Antibiyotik nedir? Etkisini nasıl gösterir? - Onur Çelikörs

Antibiyotik nedir? Etkisini nasıl gösterir?


Bakterilerin üreme veya gelişmelerini önleyen ya da onlara öldürücü etkide bulunan biyolojik kaynaklı ya da sentetik olarak elde edilen maddelere antibiyotik denir. Antibiyotikler doğada, mantar, aktinomiset ve bakteri türleri tarafından üretilirler. Ürettikleri bu maddeler kendilerinden başka organizmaların yok olmalarını ya da daha fazla büyümelerini engelleyici etki yaparlar. Bu canlıların antibiyotik üretip bulundukları ortama salma nedenleri, diğer türlerle besin yarışı içinde olmalarıdır. Günümüzde antibiyotiklerin birçoğu sentetik olarak üretilmektedir.

Antibiyotikler Etkisini Nasıl Gösterir?

Antibiyotikler bakterilerin yapılarını hedef alırlar ve bu yapılara bağlanırlar. Bağlandıkları yapılarda, bakterinin yaşaması için gerekli olan metabolik olayları engellerler. Bunun sonucunda bakteri hücresi ölebilir ya da büyümesi tamamen durur. Kullandığımız antibiyotiklerde genel ilke, hastanın hücrelerine zarar vermeksizin, bakteri hücre yapısının bozulmasıdır. Antibiyotikler virüslere, mantarlara ve protozoalara etki etmezler. Bu yüzden, yalnızca bir bakteri enfeksiyonu söz konusuysa işe yararlar. 

Antibiyotikler Nasıl Sınıflandırılır?

Antibiyotikler etki mekanizmalarına ve kimyasal yapılarına göre sınıflandırılırlar. Etki mekanizmalarına göre:
- Hücre duvarı sentezini engelleyenler,
- Protein sentezini engelleyenler,
- Nükleik asitlere etki edenler olarak sınıflandırılırlar.

Hücre duvarı sentezini engelleyen antibiyotikler

Hücre duvarı sentezini engelleyen antibiyotikler, kimyasal yapıları içinde bir beta laktam halkası içerdiklerinden genel olarak "beta laktamlar" olarak adlandırılırlar. Hücre duvarındaki belli proteinlere bağlanarak, hücre duvarının devamlılığı için süregelen sentezi durdururlar. Bunun sonucunda bakteri şeklini kaybederek ölür. Bu yüzden beta laktamlar, hücre duvarı olmayan bakterilere etkisizdir. Temel olarak üç gruba ayrılırlar: penisilinler, sefalosporinler, penisilin ve beta laktamaz kombinasyonları.

Penisilinler: Penisilin, Penicillium chrysogenum adı verilen bir mantar türü tarafından üretilir. Doğal penislinler stafilokoklara ve streptokoklara etkilidir. Ancak son yıllarda bu antibiyotiklere karşı "beta laktamaz enzimi" üreten bakteri suşları çoğaldığı için tedavilerdeki kullanımları sınırlanmıştır. Beta laktamaz enzimi, beta laktamları yok eder. Aminopenisilinler ise doğal penisilinden laboratuarda elde edilen yarı sentetik antibiyotiklerdir. Ampisilin, amolsisilin ve bakampisilin, aminopenisilin türleridir.

Sefalosporinler: Sefalosporium adı verilen bir tür mantardan elde edilen beta laktamlardır. Genel olarak penisiline oranla beta laktamazlara daha dayanıklıdırlar. Günümüzde tedaviye giriş zamanlarına ve etki mekanizmalarına göre 1., 2., 3. ve 4. kuşak sefalosporinler olarak sınıflandırılırlar.

Penisilinler ve beta laktamaz kombinasyonları: Beta laktam adı verilen bu antibiyotiklerin beta laktamaz enzimi tarafından yok edilerek, antibiyotiğin etkisinin azaldığı görülmüştür. Bunun sonucunda beta laktam (antibiyotik) ile beta laktamaz inhibitörleri (yani enzimin antibiyotiği yok etmemesi için enzimi engelleyen maddeler) bir arada kullanılmaya başlanmıştır. Bu kombinasyona örnek olarak; ampisilin+sulbaktam ve amoksisilin+klavulanat verilebilir.

Protein sentezini engelleyen antibiyotikler

Bu antibiyotikler, bakteride protein sentezini sağlayan ribozomların çeşitli bölgelerine bağlanarak, bakterinin büyümesi ve yaşaması için gerekli proteinlerin yapımını engellerler. Bu gruptaki antibiyotik aileleri şunlardır; makrolidler, aminoglikozidler, tetrasiklinler, linkozamidler ve kloramfenikol'dür

Makrolidler: Streptomyces türleri tarafından üretilen benzer kimyasal yapılara sahip antibiyotiklerdir. 1952 yılında Filipinler'de topraktan üretilen Streptomyces erythratus'tan ilk makrolid olan eritromisin elde edilmiştir. Makrolidlere örnek olarak; eritromisin, klaritromisin, azitromisin verilebilir. Makrolidler yan etkiler açısından günümüzde en güvenilir antibiyotik grubudur.

Tetrasiklinler: Keşfedildikleri dönemde etki spekturmu geniş bir antibiyotik grubu olan tetrasiklinler birçok bakteri türünde direnç gelişmiş olması nedeniyle popülaritelerini yitirmiş durumdadırlar. Bu yüzden kullanımları çok kısıtlıdır.

Linkozamidler: Ribozomların aynı bölgesine bağlandıklarından makrolidler ile kullanıldığında antagonistik (makrolidlerin etkisini gölgeleyici) etki gösterirler. Diğer antibiyotik seçenekleri uygun olmadığında nadiren kullanılırlar. Antibiyotiğe bağlı kanlı ishalin en sık sebebidirler.

Nükleik asitlere etki eden antibiyotikler

Nükleik asitlere etki eden bu antibiyotik grubuna "kinolonlar" denir. DNA giraz adı verilen bir enzimi inhibe ederek DNA'nın üretimini engellerler. Sentez yoluyla elde edilirler. Günümüzde kullanılan 3. kuşak kinolonlara florokinolon da denir. 3. kuşak kinolonlardan en sık kullanılanlar; ofloksasin, siprofloksasin, norfoksasin ve levofloksasin'dir. Florokinolonlar spektrumları geniş olduğundan, bağırsak florasını bozabilirler. Bu yüzden bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi yan etkiler oluşturabilirler.

Antibiyotik eklenmemiş (solda) ve eklenmiş (sağda) petri kaplarında üreyen bakteriler

Geniş Spektrumlu Antibiyotik Ne Demektir?

Bir antibiyotiğin etkili olduğu bakteri gruplarının tümü "antibakteriyel spektrum" olarak adlandırılır. Her antibiyotiğin etki spektrumu aynı değildir. Günümüzde kullanılan antibiyotiklerin çoğunun etki spektrumu geniştir. Fakat geniş spektrumlu antibiyotik kullanmak bazı yönlerden risklidir. Bu antibiyotikler kullanıldığında, vücutta doğal olarak bulunan flora bakterilerine de etki edebilirler. Bu durum çeşitli sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, bir antibiyotiğin enfeksiyon etkeni olduğu düşünülen bakterilerin tümüne etkili olması beklenirken, diğer bakterilere, özellikle de sözünü ettiğimiz flora bakterilerine etki etmemesi için, bu antibiyotiğin en ideal spektrumu oluşturulur. Buna da "optimal spektrum" denir.

Not: Bu yazının hazırlanmasında Tübitak Bilim ve Teknik dergisinden yararlanılmıştır.
Yayını paylaş:
author

Hakkımda

Ben Veteriner Hekim Onur Çelikörs, 1989 yılında Ankara'da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden 2011 yılında mezun oldum ve yüksek lisansımı 2014 yılında Zootekni Anabilim Dalı'nda tamamlayarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı aldım. Askerlik görevimi yerine getirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde başladığım Veteriner Hekimliği eğitimimi 2020 yılında tamamladım. Bu web sitesinde hayvan sağlığı ve hayvansal üretim konularında yazılarımı yayınlıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönderme