Epidermal büyüme faktörünün hayvansal üretimde rolü - Onur Çelikörs
Kedi Köpek Süt Sığırı At

Epidermal büyüme faktörünün hayvansal üretimde rolü


Epidermal büyüme faktörü (EGF), 1962 yılında Dr. Stanley Cohen tarafından erkek farelerin submandibular bezi ve insan idrarından izole edilmiştir. İnsanda EGF’nin asıl kaynağı submandibular bez olmayıp parotis bezidir. Cohen, NGF izole etmek için yaptığı çalışmalar sırasında elde ettiği maddenin NGF’den farklı özellikte olduğunu gözlemlemiş ve bu madde yeni doğan farelere verildiğinde göz kapaklarının erken açıldığını, dişlerinin erken çıktığını saptamıştır. Daha sonraki çalışmalarında bu etken maddeyi izole ederek, bunun epidermis gelişimini hızlandırdığını gözlemlemiştir. Daha sonra da bu maddeyi epidermal büyüme faktörü olarak adlandırmıştır.

EGF’nin Yapısı

EGF, urogastron ile identik olup 53 aminoasitlik bir polipeptittir, fenilalanin ve lizin dışında tüm aminoasitleri bünyesinde bulundurur. 6 kDa molekül ağırlığına sahiptir. Aşağıdaki şekilde görüleceği gibi molekülünün bir ucu NH2 grubu, diğer ucu COOH grubu ile sonlanmaktadır. Polipeptit, 6 sistein köküne sahiptir ve 3 tane disülfit bağı içerir. Bu disülfit bağları molekülün biyolojik aktivitesi için çok önemlidir. EGF’nin prekürsör molekülü 1217 aminoasit içerir ve prepro EGF olarak adlandırılır.

EGF’nin aminoasit sekansı

EGF’nin Salınımı ve Temel Etkileri

EGF, birçok dokuda bulunur ve trombosit degranülasyonu sırasında salınır. Epidermal ve mezotelyal hücrelerde mitojenik özelliğe sahiptir. Etkin olduğu hücrelerde iyon alınımını, glikolizi, DNA ve RNA sentezini arttırıcı özelliği vardır. İdrarda mide ve pankreas salgısında, seminal ve prostat sıvısında, sütte ve kanda bulunmaktadır. Karaciğerin serum EGF’si için önemli bir merkez olduğu düşünülmektedir. EGF ile uyarılan hücrede, sonuçta DNA sentezi ve hücre bölünmesi ile devam eden bir dizi olay meydana gelir. EGF, anjiogenezi ve kollajenaz aktivitesini uyarıcı özelliğe sahiptir. EGF, bazı karsinomların yanı sıra saç ve folikül hücrelerinde büyümeyi negatif etkileyebilir. Yapılan çalışmalar mide asidi sekresyonunu azaltıcı etkisi olduğunu da göstermiştir.

EGF Reseptörü (EGFR)

EGF’ler hücrelerin yüzeylerinde bulunan özel reseptörlere (EGFR) bağlanarak işlev görürler. EGF reseptörü kan hücreleri dışında çok geniş hücre ve doku grubunda saptanmıştır. En çok sayıda reseptör epitelyum hücrelerinde bulunur; ancak endotel hücreler, fibroblast ve düz kas hücrelerinde de reseptörler vardır. EGF,  yüzeylerinde düşük kapasiteli reseptörleri bulunan hücrelere özel yüksek afinite ile bağlanır. EGF reseptörüne bağlanma için gerekli olan cevap tirozin kinaz aktivitesi ile sağlanır. EGF, kinaz aktivasyonunun ardından reseptörü ile ortak sinyal transdüksiyon reaksiyonu gerçekleştirir. Bu olay sırasında EGF reseptörü kendisinin yanı sıra diğer proteinler ve fosfatlardan da faydalanır. Deneysel çalışmalar proto-onkojenlerin de bir EGF reseptörü homologu olduğunu göstermiştir.

170 kDa molekül ağırlığında ve glikoprotein yapısındaki EGF reseptörleri, üç ana birimden meydana gelir. Birinci kısım EGF’yi bağlayan hücre yüzeyindeki kısımdır ve sistein grubu karbonhidratlarca zengindir. Karbonhidrat içeriği EGF’nin reseptöre bağlanmasında önem taşır. İkinci kısım hücre zarı boyunca uzanan orta parçasıdır. Üçüncü kısım ise, karboksil uç olarak isimlendirilen sitoplazmik kısımdır ve burası reseptörün katalitik bölgesi sayılabilir.

Aşağıdaki şekilde de tasvir edildiği gibi sitometrik veriler 1 mol EGFR’nin 2 mol EGF ile bağlandığını göstermektedir. Epidermal büyüme faktörü familyası üyeleri olan EGF, TGF-α, amphiregulin ve neuregulin yapısal olarak birbirlerine benzer olup, EGFR’ye bağlanarak EGF benzeri aktivite gösterebilirler. Ancak EGF’nin kendisi bu familyanın en güçlü üyelerinden birisidir ve bu familyanın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri bakımından en iyi karakterize edilmiş üyesidir.

EGF ve EGF reseptörünün etki mekanizması

EGFR’nin hem yapısal hem de işlevsel bakımdan transforme edici proteinler ile ilişkisi vardır. Tirozin, çoğu proteini aminoasitten fosforile edebilme yeteneğine sahiptir. Böylece bu protein fosforilasyonu DNA sentezine neden olan bir uyarıcı haline gelir. Hücrenin dışında EGFR ile birleşen EGF, reseptörün tirozine özgü protein kinaz bölgesini aktive ettikten sonra hücrede bir dizi agregasyon ve fosforilasyon olayı meydana gelir. EGF ve reseptör, hücre zarının stoplazmik kalatrinle kaplı oyuğu içinde kümeler oluşturur. Daha sonra bu kısım endositozla hücre içine alınır. Reseptozom denilen bu yapının içindeki bağlanma bölgelerinin çoğunluğu golgi kompleksi yoluyla lizozomlara taşınır ve parçalanır. Forbol esterleri EGFR’nin intemalize olmasını ve reseptozom oluşmasını sağlar. Bazen reseptozomlar ekzositoz ile hücre dışına verilir. Bu olayların sonucunda EGF reseptörü stoplazmaya geçer. Ancak seçici bir yol olarak EGF ve reseptör doğrudan çekirdeğe gider, orada kopyalanmayı başlatır.

EGFR, malign hücrelerden (kolon, baş-boyun, küçük hücreli olmayan akciğer, böbrek, meme, over, pankreas, mesane kanserleri ve gliyoma) daha fazla eksprese olabilir. Örneğin, normal hücrelerde EGFR ekspresyonu hücre başına 40-100 bin reseptördür. Malign epitelyal hücrelerde bu sayı artar, meme kanserinde hücre başına 2 milyon EGFR’den bahsedilmektedir.

EGF’nin Üreme Süreçlerindeki Fonksiyonları

Üreme sistemlerinde gerçekleşen büyüme ve gelişim üretilen çeşitli büyüme faktörlerinin etkisi altında şekillenir. EGF, erkek ve dişi canlılar üzerinde hem doğum öncesi hem de doğum sonrası dönemlerde önemli biyolojik etkilere sahiptir. Dişilerde uterusta büyümeyi teşvik edici ve trofoblastlarda çoğalma, farklılaşma gibi fonksiyonları varken, erkeklerde boşaltım kanallarının gelişimi, cinsel olarak olgunlaşma, testis gelişimi ve spermatogenezde görev almaktadır. Testislerde yer alan EGF’nin başlıca kaynağı leyding hücreleridir.

Yapılan immunohistokimyasal çalışmalar EGF ve reseptörünün sığırlarda ovaryum, oviduck ve uterusta bulunduğunu göstermiş ve en çok EGF miktarına ise ovaryumdaki antral folikülün teka eksterna hücrelerinde rastlanmıştır. Ayrıca granulosa hücrelerindeki EGF reseptörü miktarının estrus ve proestrusun son dönemlerinde, diestrus dönemine oranla daha yüksek olduğu görülmüştür.

EGF’nin üreme hormonlarıyla etkileşimleri

EGF çeşitli üreme hormonları üzerinde de birtakım etkilere sahiptir. EGF, dişilerde oosit olgunlaşması, ovulasyon ve luteinleşmeyi sağlayan hormon olan LH’ın sinyalinin yayılabilmesi için parakrin aracılık görevini üstlenebilmekte ve LH’ın etkilerini taklit ederek benzer etkilere neden olabilmektedir. EGF'nin ayrıca genel olarak FSH ile düzenlenen preantral foliküllerdeki granuloza hücrelerinin steroidogenezi ve farklılaşması üzerinde negatif etkiye sahip olduğu kabul edilmektedir.

Oosit olgunlaşmasında EGF’nin rolü

Sığır oositlerinin olgunlaşması üzerine yapılan araştırmalar, EGF’nin oosit olgunlaşması sırasında sentezlenen proteinlerin oluşumunu sitümüle ettiğini göstermiştir. EGF’nin  sığır oositlerinin olgunlaşması, fertilizasyonu, polar cisimcik oluşumu ve gelişim yeteneği üzerine arttırıcı etkileri olduğu bulunmuştur. Ayrıca EGF’nin oositlerde mayozun yeniden başlamasını tetikleyen faktörlerden birisi olduğu düşünülmektedir.

Embriyo ile hücresel iletişimde EGF’nin rolü

EGF, plasenta yoluyla embriyo ve uterus arasındaki hücresel iletişimde önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü granulosa ve kümülüs hücrelerince salınan EGF oosit gelişimi için gerekli olan sinyali sağlamaktadır. Bununla birlikte EGF oositte foliküler gelişimi sağlarken, embriyoda da blastosist başına düşen hücre sayısını arttırarak mitojenik ve farklılaştırıcı etkisini göstermektedir. Bu nedenle EGF’nin gebeliğin sürdürülmesinde de oldukça kritik bir büyüme faktörü olduğu kabul edilmektedir.

Akrozom reaksiyonunda EGF’nin rolü

EGF’nin üreme üzerindeki diğer bir etkisi ise akrozom reaksiyonu üzerinedir. Akrozom spermatozoanın plazma membranında bulunan bir yapıdır. Spermin baş kısmının yaklaşık 2/3’lük kısmını oluşturur, akrozin ve hyalurinidaz enzimlerini içerir. Spermin kapasitasyon yeteneğini kazandıktan sonra yumurtanın zona pellucida katına bağlanabilmesi için akrozom reaksiyonu olarak adlandırılan bu ekzositotik işlemin gerçekleşmesi gereklidir. Spermatozoonun füzyon yoluyla yumurtaya geçişi için zorunlu olan bu olay döllenmenin gerçekleşebilmesi için gereklidir. 

Sperm kapasitasyonu sırasında spermde EGFR’nin kısmi aktivasyonu gerçekleşmektedir. Ancak akrozom reaksiyonunun gerçekleşebilmesi için EGFR’nin tam aktivasyonu gereklidir, bunu da EGFR’ye bağlanan EGF sağlamaktadır.
 
EGF’nin akrozom reaksiyonuna etki mekanizması

Yukarıdaki şekilde EGF ve EGFR’nin akrozom reaksiyonu üzerindeki etki yolu tasvir edilmiştir. Şekilde görülen ouabain böbrek üstü bezinden salgılanan ve atardamarlarda büzüşmeye yol açarak, kan basıncını yükselten bir hormondur.

Cinsiyetin farklılaşmasında EGF’nin rolü

EGF, cinsiyetin farklılaşması üzerinde de önemli etkilere neden olur. Erkek farelerde yapılan araştırmalarda biyoeril farklılaşma döneminde anti-EGF serumu kullanılarak EGF yoksunluğu yaratıldığında wolf kanal sisteminin yapısında bozulma olduğu tespit edilmiş, dışarıdan EGF verilerek anti-EGF’nin etkisi giderildiğinde ise bu bozulmanın normale döndüğü görülmüştür.

EGF’nin Meme Bezi Gelişimi ve Laktasyondaki Fonksiyonları

EGF, meme bezi gelişiminde görev alan ve sütün bileşiminde bulunan büyüme faktörlerindendir. Östrojen ve progesteron hormonlarının üretimini teşvik edici şekilde uyararak meme büyümesine katkıda bulunurlar. EGF’ler ve prolaktin sinerjik etki göstererek alveol loblarının gelişimine etki ederler ve sentezlenen sütteki proteinlerin yapısını düzenlerler. Ayrıca EGF meme dokusundaki epitel hücreler üzerinde de proliferasyonu uyarıcı etkide bulunur.

EGF’nin laktasyonda hormon salgılayan çeşitli hücre grupları ile ilişkileri

Memelilerde ön hipofiz hücreleri tarafından sentezlenip salgılanan EGF’nin, GH ve prolaktin hormonlarının salgılanmasını uyarıcı etkisi de bulunur. Ancak etki mekanizması henüz tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Hemolitik plak yöntemi (HPA) kullanılarak laktasyondaki sıçanlar üzerinde yapılan bir araştırmada EGF salgılanan hücre grupları ile altı önemli adenohipofizyal hormonu (GH, LH, FSH, TSH, ACTH ve prolaktin) salgılayan hücre grupları bir araya getirilerek incelenmiş ve hipofiz içindeki hücrelerin yaklaşık %20'sinden EGF salgılandığı bildirilmiştir. Hormon salgılayan hücre grupları incelendiğinde prolaktinin %27, GH'ın %20, LH'ın %18, FSH'ın %14, TSH'ın %14 ve ACTH'ın %5 oranında EGF ile aynı hücre gruplarından salgılandığı tespit edilmiştir.

Kolostrum ve süt içeriğindeki EGF’nin kaynağı ve etkileri

Yapılan çalışmalarda sütte bulunan EGF'nin kaynağı araştırılmış prepro-EGF mRNA'sı meme bezinde tespit edilmiş ancak gebelikteki EGF transkriptinin önemsiz düzeyde olduğu bulunmuştur. Meme bezindeki bütün alveol hücrelerinde EGF prekürsörlerine rastlanmış ve hücre zarında transloke olduğu görülmüştür.

Erken laktasyondaki farelerde radyoimünoanaliz yöntemiyle yapılan bir araştırmada EGF düzeyleri incelenmiş, doğumdan 6 gün sonra EGF düzeyinin en yüksek seviyeye ulaştığı ve 12 gün sonra düştüğü tespit edilmiştir.

Biyokimyasal analiz sonuçları insan ve sığır sütündeki büyüme faktörlerinin aynı olmadığını göstermiştir. Sığır kolostrumunda, sığır kolostrum büyüme faktörü (BCGF) bulunur. BCGF, insan sütünde bulunan, insan sütü büyüme faktörü (HMGF) ile yapısal benzerlik gösterir. HMGF ise EGF ile büyük oranda yapısal benzerliğe sahiptir. EGF, insan kolostrumu (200 μg/L) ve sütünde (30–50 μg/L) önemli miktarlarda bulunan bir büyüme faktörü olmasına rağmen sığırların süt ve kolostrum salgılarında çok yüksek düzeyde bulunmaz.

Sütte ve kolostrumda yer alan EGF, doğumdan sonra bu sütleri içen hayvanların barsaklarının olgunlaşmasına yardımcı olur ve mukozal bir bariyer oluşturarak mikroorganizmaların invazyonunu engeller. Oral yolla alınan EGF, doğrudan gastrointestinal sistem üzerinde etkili olduğu gibi, buradan absorbe olarak diğer dokular üzerinde de etkisini gösterir.

EGF uygulamasının süt verimi ve içeriğine etkileri

Günde iki kez sağılan laktasyondaki koyunlar üzerinde yapılan bir araştırmada EGF'nin süt üretimi ve kompozisyonu üzerindeki etkileri araştırılmış, dışarıdan EGF uygulamasının süt ve idrarda görülen EGF miktarını yükselttiği ancak süt verimi, laktoz ve protein konsantrasyonlarını düşürdüğü görülmüştür. Ayrıca EGF uygulamasının kesilmesinden sonra süt yağı konsantrasyonunda da düşüş meydana gelmiştir. Araştırmada görülen diğer bir bulgu da EGF’nin su alım miktarı, idrar hacmi ve su tutma kapasitesinde artış meydana getirmesidir. Ancak EGF uygulamasının süt verimi üzerindeki etkileri henüz netliğe kavuşmamıştır.

EGF’nin Kıl Folikülü ve Lif Oluşumundaki Fonksiyonları

EGF, folikül ve lif oluşumu üzerinde etki gösteren ana büyüme faktörlerindendir. Farelerde yapılan çalışmalar EGF'nin folikül oluşumu için proliferasyon gösteren hücrelerin sayısını azalttığını, folikül gelişim hızını düşürdüğünü ve böylece lif büyümesini gerilettiğini göstermiştir. Ayrıca EGF uygulamasından sonra farelerde üretilen liflerin daha kısa, ince ve dalgalı yapıda olduğu tespit edilmiştir.

Yeni doğan farelerde EGF'nin kıl foliküllü gelişimine etkisini incelemek için yapılan bir araştırmada doğumdan sonraki bir hafta boyunca her gün yapılan enjeksiyonun kıl folikülü popülasyonu morfogenezinde önemli değişikliklere neden olduğu saptanmıştır. EGF enjekte edilen hayvanların derilerinde hiperkeratinizasyon görülmüş ve kıl folikülü gelişiminde gecikme gerçekleşmiştir. Aşağıdaki şekilde folikül morfogenezisi ve kıl döngüsünde EGF’nin rolü tasvir edilmiştir.

Folikül morfogenezisinde EGF’nin rolü

EGF’nin kıl döngüsü üzerindeki etkilerinin incelendiği bir çalışmada folikül gelişiminde anajen fazda görülen kıl soğanı hücrelerinin sayısındaki artışın EGF tarafından inhibe edildiği görülmüştür. Dermal papilla boyutu ve dermal papilla hücrelerinin sayısında ise önemli ölçüde değişim görülmemiştir.

Foliküller gelişimde EGF reseptörlerinin etkileri

EGF reseptörleri olgun foliküller ve deri boyunca lif gelişimini sağlayan epidermal hücrelerde ağırlıklı olarak yer alırlar. Genellikle in vivo dermal fibroblastlarda EGFR seyrek olarak bulunurken, folikülün dermal papillasında bulunmazlar. 

EGFR'nin rolünü saptamak için transgenik farelerde yapılan bir çalışmada epidermisin bazal tabakası ve folikülün dış kök kılıfından dominant negatif EGFR ekspresyonu sağlanmıştır. Çoğu farede kıl dökülmesi (alopesia) gerçekleştiği görülmüştür. Histolojik inceleme sonucunda transgenik farelerin kıl folikülü gelişimde katajen safhaya geçişte başarısız olduğu tespit edilmiştir.

Nekrozis ve foliküllerin ortadan yok olması güçlü infiltrasyon eşliğinde derinin inflamatuar elemanları yoluyla gerçekleşmiştir. Ayrıca farelerde hiperproliferasyon ile ilişkili keratin K6 ekspresyonu ve bromodeoksiüridin (BrdU) ile birleşmede artış olduğu belirlenmiştir.

Koyun ve keçilerin yapağı ve lifleri üzerinde EGF’nin etkileri

EGF’nin koyun ve keçilerin folikül ve lifleri üzerindeki fonksiyonları, fareler üzerinde yapılan çalışmaların sonuçlarına benzer şekildedir. Yapağı ve lifler üzerinde zayıflamaya ve kırılmaya neden olmaktadır.

Bir haftalık EGF uygulamasının ardından gömleği el ile koparmak dahi mümkün hale gelmektedir. Bu nedenle EGF uygulaması kırkıma alternatif bir yöntem olarak araştırılmaktadır. Koyunlarda EGF’nin etkileri epidermal hücrelerin çevresinden çok foliküller üzerindedir. EGF uygulaması kıl soğanının keratogenus bölgesinde yer alan iç kök kılıfı hücrelerine zarar vererek yapağı liflerinin zayıflamasına sebep olmaktadır. Daha sonra folikülde katejenik bir gerileme ile birlikte kıl soğanı hücrelerinin 2-3 gün süresince mitojenik aktivitelerinde azalma meydana gelmektedir.

Koyunlarda yapılan bir çalışmada EGF'nin yün folikülleri ve epidermisteki germinatif hücrelerdeki proliferatif aktiviteleri araştırılmıştır. Metabolik vücut ağırlığı (MBW) için 0.17–0.72 mg EGF/kg infüzyonundan 24 saat sonra kıl soğanı hücre populasyonunun mitotik indeks (ML) değerinde düşüş gerçekleşmeye başlamış ve 48 saat sonra en düşük değer kaydedilmiştir. 3-8 gün sonra ise ML değeri tekrar eski seviyesine çıkmıştır. Bunun sebebi geçen 3-8 günlük sürede folüküllerde tekrardan hücre yenilenmesinin başlamasıdır. Buna karşın epidermis ve yağ bezindeki hücreler üzerinde EGF’nin etkileri tam tersidir, EGF verilmesinden 2 gün sonra bağ dokulardaki hücre proliferasyonunda artış gerçekleşmektedir. Epidermis ve foliküllerdeki bu zıt fonksiyon mekanizmasının nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir.

Yapağı dökümünde EGF kullanımı ve yan etkileri

EGF’nin 3-5 mg’lık enjeksiyonları yapağı foliküllerinin aktif büyüme fazından geçici olarak gerileme fazına geçmelerine neden olmakta ve buna bağlı olarak yapağı gömleğinde tam bir döküm gerçekleşmektedir. 1-3 mg’lık uygulamalar ise 3-4 hafta sonra yapağı lifinde zayıflamış bölgelerin oluşmasına neden olurken tam bir döküme sebep olmamaktadır. Ayrıca EGF uygulamasını takiben yeniden yapağı büyümesinde, yüksek sülfürlü proteinlerin miktarının %19’dan %30’a yükselmesi ve yüksek tirozin aminoasitli proteinlerin miktarının %12’den %5’e düşmesi gibi değişimler de gerçekleşmektedir. Yapağı kompozisyonunda görülen bu değişimler en fazla 4 haftaya kadar ortaya çıkmakta ve yaklaşık 10 hafta sonra normal seviyesine dönmektedir. Görülen bu etkiler uygulanan dozun miktarına göre değişmektedir.

Yapağı dökümü için kullanılan EGF’nin, koyunlarda kızgınlığın başlamasında gecikme, gebe koyunlarda abort, koçlarda sperm motilitesinde azalma ve plazma kortisol düzeyinde artış gibi etkileri de bulunmaktadır. EGF’nin üreme özellikleri üzerindeki negatif etkileri nedeniyle EGF uygulamasından sonraki 5 haftalık sürede çiftleştirme işlemleri yapılmaması tavsiye edilmektedir.

EGF’nin Büyüme ve Gelişme Üzerindeki Fonksiyonları

Transgenik farelerde EGF'nin büyüme üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmalar, EGF'nin büyümede geriliğe neden olduğunu göstermektedir. Bir araştırmada transgenik farelerin yarısının normal ağırlıkta doğduğu, erişkin ağırlıklarının ise normal ağırlığın yaklaşık %80'i kadar olduğu belirlenmiştir. Aynı araştırmada EGF'deki artışın serumdaki IGFBP-3 düzeyinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Kemik   gelişimi açısından ise endosteum ve periosteumda osteoblast birikimi gözlenmiştir.

Süt ile alınan EGF’nin büyüme ve gelişmedeki etkileri

Sütteki EGF'nin sıçan yavrularının büyüme ve gelişmelerindeki etkilerini belirlemek için yapılan bir çalışmada her grupta 9 sıçan yavrusu bulunan 4 grup oluşturulmuştur. 1. grup sadece anne sütü ile beslenmiş, 2. gruba anne sütüne ek olarak günde 0.1 mikrogram/g vücut ağırlığı düzeyinde EGF enjeksiyonu yapılmış, 3. gruba içeriğine 62 ng/ml EGF katılmış süt verilmiş, 4. grup ise EGF içermeyen süt ile beslenmiş ve sıçan yavruları 1-14 günlük yaşlarda izlenmiştir. 1. gruba kıyasla 2. gruptaki sıçan yavrularında gözler daha erken açılmış ve dişler daha erken patlamıştır. Karaciğer, böbrek, tiroid ve timus ağırlıklarıyla bereber toplam vücut ağırlığında önemli düzeyde düşüş gerçekleşmiştir. Ancak mide, pankreas, akciğer, adrenal bez ağırlıklarında ve barsak uzunluğunda artış olmuştur. Grup 3 ve 4 ise erken göz açılması, diş patlaması ve vücüt ağırlıkları bakımından grup 2'ye; mide, akciğer, tiroid ve timus bakımından grup 1'e benzerlik göstermiştir. Bunlara ek olarak grup 3 ve 4'teki sıçanların barsak uzunlukları grup 2 ile benzerlik göstermiştir.

Yağ dokusu gelişiminde EGF’nin rolü

EGF, adipoz doku gelişimi üzerinde de etkiye sahiptir. Yapılan bir araştırmada yeni doğmuş farelere 10 gün boyunca subkutan yolla EGF uygulamasının, doza bağımlı olarak vücut ağırlığı ile birlikte yağ pedi ağırlığında da düşüşe neden olduğu belirlenmiştir. 1 μg/g vücut ağırlığı dozundaki uygulamada yağ pedi ağırlığında yaklaşık %50 oranında azalma olduğu görülmüş, ayrıca yağ pedinde biriken trigliserid miktarında da düşüş olduğu tespit edilmiştir.

Kaynaklar:
Balcı S, Neşe N, Duman F, Yücetürk V, İşisağ A. 2013. Larinks skuamöz hücreli karsinomlarında EGF ve EGFR aşırı ekspresyonu ile EGFR gen amplifikasyonu ve kromozom 7 anöploidisinin değerlendirilmesi. İzmir.
Breitbart H, Etkovitz H. 2010. Role and regulation of EGFR in actin remodeling in sperm capacitation and the acrosome reaction. Israel.
Brown CF, Teng CT, Pentecost BT, DiAugustine RP. 1989. Epidermal growth factor precursor in mouse lactating mammary gland alveolar cells. North Carolina.
Chan SY, Wong RW. 2000. Expression of epidermal growth factor in transgenic mice causes growth retardation. Journal of Biological Chemistry. Japan.
Ciğer S. 1996. Yara iyileşmesi ve büyüme faktörleri. www.dermaneturk.com/yara_online/buyume_faktor.doc. Web sitesi.
Cros DL. 1993. Fibroblast growth factor and epidermal growth factor in hair development. Journal of Investigative Dermatology. USA.
Daniel L, Etkovitz N, Weiss SR, Rubinstein S, Ickowicz D, Breitbart H. 2010. Regulation of the sperm EGF receptor by ouabain leads to initiation of the acrosome reaction. Developmental Biology. Israel.
Grueters A, Alm J, Lakshmanan J, Fisher DA. 1985. Epidermal growth factor in mouse milk during early lactation: lack of dependency on submandibular glands. California.
Gow CB, Moore GP. 1992. Epidermal growth factor alters milk composition and fluid balance of lactating ewes. Australia.
Gupta C, Siegel S, Ellis D. 1991. The role of EGF in testosterone-induced reproductive tract differentiation. Department of Pediatric Nephrology, Children's Hospital of Pittsburgh. Pennsylvania.
Gürel A. 2007. Menstrüel siklusta tuba uterinada epidermal büyüme faktör reseptörlerinin dağılımlarının imminohistokimyasal olarak gösterilmesi. Ankara.
Hoşver E. 2010. Özofagus yanığına bağlı darlığın önlenmesinde kitozanın etkinliğinin epidermal büyüme faktörü (EGF) ile karşılaştırılması. Adana.
Kingston KL, Chan SY. 2003. Epidermal growth factor as a biologic switch in hair growth cycle. The American Society for Biochemistry and Molecular Biology. USA.
Lonergan P, Carolan C, VanLangendonckt A, Donnay I, Khatir H, Mermillod P. 1996. Role of epidermal growth factor in bovine oocyte maturation and preimplantation embryo development in vitro. France.
Moore GPM, Panaretto BA, Robertson D. 1983. Epidermal growth factor delays the development of the epidermis and hair follicles of mice during growth of the first coat. The Anatomical Record. USA.
Moore MC, Greene HL, Said HM, Ghishan FK, Orth DN. 1986. Effect of epidermal growth factor and artificial feeding in suckling rats. USA.
Mouihate A, Verrier D, Lestage J. 1996. Identification of epidermal growth factor-secreting cells in the anterior pituitary of lactating female rats. France.
Murillas R, Larcher F, Conti CJ, Santos M, Ullrich A, Jorcano JL. 1995. Expression of a dominant negative mutant of epidermal growth factor receptor in the epidermis of transgenic mice elicits striking alterations in hair follicle development and skin structure. USA.
Park JY, Su YQ, Ariga M, Law E, Jin SL, Conti M. 2004. EGF-like growth factors as mediators of LH action in the ovulatory follicle. Division of Reproductive Biology and Division of Reproductive Endocrinology and Infertility, Department of Obstetrics and Gynecology, Stanford University School of Medicine. USA.
Philip G, Moore M, Panaretto BA, Carter NB. 1985. Epidermal hyperplasia and wool follicle regression in sheep infused with epidermal growth factor. Journal of Investigative Dermatology. Australia.
Plaut K. 1993. Role of epidermal growth factor and transforming growth factors in mammary development and lactation. Burlington.
Playford RJ, Macdonald CE, Johnson WS. 2000. Colostrum and milk-derived peptide growth factors for the treatment of gastrointestinal disorders. American Society for Clinical Nutrition. USA.
Sakaguchi M, Dominko T, Leibfried-Rutledge ML, Nagai T, First NL. 2000. A combination of EGF and IGF-I accelerates the progression of meiosis in bovine follicular oocytes and fetal calf serum neutralizes the acceleration effect. Japan.
Serrero G, Mills D. 1991. Physiological role of epidermal growth factor on adipose tissue development in vivo. USA.
Shing YW, Klagsbrun M. 1984. Human and bovine milk contain different sets of growth factors. USA.
Şimşek B. 1998. Epidermal büyüme faktörü ve çene cerrahisindeki yeri. Sivas.
Turan B. 2010. Memeli çiftlik hayvanlarında büyüme faktörleri ve lif üretimi biyolojisi. Ankara.
Turgut A. 2007. Kolorektal karsinomların EGFR ekspresyonunun prognostik önemi. Ankara.
Yan YC, Sun YP, Zhang ML, Koide SS. 1998. Identification and expression of epidermal growth factor gene in mouse testis. China.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder