yararlanılmaktadır.

Döl kontrolü (progeny test): Başta et, süt ve döl verim özellikleri olmak üzere fitness (sağlıklı yaşam) ve tip yönünden üstün özelliklere sahip olan ve bu genetik potansiyellerini gelecek kuşaklara aktarabilecek hayvanların seçiminin yapılabildiği yöntemdir. Bu yöntemde yavrularına/döllerine ait verim değerlerinden (sürüye göre ekonomik kazancı) yararlanarak daha çok erkek damızlıkların değeri belirlenmektedir.

Genomik değerlendirme: Gen; canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan spesifik hücre DNA parçası şeklinde tanımlanabilir. Günümüzde genomik testler sayesinde, bireyin DNA dizisi, referans bir dizi ile karşılaştırılarak (progeny testinden geçmiş) genetik yapı (genotip) farklılıkları belirlenebilmektedir.

Sığır genomunda et, süt ve döl verimleri, fiziksel özelikler, buzağılama kolaylığı, süt proteininin miktarı ve yapısı ile yağ oranı gibi özelikleri etkileyen genler tanımlanmıştır. Sığırlarda genomik değerlendirme; 30 kromozom çiftine dengeli şekilde dağılmış spesifik DNA markırlarına bakılarak yapılmakta, ebeveynlerden yavruya geçen genler, referans popülasyon (genotipi bilinen boğalar ve inekler) karşılaştırılarak verim özelikleri tahmin edilmeye çalışılmaktadır. Saflığı %87,5’dan düşük olan sığırlarda kullanılmamakta olan genomik test; ebeveyn tayini, akrabalı yetiştirme katsayısı, süt proteinleri yapısı ve genetik kusurlar gibi hayvanların verim dışındaki özellikleri de değerlendirilebilmektedir.

Dünyada 2010 yılına kadar kullanılan döl kontrolüne (progeny test) dayalı ıslah yönteminde jenerasyon aralığının yaklaşık 6 yıl sürmesi nedeniyle genetik ilerleme hızı düşük kalmıştır. Günümüzde gelişmiş ülkelerin tamamında suni tohumlamada kullanılan boğaların damızlık değer indeksi hesaplamalarında, genomik değerlendirmeden yararlanılmakta, bazılarında ise dişi buzağıların damızlık değerinin belirlenmesinde kullanmaktadır. Genomik testler sayesinde jenerasyon aralığı kısaldığı gibi daha fazla sayıda boğa adayı ucuz yolla teste tabi tutulması mümkün olabilmektedir. Genomik değerlendirmeler pedigrilerde veya kataloglarda “G” veya “g” sembolüyle belirtilmektedir (ABD’ de GTPI Genomic Total Performance Index, Almanya’da gRZW Genomisch Relatiwzuchtvert ).

Total Performans/Verim İndeksi damızlık seçimi konusunda yetiştiricilere yardımcı olması amacıyla geliştirilmiş, birçok özelliğin ayrı ayrı ekonomik değerlerinin birbiri ile etkileşimleri sonucu ortaya çıkan bir göstergedir. Bu nedenle Danimarka gibi bazı ülkeler pedigride damızlık hayvanın sürüdeki yerini belirleyen TPI yerine Net Ekonomik Kazanç (Net Merit) göstergesini kullanmaktadır.

Etçi sığırlarda Total Performans Indeksi (TPI) hesaplamalarında, verim endeksleri (canlı ağırlık artışı/kazancı, iskelet gelişimi, kolay doğum vb.), anaya ait endeksler (süt emme döneminde ortalama günlük canlı ağırlık artışı, buzağılama kolaylığı, fertilite vb.) ve karkas endeksleri (karkas ağırlığı, randımanı ve kalitesi) baz alınmaktadır.

Sütçü veya kombine verim yönlü ırklarda ekonomik açıdan önemli özellikleri içeren Total Performans/Verim İndeksi (TPI) = Damızlık Süt Endeksi (yağ + protein) + Tip Endeksi (meme, ayak-bacak ve beden) + Verimli Ömür Endeksi + Somatik Hücre Endeksi + Sağım Hızı Endeksi + Döl Verimi Endeksi + Kondüsyon Endeksi + Kolay Buzağılama Endeksi + Et Performansı Endeksi (kombine verim yönlü ırklarda) gibi birçok endeksten oluşmaktadır. Damızlık Değer Endeks hesaplamaları ülkeden ülkeye ve bir ülkede de yıllara göre değişiklik gösterebilmektedir.


Araştırmalar; çok güç doğum yapan ineklerde, yavru zarları atma sorunun %50’lere çıktığı, yağ verimi düşüklüğü ile beraber laktasyonda 700 kg daha az süt verdiğini, ayrıca güç doğumun buzağı kayıplarını da artırdığını ortaya koymaktadır. Düvelerde doğum güçlüğü oranının daha yüksek olması nedeniyle, Avusturalya gibi ekstansif yetiştiriciliğin yaygın olduğu bazı ülkelerde, kolay doğumu garantilemek için Holstein ırkı düvelerde, sıklıkla Jersey ırkı sperma kullanabilmektedir.

Süt; su, yağ, şeker, vitamin ve minerallerin yanında, kazein ve peynir altı suyu (serum) proteini olmak üzere iki büyük protein grubunu içermektedir. İnek sütündeki proteinin %80’nini oluşturan kazein, alfa-S1 (%40-45), alfa-S2 (yaklaşık %10), beta (%25-35) ve kappa kazein (%3,8-15) olmak üzere 4 farklı gruptan oluşurken, peynir altı suyu proteinin (serum) önemli kısmı ise beta-laktoglobulin oluşturmaktadır.

Günümüzde ineklerdeki süt protein genlerinin yapısı önemli bir seleksiyon kriteridir. Genomik testler sayesinde ebeveynlerde süt proteini genlerinin beta (β) ve kappa (K) -kazein yapısı tespit edilerek, damızlık boğa seçiminde süt sığırı yetiştiricilerine alternatifler sunulabilmektedir. Damızlık boğa tercihi yapılırken, mutlaka boğanın kataloğunda veya pedigrisinde yer alan süt proteini genlerinin yapısına, özelikle de β-kazeine bakılmalıdır. β-kazein A2 statüsündeki boğaların spermasına öncelik verilmelidir.

Yapılan araştırmalarla, sağmal ineklerdeki β-kazein A1 geninin, insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi ortaya konulduğundan, Yeni Zelanda, Avustralya ve İngiltere’de insan tüketimine doğrudan arz edilen sütlerin üzerinde “a2” etiketinin bulunması zorunluluğu getirilmiştir. Başta ABD olmak üzere birçok ülkede β-kazein A1 geni taşımayan ineklerden elde edilen içme sütler piyasaya arz edilmektedir. Yine kappa-kazein B allelerinin peynir verimi ve kalitesi ile pozitif bir ilişkisi olduğu anlaşılmıştır.

Son yıllarda geliştirilen sürü yönetimi programları ile tohumlanacak inek veya düve için doğru bir eşleştirme ile boğa seçimi yapılabilmektedir. Eşleştirmede hedef; ekonomik önceliklere göre inekte görülen eksik veya yetersiz özelliklerin, ıslah yoluyla sonraki nesillerde düzeltilmesi, iyileştirilmesi ve kan yakınlığının önlenmesidir.

Doğru eşleştirmede, öncelikle tohumlanacak hayvanın geriye dönük en az 3 kuşak verim (sütçü ırklarda süt yağı, süt proteini, etçi ırklarda et değerleri), fitness (verimli ömrü, döl verimi, buzağılama kolaylığı, sağım hızı, somatik hücre skoru vb.) ve tip ( meme, ayak-bacak ve beden) parametrelerinin doğru bilinmesi nispetinde başarı sağlanabilmektedir. Örneğin; meme, ayak-bacak ve beden yapısı düzgün, süt ve döl verimi yüksek, verimli ömrü iyi, ancak sağım hızı düşük olan bir ineğin gelecek neslinde öncelikli ihtiyaç TPI puanı en yüksek boğa değil, kızlarında sağım hızını yükseltebilecek bir boğa ile eşleştirmektir. Çünkü sağım hızı düşük hayvanlarda meme sağlığı risk altında olacağı için süt veriminin de bir anlamı olmayacaktır. Yine etçi ırklarda memede iyi süt olmasına rağmen, meme süspansiyonu kötü bir anneden rahat ememeyen buzağıda gelişme geriliği kaçınılmaz olacaktır. Ülkemizde gelişmiş ülkelerde ki gibi soykütüğü çalışmaları yürütülmediği için isabetli eşleştirmede başarı düzeyinin düşük olduğu düşünülmektedir.

Birçok araştırıcı hayvanın verimi/performansı üzerinde çevre etkisini %70, genetik faktörünü %30 olarak hesaplamaktadır. Bu bağlamda verim yönlü ıslah çalışmaları oranında çevre, bakım ve besleme koşullarının da iyileştirilmesi zorunludur. Ülkemizde çevre, bakım-besleme koşulları düşünülmeden, yüksek verimli hayvanlarla çalışmaya bağlı ekonomik kayıplara sıklıkla rastlanılmaktadır.

Meraya (yaylıma) dayalı hayvancılık yapılan bölgelerde mutlaka çayır-mera alanlarının fiziki koşulları ve yem kapasiteleri dikkate alınarak, ıslah çalışmaları yürütülmelidir. Bu çerçevede adaptasyon yeteneği yüksek yerli ırk ve/veya yerli ırk melezi anaçların ve boğaların korunması, işletmelerin ve de bölgede hayvancılığın geleceği açısında kritik önemdedir. Özelikle iri cüsseli anaçların yaşam payı için gereksinim duyduğu yem miktarı ile meradaki ayak sorunları iyi düşünülmelidir. Islah çalışmaları işletmenin bakım-besleme ve çevre koşullarına göre yapılması gerektiği hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Dış Görünüş (Tip) Özelliklerinin İrsiyet Derecesi

Ebeveynlerin tip özelliklerinin yavrularında ortaya çıkması, o tip özelliğinin aktarma derecesine bağlıdır. Aktarılabilirlik değeri yüksek olan bir karaktere ilişkin genetik ilerleme sağlama süresi (jenarasyon aralığı), düşük aktarılabilirlik değeri olan karaktere kıyasla çok daha kısa olacaktır. Dış görünüş özelliklerinin aktarılabilirliği üzerinde ABD Holstein Birliğinin temel kabulleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Holstein ebeveynlerin dış görünüş özelliklerini yavrularına aktarma yeteneği

Dış görünüş özelliklerinde genetik iyileştirme çalışmalarında o özelliğin aktarma derecesi dikkate alınmalıdır. Tip özelliğinde aktarma derecesinin (h²) yüksekliği nispetinde genetik ilerleme hızı da (jenerasyon aralığında) artmaktadır. Bir karakterin aktarılabilirlik değeri 0.10 veya altında ise bu özellik ile ilgili bir genetik ilerleme elde etmek çok zordur.

Örneğin; yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi sağrı yüksekliğinin aktarma derecesi, ayak bacak özelliklerinin yaklaşık 2,5 katıdır. Bunun anlamı şudur; sağrı yüksekliği, ayak-bacak sorunlarına göre çok daha kısa sürede (jenerasyon aralığında) ıslah yoluyla iyileştirmesi mümkün olabilmektedir. Bir başka ifadeyle anne hattında ayak bacak kusurları varsa gelecek kuşaklarda ıslah yoluyla düzeltmenin uzun zaman alacağı baştan bilinmelidir. Bu çerçevede; tip özelliklerine yönelik olarak düzenlenecek ıslah programlarında, iyileştirilmek istenen tip özelliğinin aktarma derecesi dolayısı ile programın süresi ve bu programın genel karlılığa yapacağı katkı göz önüne alınmalıdır. Bu bağlamda bazı işletmeler sorunlu ayak-bacak yapısına sahip damızlıkları verimine bakmaksızın, ıslah güçlüğü nedeniyle elden çıkarabilmektedir.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder