Kanatlı hayvanların viral hastalıkları - Onur Çelikörs

Kanatlı hayvanların viral hastalıkları


Newcastle Hastalığı

Newcastle çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır, yalancı tavuk vebası olarak da bilinir. Hastalık etkeni Myxovirus'ların Paramyxovirus cinsinde yer almaktadır. Yurdumuzun her yerinde ve dünyada da çok yaygın olarak görülür. Bulaşma yolu solunum ve sindirim sistemleridir. Hastalık etkeni ile bulaşmış yem, su, malzemeler ve ekipmanlar ile hayvandan hayvana geçer. Hastalık kirli ve bakımsız kümeslerde kolayca çıkar. Hayvanlarda stres varsa, kümes sıkışık ise hastalığın çıkışı daha çok görülür. Yüzde 90'a varan ölümlere yol açar.

Belirtiler: Sürüde birden bire ölümler başlayıverir. Hayvanlar bitkindir, hızlı ve hırıltılı solurlar, öksürük görülür. Kanat bacak, boyun felçleri meydana gelir. Genç hayvanlar daha şiddetli hastalanırlar; yem yiyemezler, yumurta verimi düşer, kalitesiz, kabuksuz yumurtalar atar. Teşhis için laboratuvara hasta ve ölü hayvan yollanır, orada teşhis konur.

Korunma: Viral hastalıklardan korunmanın en basit önlemi aşılamadır. Aşılama ile bütün bir sürüde hastalığa karşı bağışıklık sağlanır. Bu amaçla kullanılan iki aşı vardır; HB1 ve Lasota. HB1 aşısı 30 günlüğe kadar hayvanlara iki defa yapılır. Lasota aşısı 24 günlükten büyük hayvanlara ikinci veya daha sonraki aşılarda içme suyu, sprey veya adaleden olarak uygulama yapılır. Aşı temiz şartlarda, tarifine göre uygulanmalıdır. Aşılamadan 15 gün sonra kan muayenesi yaptırılarak bağışıklık durumu kontrol edilmelidir.

Marek Hastalığı

Marek, Mardivirus genusu içinde yer alan Herpesvirusların neden olduğu, Dünya’nın hemen her yerinde salgınlara neden olabilen viral bir hastalıktır. Marek hastalığı hayvanların iç organlarında tümör benzeri oluşumlar meydana getirir. Oldukça bulaşıcı ve öldürücüdür. Kümesin tozlu havasına karışan virüs ile yayılır. Ayrıca virüs bulaşmış ekipman, yem, su ve altlık da hastalığı nakleder.

Belirtiler: Hastalık akut ve kronik olmak üzere iki şekilde görülür. Kronik şeklinde, 10-15 haftalık tavuklarda görülür. Hastalık hafiftir, ölüm azdır. Hayvan durgun, iştahsız, ibik ve sakalları solgundur, zayıflar. Bacaklarda ve kanatlarda zamanla felç meydana gelir. Bu yüzden bacağın biri ileriye, biri geriye doğru uzanır. Kanat düşer, yerine dönemez. Parmaklar bükülür. Boyun çarpılır. Göz donuklaşır, körlük olabilir. Akut şeklinde hastalık hızlı gelişir, ölüm fazladır. Hastalığın belirtileri aynıdır. Felçler vardır. Teşhis için laboratuvara ölü ve hasta hayvan götürülür, benzeyen başka hastalıklardan ayırt edilir.

Korunma: Hastalığın ilaçla tedavisi mümkün değildir. Hastalar ayrılmalı ve itlaf edilmelidir. Kümes güzelce dezenfekte edilmelidir. Korunmak için civcivlere bir günlük iken marek aşısı yapılmalıdır. Aşı hastalığı yüzde yüz önleyemez, ancak hastalık çıkarsa ölüm oranı çok az olur, hastalık hafif geçer. Civciv aşısından sonra 3-4 haftalık olunca bir aşı daha yapmakta yarar vardır.

Gumboro Hastalığı

Gumboro hastalığı, infeksiyöz bursal hastalık olarak da bilinir, etkeni bir Birnavirus türüdür. Gumboro, kümese geldiğinde hızla yayılarak hayvanların yüzde 80-90’ına bulaşabilen bir hastalıktır. Yüzde 10-15 kadar olan ölüm oranı genç hayvanlarda, stres de varsa yüzde 30’lara kadar çıkabilir. Genellikle 4-12 haftalık hayvanlarda görülür. Dışarıdan getirilen hasta hayvanlar, hastalığı kümese sokar. Hastalık taşıyan araç-gereç ve yem hastalığı kümese taşır.

Belirtiler: Tavuklarda titreme halsizlik, zayıflama ve ishal olur. Hasta piliçler gelişemezler. Bir kümeste hastalık varsa, buraya konulan neredeyse bütün tavuklarda hastalık çıkar. Bulaşma ağız yolundan olur. Etçi tavuklar hastalıktan çok etkilenirler. Hasta hayvanlar daha fazla yem tüketirler, maliyet yükselir. Önce durgunluk vardır. Tavukların arka tarafındaki tüyler dışkı ve toprakla kirlenmiştir. Beyaz ve sulu bir ishal görülür. Bitkinlik, titreme, tüylerin kabarması ve oturma isteği ortaya çıkar. Laboratuvara materyal götürerek kesin teşhisi yaptırmaktır.

Korunma: Hiçbir ilaç hastalığı tedavi edemez. Korunma amacıyla hastalar ayrılır, bulaşmadan şüpheli olanlar yok edilir. Yemlere vitamin ve mineral takviyesi yaptırılır. Hastalık etkeni dış şartlara çok dayanıklı olduğu için mücadelede en kritik nokta çok etkin ve dikkatli bir devre arası temizlik ve dezenfeksiyonun yapılması gerekir.

Gumboro hastalığı ile mücadele diğer önlemlerin yanında etkin bir aşılama ile olmaktadır. Ancak bu hastalığa karşı tek bir aşılama programı önermek mümkün değildir. Aşılama programları düzenlenirken çevredeki hastalık riski, civcivlerdeki anadan geçme koruyucu maddelerin durumu, hayvanların yetiştirme yönü, aşılanacak hayvanların sağlıklı olmaları, kümesin temizlik durumu dikkate alınmalıdır.

Enfeksiyöz Bronşitis Hastalığı

Enfeksiyöz bronşitis, çok bulaşıcı bir akciğer hastalığıdır. Hastalık etkeni kanatlılarda görülen bir tür Coronavirus'tur. Yumurtayı bozar, verimi düşürür, ölüme yol açar. Bulaşma solunum yolundan olur. Kümesin tozlu havasına karışan etkenler hastalığı bulaştırır. Ayrıca üzerinde virüs taşıyan her canlı ve cansız bulaşmaya neden olur.

Belirtiler: Burun akıntısı, öksürük, aksırma ve tıksırma görülür. Hayvan hırıltılı nefes alır. Gece ve sabahları bu sesler çok belirgindir. Bazen virüs böbrekleri de etkiler. O zaman idrar kana karışır, hayvanın ibiği morarır, tüyleri karmakarışık olur. Hayvan bol su içer, dışkısı sulanır, altlık ıslanır. Hastalığın 6'ıncı gününde ölümler başlar. Bir hafta süren ölümlü dönemde hayvanların %5'i ölebilir. Civcivler hastalığa daha dayanıksızdır. Hastalık yumurta kanallarını da etkiler, yumurtaların içinde ve kabuğunda değişiklikler olur. Yumuşak kabuklu, şekilsiz yumurtalar görülür. Hastalığı atlatan hayvanların yumurtaları da hep bozuk şekilde çıkar. Teşhis laboratuvara götürülen ölü veya hastalıklı hayvanlara bakılarak konulur.

Korunma: Enfeksiyöz bronşitis hastalığının önlenmesi için ülkemizde H52 ve H120 adında iki aşı kullanılmaktadır. H120 ile birinci günden başlayarak burun-göz damlası şeklinde aşılama yapılır. Püskürtme de yapılabilir. Hastalık yaygın görülmüyorsa, üçüncü haftada aşılama yapılır; 8 inci, 9 uncu haftalarda tekrarlanır. Yumurtaya geçmeden önce son bir aşılama yapılır. Ama aşılama yapılmadan, ilkin bir kan muayenesi yaptırılmalıdır. Son aşılama H52 ile yapılacaksa, 15-17. haftalarda içme suyu ile yapılmalıdır. Ayrıca kümes hijyenine dikkat etmeli, hasta hayvanlar ayrılmalı, yemlerdeki protein azaltılıp, vitamin ve mineraller çoğaltılmalı, stres önlenmelidir.

Egg Drop Sendromu

Egg drop sendromunun etkeni, Adenoviridea ailesine ait bir DNA virüsüdür. Etkene maruz kalan tavukların yumurta kanallarını tahrip eden bir hastalıktır. Bu yüzden yumurtaların kalitesi bozulur. Bazen %1-3 kadar ölüme de yol açabilir. Hasta hayvanın dışkısından diğerlerine bulaşır. Kirli yumurtalardan civcivlere geçer. 

Belirtiler: Hastalıklı hayvanda %10-15 oranında verim düşüklüğü meydana gelir. Yumurtalar küçülür, üstleri pürüzlenir, ince kabuklu olabilir veya kabuksuz çıkabilir. Ayrıca yumurta akı sulanmıştır. Hastalık yumurtanın bozulmasından anlaşıldığı için yumurtlamayan tavuğun hasta olduğu anlaşılamaz. Bazı hayvanlarda hafif solunum güçlüğü görülebilir, ishal de olabilir. Ancak bu belitiler 8-10 günde geçer. Seyrek olarak ölüm olayları görülür. Teşhis için laboratuvara yeteri kadar hayvan götürmelidir. Yemlere protein, vitamin, mineral takviyesi yapmalıdır.

Korunma: Yumurta dönemine girmeden önce EDS aşısı yapılır. Aşıdan 15-20 gün sonra kan muayenesi yapılır, hastalığa karşı bağışıklığın olup olmadığı öğrenilmiş olur. Ayrıca hastalara antibiyotikler, sülfonamidler verilirse, başka hastalıkların da gelmesi önlenmiş olur.

Çiçek Hastalığı

Kanatlılarda çiçek hastalığı etkeni, Poxviridae familyasından Avipoxvirus'tür. Hastalık etkeni virüsler sıyrık veya yaradan deriye girer, bir kabarcık yapar, içi su toplar, iltihaplanır. Zamanla kurur, kabuklaşır. Kabuklar deriden ayrılıp düşer. Ama bu parçaların içi virüslerle doludur. Onlar tekrar başka hayvanlara geçip, onlarda da çiçek hastalığına neden olur. Hastalık etkeni sıcağa, soğuğa, güneşe ve dezenfektan ilaçlara çok dayanıklıdır. Virüs ağız boşluğunda, dilde, yutakta da bozukluklar yapar, ölümlere yol açar. Kümesler kalabalık, rutubetli, kirli ve soğuk ise ölenlerin sayısı fazla olur.

Belirtiler: Çiçek iki şekilde ortaya çıkar; deri çiçeği şeklinde ve difteri şeklinde. Deri çiçeği şeklinde ortaya çıkığında sakal, ibik, yüz, ağız ve göz kenarları ile tüysüz deride küçük kabarcıklar yapar. Gaga kenarlarında da görülür. Hayvan ağzını açamaz, beslenemez, verimi düşer. Ölüm olayı daha azdır. Difteri şeklinde ortaya çıktığında ağız boşluğu, dil, yutak, yemek ve soluk borusunda üstü gri-sarı renkli zarlar oluşur. Bunlar bütün bölgeyi kaplayabilir. Tutulup kaldırılırsa altı kanar. Kötü kümeslerde %50’ye varan ölümler görülür. Teşhis laboratuvar incelemeleri ile kesinleşir. Bunun için laboratuvara yeterli sayıda hayvan götürmelidir.

Tedavi ve Korunma: Çiçek hastalığının özel bir ilacı yoktur. Hastalar hemen ayrılır, kabarcıkların ve zarların üzerine gliserin iyot sürülür. Ağız boşluğundaki zarlar pens ile dikkatlice kaldırılır, yine gliserin iyot sürülür. Korunma amacıyla sağlam kümeslerde 1,5–2 aylık iken tavuk çiçeği aşıları uygulanır. Çiçek aşıları hayvanların bacak derisine fırça ile sürülerek yapılabileceği gibi kanat zarına iğne batırılarak da yapılabilir. Aşılamadan sonra üç hafta içinde bağışıklık başlar ve 1 yıl sürer.

Kümes Hayvanlarında Aşı Uygulamaları

Aşı  bir ilaç değil, hayvanları çeşitli hastalıklardan korumak üzere hazırlanmış biyolojik bir maddedir. Kümes hayvanlarında ortaya çıkan bir çok hastalığın ilaçla tedavisi yoktur. Bu hastalıklara karşı hayvanlar ancak aşılama yolu ile korunabilir. Aşı uygulamalarından istenilen faydayı temin edebilmek ve aşıların bir takım olumsuz etkilerine hayvanların maruz kalmaması için bazı hususlara dikkat etmek gereklidir.

• Aşının kullanma talimatlarına uyulmalı, aşıyı uygulayacak olanlar uygulamadan önce kullanma talimatlarını dikkatle okumalıdırlar.
• Günü geçmiş, kaçak, etiketsiz, soğukta muhafaza edilmemiş aşılar kullanılmamalıdır.
• Aşılar güneş ışınlarından, ani ısı değişikliklerinden korunmalı, buzdolabında +4°C’de muhafaza edilmelidirler.
• Aşıları uygulayacak olan şahıslar temiz tulum, başlık, eldiven giymeli ve sprey aşılamalarında ağız burun maskesi kullanmalıdırlar.
• Sprey aşılamalarında kullanılacak aletlerin amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığı dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir.
• İçme suyu yolu ile uygulanacak aşılarda kullanılacak su klorsuz olmalı ayrıca dezenfektan, deterjan, sabun içermemelidir.
• Aşılar sadece sağlıklı hayvanlara uygulanır. Kümeslerde bir hastalık durumu söz konusu ise veya kümes şartlarında bir problem varsa asla aşı uygulaması yapılmamalıdır.
• Aşılama sırasında hayvanları hırpalayacak hareketlerden kaçınılmalı, acele edilmemelidir.
• Aşıların  hayvanların hepsi tarafından ve yeterli miktarda alınması sağlanmalıdır.
• Yarım kalmış, sulandırıldıktan sonra 3-4 saat geçmiş aşılar kullanılmamalı, canlı aşılar sulandırıldıktan sonra en fazla 2 saat içerisinde kullanılmalıdır.
• Boş aşı şişeleri etrafa atılmamalı bir yerde toplanmalıdır.
• Aşılar, burun-göz, gaga daldırma, sprey, içme suyu, kanat zarına batırma, enjeksiyon tarzında uygulanabilirler. Gerek uygulama yolları gerekse aşılama programları için veteriner hekimlere danışılmalıdır.
• Aşılama türüne göre değişmek kaydıyla, aşılamadan yaklaşık 15-20 gün sonra yeterince hayvandan kan alınarak bağışıklık durumunun kontrolü için laboratuvara gönderilmelidir. Eğer yeterli bir bağışıklık durumu tespit edilmemiş ise uygun bir süre sonra aşı uygulanması tekrarlanmalıdır.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder