Süt sığırlarında ketozis - Onur Çelikörs

Süt sığırlarında ketozis


Ketozis, büyükbaş ruminantlarda enerji gereksiniminin tam olarak karşılanamaması nedeniyle ortaya çıkan bir besleme hastalığıdır. Ketozis, genellikle yüksek verimli ineklerde, daha çok yaşlı olanlarda, buzağılamadan sonra 6-8 hafta içerisinde çoğunlukla 2-4. haftalarda ortaya çıkmaktadır. İneklerin enerji gereksinimi karşılanmadığı zaman süt sentezi için gerekli olan enerji, vücuttaki yağ dokunun parçalanması ile karşılanmaya çalışılır. Vücut yağlarının parçalanması sonucu oluşan asetik asit; asetoasetik asit, β-hidroksi bütirik asit ve asetona kadar parçalanır. Böylece keton maddeleri kanda birikmeye başlar.

Ketozisin Etiyolojisi

Ketozisin etiyolojisinde birçok faktör rol oynamakla birlikte, oluşumunun temel nedeni yüksek süt verimli ineklerde karbonhidrat gereksinimi olup, karbonhidrat oranı düşük yemlerin de ketojenik etki yaptığı bildirilmektedir. Özellikle erken laktayondaki bütün süt ineklerinde ketozis riski vardır.

Ketozisin etiyolojisi

Klinik olarak, laktasyonun başında enerji gereksinmesinin karşılanamaması sonucu ortaya çıkan ketozis, primer kestozis olarak adlandırılır. Ancak yem tüketiminin düşmesine neden olan diğer metabolik problemler ve etmenlerle ortaya çıkan ketozis, sekonder ketozis olarak adlandırılır. Ayrıca subklinik formda da seyredebilmektedir.

Primer ketozis, genellikle doğumdan 3-6 hafta sonra, aşırı glukoz ihtiyacına bağlı olarak glukoneogenezis kapasitesinin arttığı durumda meydana gelmektedir. Bu durumda insülin/glukagon oranının düşük olması sonucu, kan glukoz ve insülin konsantrasyonu düşmekte ve karaciğer mitokondri membranında bulunan CPT-I aktivitesi artmaktadır. Düşük insülin konsantrasyonu, lipidlerin vücut depolarından mobilizasyonunu ve yağ asitlerinin karaciğer hücre mitokondrileri tarafından absorbsiyonunu stimule etmektedir. Glikojenik substratların sağlanmasının az oluşu, ketogenezisi stimüle ederek kan, süt ve idrarda keton cisimcikleri konsantrasyonunu arttırmaktadır. Bu hastalık genellikle besili ve kuru dönemi uzun süren ineklerde görülmektedir.

Sekonder ketozis, başka hastalıkların sebep olduğu ketozis olarak tanımlanmaktadır. Herhangi bir hastalığın besin alımını baskılaması sonucu vücut depolarının mobilizasyonun artması ile plazma glukoz konsantrasyonu düşmekte, NEFA (esterleşmemiş yağ asitleri) ve keton cisimcikleri konsantrasyonu artmaktadır. İneklerde, süt humması, çayır tetanisi, abomazum deplasmanı, plasenta retensiyonu, uterus enfeksiyonu, ayak/bacak hastalıkları ve mastitis gibi hastalıklar ketozis riskini arttırmaktadır.

Ketozisin Klinik Belirtileri

Süt ineklerinde ketozisin sindirim sistemi formunun görülme oranı daha fazladır. Hastalık doğumdan birkaç hafta sonra başlar ve yavaş gelişen bir hazımsızlıkla seyreder. Hayvan başlangıçta sadece kuru ot ve saman gibi kaba yemleri yer veya yemini seçerek alır, genellikle tane yemleri veya konsantre yemleri yemeği reddeder, ara sıra yenilmeyecek şeyleri yeme (duvarların yalanması, altlıkların yenilmesi) gözlemlenebilir. Bir süre sonra hayvan hiç yem yemez ve su içmez. İşkembe hareketleri ve geviş getirme tamamen durmuş, dışkılama seyrekleşmiş, dışkı kurudur. Bazen inatçı bir ishal de gözlenebilir. Süt verimi azalır (1/4 oranında), kıvamı koyulaşır ve kaynatıldığında pıhtılaşır. Hayvan hızlı bir şekilde zayıflar. Yürürken sallanır, çoğunlukla yarı uyku halindedir. Sürü dışında kalır. Bu dönemde solunum havasında, deride ve sütte tipik bir aseton kokusu algılanır.

Sinirsel bozukluklar ruminantlarda doğumda ve sonrasında gözlenmeye başlar. Hayvan birdenbire tutarsız hareketler gösterir. Zaman zaman böğürür, duvarlara ve yemliklere çıkar, saldırgandır, gözleri döner, ayaklarını yere vurur, dairesel hareketler yapar, yerinde duramaz, ön ayaklarını çapraz olarak tutar, başını bir yere dayar, bazen geçici bir süre körlük dikkati çeker. Vücudunu duvarlara sürter veya durmadan yalar, yenilmeyecek şeyler yeme belirtileri, boşa çiğneme hareketleri, diş gıcırdatma ve tükürük miktarında artış görülür. Hayvan hafif titremeler ve kasılmalar gösterir, hareketleri anlamsızdır. Ender olarak kusma görülür. Sinirsel hareketler 1-2 saatlik nöbetler şeklindedir, bu süre sonunda hayvan normale döner, 10-12 saat aralıklarla nöbetlerin tekrarlandığı gözlenir.

Subklinik ketozis, ketozisin klinik belirtileri görülmeksizin gelişen bir formudur. Yüksek süt verimli ineklerde laktasyonun ilk dört haftasında çok yaygın bir şekilde görülmektedir. Süt üretimi ve üreme performansını azaltmasının yanı sıra, postpartum dönemde görülen diğer metabolik ve immunolojik hastalık risklerini de arttırdığı ve bu nedenle ciddi ekonomik kayıplara neden olduğu bildirilmektedir. Subklinik ketozis, tedavi edilmesi gerekli herhangi bir semptom göstermeden verim kaybına yol açtığından oldukça önemlidir. Ancak laboratuvar testleri yardımıyla teşhis edilebildiğinden, süt verimindeki düşüşün nedeni üreticiler tarafından kolayca anlaşılamamaktadır. Subklinik ketozisin risk faktörleri arasında, sürünün büyüklüğü, doğum sayısı, vücut kondisyon skoru ve mevsimin yer aldığı kaydedilmektedir.

Korunma ve Tedavi

Korunma için süt sığırlarının doğum öncesi fazla yağlanmamasına veya fazla zayıflamamasına özen gösterilmeli, bunun için hayvanların dengeli beslenmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca doğuma iki ay kala sağıma son verilmeli ve bir ay kala iyi dengelenmiş rasyonlarla hayvanlar beslenmelidir. Doğum öncesi vücutta depo yağ oluşumu engellenmelidir. İnek doğurduktan sonra enerji içeriği yavaş yavaş arttırılmalıdır. Doğumdan sonra verimin artması için iyi kalitede kuru ot veya diğer yemler verilmelidir. Haşlanmış patates, 500 g şeker veya pekmez, 500-1500 g melas verilmesi yararlıdır. Yedirilen rasyonun ham protein düzeyi %16-18'i geçmemeli ve sindirilebilir karbonhidrat miktarı yeterli olmalıdır. Eğer tane yemler veriliyorsa ezilip verilmelidir. Kuru ot ve diğer yemler bozuk, küflü ve ıslak olmamalıdır. Rasyonda yeterli miktarda kobalt, fosfor, mangan gibi iz elementler ve A vitamini olmalıdır, ayrıca doğumdan sonra 1-1,5 ay süreyle günde 100 g miktarında sodyum propiyonat yemle birlikte verilmelidir.

Ketozis ortaya çıktıktan sonra günde 2 kez 150 ml propilen glikol veya sodyum propiyonat verilerek ve bu uygulamaya en az 4 gün devam edilerek sağaltılabilir. Bir diğer tedavi seçeneği olarak; %30’luk dekstroz 500-1000 cc i.v. veya periton içi 2-3 gün, B vitamini kompleksi, ağız yoluyla pekmez tavsiyesi ve doğum sonu oluşanlarda i.v. yeterli miktarda deksamethazon veya glukokortikoid verilebilir. Tüm tedavilerde sonuç 3-4 gün sonra alınır.

Kaynaklar:
Akgül G. 2014. Subklinik ve Klinik Ketozisli İneklerde Adiponektin Düzeyinin Ölçülmesi, NEFA, BHA, ve Adiponektin Düzeylerinin Aralarında İlişkilerin Belirlenmesi. Bursa.
Anonim. 2016. M.E.B. Hayvan Yetiştiriciliği ve Sağlığı, Metabolizma Hastalıkları. Ankara.
Anonim. 2021. Ketozis. www.denizlidsyb.org.tr/index.php?icerik=446. Web sitesi.
Ergün A, Tuncer ŞD, Çolpan İ, Yalçın S, Yıldız G, Küçükersan MK, Küçükersan S, Şehu A, Saçaklı P. 2017. Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları. Ankara.
Itle AJ, Huzzey JM, Weary DM, Von Keyserlingk MAG. 2015. Clinical ketosis and standing behavior in transition cows. Canada.  
Öğün M. 2008. Kars Yöresindeki İneklerde Subklinik Ketozis Prevalansının Biyokimyasal Yöntemlerle Araştırılması. Kars.
Uygur MA. 2007. Sığırcılıkta Sıkça Görülen Beslenme Hastalıkları. İzmir.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönderme